Geçen hafta Mehmet
Deniz ve Ece, Yalıçapkını evinden çıkmaları gerektiğini, istersek bizim 10 gün kirası ödenmiş o evde kalabileceğimizi söyledi. Buna çok sevindim; çünkü her yazarın hayali
güzel manzaralarda bulunmak ve oraların tadını çıkarmaktır. Üstelik resimlerim
için de güzel imgeler toplayabilirdim bu güzel ortamı deneyimlerken.
Barış'la
hazırlanıp aynı gün Yalıçapkını evine yerleştik. Eve yerleşince nehire sıfır verandaya çıkıp rüzgardan
uçuşan sazlıkların sesini dinleyerek soğuk havayı içime çektim. Sadece kuşların ve yaprak hışırtılarının sesinin duyulduğu, etrafında tek bir
insanın bile olmadığı bu doğa evi, güzelliğiyle beni o kadar etkiledi ki evde
bulduğum birayı açıverdim hemen. Salondaki masaya kurulup camdan dışarıyı
hayran hayran izleyerek yazı yazmaya koyuldum. Bir süre sonra biram bitti, evde
başka bira yoktu. Az bir şey rakı vardı, normalde farklı içkileri karıştırmayı
sevmesem de mecburen rakıyı da içmek zorunda kaldım. Rakıyı içerken Yasemin'e
evi ve evin manzarasını içeren birkaç fotoğraf attım. Yasemin ev çok güzel
olduğu için ne içsem haklı olduğumu söyledi. Sonraki günler evin huzurlu
sessizliği içinde bol bol kitap okudum. Ecem'in verdiği Kadınlar Ormanı
kitabını bitirdim. Hem kitap hem ev çok güzel olduğu için ikisinin kombinasyonu
da harika oldu.
Yalıçapkını
evinde sanki şehir dışında yaşıyormuş gibi oldum. Hiç merkeze gidesim
gelmedi. Bahçedeki şezlongda üstüme battaniye alıp kahve içtim sabahları.
Akşamları yaratıcı yemekler yaptım. Öğlenleri ise Barış'la cigara içtik. Nereye
baksak manzara o kadar güzeldi ki "ne içsek haklıyız" diye düşündük
hep. Bir ara Yasemin bize geldi, bahçede ateş yaktık. Ateşle mücadelemiz çok inişli çıkışlı oldu. Öyle ki bir spikerin bu ateş yakma müsabakasını sunması gerektiğini
düşündüm. Şöyle bir sunum olabilirdi: "Evet Barış ince bir odun atıyor
ateşe, maalesef odun ateşi boğdu ve dumanlar çıkmaya başladı, begüm ufak bir
kuru yaprak atarak ateşi tekrar harlamaya çalışıyor, AMAN TANRIM odunlardan
biri devrildi, heyecanlı dakikalar, devrilen odunun terlediği göze çarpıyor,
acaba yaş odun mu kullandı ateş yakma milli takımı, Yasemin'in alanına yanan
bambulardan biri devriliyor, yasemin bambuyu fark etmedi, yasemin bugün
formunda değil mi yoksa, begüm Yasemin'in bambusunu alıp ateşe geri attı ama
bambu yanlış taraf gitti." Bunun gibi şeyler söyleyebilirdi sunucu.
Normalde
masal evinde 1 hafta kalmayı planlamıştım ama 5. gün hava birden soğuyunca çok
üşümeye başladım. Ayrıca yağmur yağıyordu, yağmurda bahçeye de verandaya da çıkılamadığı için eve hapsoluyordu insan, bu nedenle yavaştan gerçek evime dönmeye karar
verdim. Yağmurun delicesine yağıp havanın kapkaranlık olduğu o son gün, bir ara
içime dolup taşan ilhamla birlikte siyah ukulelemi alıp balkona çıktım. Sağanak
yağmurun ve hışırdayan sazlıkların sesine uğursuz ukulele melodilerimle eşlik
ettim. Ben öldükten sonra diğer tarafta hayatımla ilgili bi belgesel
hazırlanırsa kullanılabilecek atmosferik ve büyülü bir andı bu.
Görsel: Jeremy Miranda