Bugün havadan pek memnun değilim. Biraz daha kapalı olabilirdi bence hava. Ama sonuçta kasım ayındayız. Bir yaz gününde olmadığımıza şükredelim.
Bundan 9 ay önce yoğun alkol kullanımı, kötü beslenme, ekran bağımlılığı, Türkiye'de yaşama ve mizantropiden kaynaklanan bir depresyona girmiştim. Depresyona sık sık girip çıkan bir insan olarak, sümük gibi gezindiğim bunalımlı süreci fazla uzatmamak adına hemen sadık antidepresanım cipralexe başladım. Fakat cipralex bana her zamankinden daha fazla yan etki yaptı. Sürekli uykulu uykulu gezdim. Yaklaşık 6 ay uykulu bir şekilde gezip kendime sürekli "Acaba şu an 10 üstünden kaç uykum var?" sorusunu sorduktan sonra, sürekli bu soruyla yaşamak saçma geldi. Cipraleximi yarıma indirdim. Şimdi 3 aydır yarım cipralexle hayata devam ediyorum. Dozum çok iyi. Tıpkı insanın 50 cc bira eksik doğmuş olması gibi, yarım cipralex de eksik doğmuş olabileceğini düşünüyorum. Yarım doz sayesinde insan, hem karanlık taraflarıyla temasta kalıyor hem de çok kötü hissetmiyor kendini. Harika bir kıvam bu. Keşke sonsuza dek yarım cipralex içebilsem. Ama herhalde 1 sene sonra bırakırım. Yarım lustral nasıldır onu da merak ediyorum aslında. Belki bir sonraki depresyon dönemimde de onu denerim.
Bir süredir hayatımda önemli bir gelişme olmuyor. Kitabım, benim vapur satıcılığım haricinde fazla satmadı. Ne kariyerimde ilerleyebildim ne de para kazanabildim. Alkol, sigara, tatlı ve ekran bağımlılığı çevresinde mücadele verip duruyorum. Komşularımdan nefret ediyorum. Topluma olan nefretimin simgesi gibi oldu komşular. Bugün yine hayatıma bakıp "iyi ki çocuk yapmamışım" diyorum. Agucuklu, bugucuklu mizantropi çok fazla içsel çelişkiye yol açardı. En iyisi hayata şu basit ilkelerle devam etmek:
İçmeyebiliyorsan içme,
Abur cubur yemeyebiliyorsan yeme,
Sosyalleşebiliyorsan sosyalleş,
Spor yapabiliyorsan yap.
Görsel: Christophe Jacrot

No comments:
Post a Comment