Saturday, October 22, 2011

depresyonla olan savaşında depresyonun tarafını tutarsan asla iyleşemezsin / melis

bu sabah yataktan kalkmak için neden bulamadığımdan işe geç kaldım. aslında işim gayet eğlenceli. yan odadan "geciktiğim için kusura bakmayın, petrol sondaj makinası kapaklarıyla ilgili küçük bi açıklama yapmam gerekti de" diyerek gelen bir en iyi arkadaşım var ve "senin molaya çıkarken izin almana gerek yok, çünkü boşluğu koruyosun" diyen bi patrona (aynı zamanda en iyi 2. arkadaşa) sahibiz. işimizse, ismi "eflatun kavisli isimsiz nesne" olan şeyin ismini soranlara cevap vermek olarak özetlenebilir.

ama işte bu sabah uğruna yaşayabileceğim şeyleri bi gözden geçirip hiçbir şey bulamayınca yataktan kalkmakta gerçekten zorlandım. adeta dünyadaki hiçbir şey kendisini sevmeme izin vermiyordu. yataktan ön gördüğüm saatten yarım saat geç kalkınca treni kaçırıp minibüse binmek zorunda kaldım ve minibüsçü durup dururken kapıyı açıp beklemek gibi pis bi huya sahip olduğu için vapuru kaçırınca, kimsenin şahit olmak istemeyeceği bi sinir krizi geçirmenin eşiğine geldim. insanların özel alanına olan aşırı saygımdan, bu sinir krizini içime atıp mide ağrısına dönüştürmem uzun sürmedi.

günümün geri kalanında ise başkasının özel alanına aşırı saygıyla kendi benliğine saygısızlık arasındaki ince çizgiyi düşündüm. bunun cevabını ararken yine insanları sayıya boğdum. bu konudan uzaklaştığım nadir anlarda manzara kelimesinin tdk'daki tanımını tahmin etmeye çalıştım. patronum herkesin 9 saat boyunca dedikodu yaptığı bu yerde, vakit geçirme biçimimi çok erdemli bulduğunu söyledi.

iş çıkışı kadim dostumun duygudurum bozukluğuna eşlik ettim. bu deliliğin tarihe geçmeyecek olmasına çok üzüldüm. bence klinik psikoloji kitaplarının nevrozlar bölümünde bu sohbetin ses kaydı örnek olarak tutulmalıydı.

şimdi ev burası. biran önce yatsam iyi olur. yatmadan önce yarın sabah yataktan kalkmak için bi neden bulsam ya da en azından yarın giyeceklerime karar versem sabahki begüm'ün işini baya kolaylaştırmış olurum. 1.'nin cevabını bulmak çok uzun sürer, 2. ise benim düşünemeyeceğim kadar dünyevi bi mesele. sabah begüm'ünden şimdiden özür diliyorum.

Monday, October 10, 2011

ben daha önce hiç ağırbaşlılık görmedim

avukat arkadaşım müge bilirkişiden bahsederken, bilirkişi olmanın tam bana göre bi meslek olduğuna karar veriyorum. çok havalı bi ismi var. sonra mügeye bilirkişi olmak için ne yapılması gerektiğini soruyorum. üniversite bitirip başvurmak gerekiyormuş ama hiç felsefe mezunu bilirkişi görmemiş. inanılmaz bi durum, mahkemelerde hiç varlıkla ilgili problem çıkmıyor mu? müge somut konuları bilmek gerektiğini söylüyor. ben hiçbişey bilmiyorum ama bişey bilmiyor olmakla ilgili çok şey biliyorum; hatta bütün hayatım bunun üstüne kurulu. eğer bişey bilmiyor olmakla ilgili bilirkişi gerekirse çekinmeden arayın diyorum.

teachers burası. sosyal ortamlara girmek için fazla sağlıksız olduğumuzu 64. farkedişim. biraz konuştuğumda, evdeyken orda bulunmaması gereken bi domatese ingilizce küfür ettiğim ortaya çıkıyor. ortamdaki yeni tanıştığım kişilerin benimle ilgili sahip olduğu ilk bilgi bu. sonra müge, küçükken rüyasında domateslerin hep onunla konuştuğunu ama biraz büyüyünce o domatesleri ezdiğini anlatıyor. mügeyle ilgili ilk bilgi bu. ardından melis en trajik haliyle, hayatımda o kadar çok orda bulunmaması gereken bi domates oldum ki, lütfen domateslere hiçbi dilde küfür etmeyelim diyor. melisin durumuna çok üzülüp daha da saçmalamaya başlıyoruz. deliyiz meliyiz ama eğleniyoruz en azından, yan masa gibi sıkıcı değil.

