Friday, September 11, 2009

ş'yi görmek gerekir

yıllarca türkçe konuşup yüklemi sonda cümleler kurmaya alıştıktan sonra; dünyanın en iyi ingilizcesine bile sahip olsam özneden sonra hemen yüklemi getirmek benim için zor bişiy çünkü yüklemin ne olacağına o kadar çabuk karar vermeye hazır diilim, kafam öyle çalışmıyor.

Sunday, September 6, 2009

neden se kozmik sağa çekiyo

aklıma süper bifikir geldi. 4 tane çocuk doğurucam ve hepsine hayatın anlamını farklı benimseticem. birini mesela bilime çok yönlendiricem ve bilimin açıklayamadığı şeylerle uğraşmamasını sağlicam. o çocuk agnostik olucak, bakalım nasıl yaşıyo.

bir diğerini ateist yapıcam, hayatın anlamının fiziksel hazlar olduğunu söylicem, sex drugs and rock n roll şeklinde yaşicak o.

öbürünü panteist yapıcam, evrensel enerjilerden falan bahsedicem, meditasyon ve reikiyle uğraşmaya başlicak, hayatın anlamını ruhunu arındırmakta bulacak.

sonuncusunu ise tek tanrılı din mensubu yapıcam, hayatın amacının erdemli yaşamak olduğunu söyliycem, iyilik yapmaya çalışıcak hep.

bu çocukları zaman zaman yurt dışına yollicam, bakalım farklı kültürlere nasıl tepki veriyorlar; ayrıca hepsini aynı kişiden doğurucam ki genetik etmenler mutluluk seviyelerini fazla etkilemesin, hammaddeleri aynı olsun.

6 ayda bir hepsini ayrı ayrı terapiye alıcam; saplantılarını, mutluluklarını, olaylarla başetme tarzlarını falan inceleyerek bir çizelge hazırlicam. mesela mutsuzsa, "bu mutsuzluğunun şiddetine 10 üstünden not ver" dicem; yani benim mutluluk kriterlerime göre diil, onların kendi mutluluk kriterlerine göre hesap yapıcam, sonuca göre hangisinin en mutlu olduğuna karar vericem. hem subjektif hem de nesnel bi deney olmuş olucak böylece.

çocukları 30 sene falan bu şekilde gözlemledikten sora bi kitap yazıcam. 4 çocuk üzerinde yaptığım deneyler sonucu en mutlu olan çocuk x(artık hangisi çıkarsa) tarzda bi hayat yaşayan çocuk oldu dicem. 6 ayda bir yaptığım terapileri, gözlemlerimi falan ayrıntılı bi şekilde bu kitapta toplicam. insanlık çok önemli dersler çıkarıcak bu kitaptan.

Friday, September 4, 2009

kendimi taşınabilir kütür varlıkları gibi hissettiğim nadir anlardan biriydi

her şarkının bi rengi olduğuna karar verdim. bilmiyorum, belki de her grubun bi rengi vardır. mesela dolorian kesinlikle açık maviyle gri karışımı bir renk. sağ üstte fotoğrafım var ya onun tonunda.

mesela bergraven kahverengi gibi ama bergraven'ın kahverengi olmasında eski myspace sayfalarının etkisi büyük.

shining: siyah
anekdoten: turuncu
the code: metalik gri
arcturus: kırmızı
novembers doom: koyu gri
ved buens ende: sarı
mogwai: açık gri
black heart procession: orta mavi
tiamat: lacivert

ben maviyi diğer renklerden daha az sevdiğimi düşünürdüm ama baya grup mavi tonlarında çıktı. o diil de anladığım kadarıyla benim öyle yakından tanıdığım, samimi olduğum bi yeşil grup yok. aslında mor grup da yok ama ben nedense yeşil grubun olmamasına daha çok şaşırdım. mor sanki zaten olamaz. mor ve ötesi bile mavi çünkü bence.