Monday, October 3, 2011

kendinle aynı fikirde diilsin bence

cicenk: ya bu niçeye niye nihilist diyip duruyolar ben anlamıyorum
nihilist o rus romanlarındaki kahramansa
niçenin yakından uzaktan alakası yok gibi

begüm: rus romanlarınki kahramanın özelliklerini söyle

cicenk: yaşamak istemiyo
yaşam çok anlamsız falan böyle
ağacın dibinde oturuyolar sıkıcı sıkıcı
ama anlamadığım orda da çocuk bilimle mi ne uğraşıyodu
o kadar nihilistsen
bırak hiç bişeyle uğraşma
bırak ya bırak tamam derdim tanısam
senin yaptığın bilimden nolacak derdim

begüm: wee56ut9y68ıyouıofyutfyt
hakkaten he
herşeyi anlamsız ve değersiz bulan biri bilimle uğraşma çelişkisi göstermesin
hayatta kalıcak kadar yiyip bütün gün karamsar şeyler düşünsün
sonra da aşırı sıkılırsa kendine zorla film izletsin
aa bu benim hihihi
nihilist olduumdan hiç haberim yoktu
varoluşçuyum sanıyodum

cicenk: bana bir varoluşçu nasıl olur
anlatabilir misin peki

begüm: tabii
varoluşçu, dünyaya bi amaç için getirililmediğini kabullenip kendi özgür iradesiyle yaptıklarının sorumluluğunu alarak eylemlerini sahiplenen, bu dünyadaki oyuncakları sevmeye başlayan onlara kendi ölçütlerince değer falan veren biri

cicenk: bi amaç için derken
yani hayatın anlamını ararken mesela, bu dünyaya bi nedenle gelmiş olmalıyım
demeyen biri manasında mı

begüm: yani tanrı tarafından verilmiş bi misyonu yok
hayatın kendiliğinden sabit bi anlamı olmaması anlamında

cicenk: ha

begüm: yapmamız gerkeen spesifik bişey yok
mesela doğayı referans alıp üremek diyebilirsin
ama üremesen de üremessin yani
o bile zorunlu diil

cicenk: hum
kafama birden bi soru yığılması oldu
şimdi mesela
bi insanın iradesinin gelişmişliği
eğitime falan bağlanabilir mi

begüm: hıhım
farkındalık arttıkça özgür irade artar
farkındalık arttıran bi eğitimse o zaman bağlanabilir

cicenk: o zaman özgür irade tamamen insan doğasından gelen bir şey değil

begüm: özgür irade arttırım potansiyeli geliyo ama
yine de kiminin 1 metrekare özgür iradesi var
kiminin 100
hayvanla-sartre arası değişen bi özgür irade yelpazesi

cicenk: eufhuaea
ama yine de aydınlanmadım
bi dakika
sartre bu dünyadaki en özgür iradeli insan olsa mesela

begüm: hıhım
olsamesela

cicenk: oldu tamam
ve dünyaya üremek için gelmediğine inanıyor

begüm: hıhım iradesini doğanın üstünde tutmuş

cicenk: ya ama zimbamwedeki adam da öyle geldiğine inanmıyodur ki

begüm: doğa bi din gibi zaten
sadece daha somut

cicenk: sartre ın doğanın üzerine çıkacak
güçleri olduğundan olamaz mı
bizzat doğayı egemenlik altına alabileceğine inanılmaz inanmış bir medeniyetten geldiği için olmuşsa

begüm: aklı doğanın üsütnde tutan bi kültürden geldii için böyle düşünüyo olabilir hatta öyle çünkü hepimiz toplumsalız
neyse galba sen şey diye düşündüğün için kafan karıştı
şimdi sartre ın fikirlerini oluşturan şey toplum, ayrıca iradesinin malzemelerini doğadan alıyo
demek ki özgür irade o kadar özgür diil gibi düşündün
yani sartre ın bi karar verirken kullanıcağı ölçütler sağdan soldan toplama
herşeyden bağımsız bi benliği ya da karar mekanizması yok

cicenk: hayır ama ıssız adada değil ya bu insan
ıssız adada olsa çişimi bugün öyle salıyorum da diyebilirdi
hangi düşüncenin sana ait hangisinin
bi yerden apartma olduğunu anlamak
o kadar kolay olmasa gerek diyorum ben sadece

begüm: tamamen sana ait bişey yok ki olum
birinden direkt alıntılamadıysan
içindeki diğer ölçütlerle birleştirip ona ulaştıysan senin sayılır

cicenk: işte ben o noktada hep çok tedirginim
çünkü ben tam algılayamıyorum
yani ne kadar özgür irademle verdim o kararı
gerçi karar vermedeki özgür irade
biraz daha farklı bişey olsa gerek

begüm: somut bi karar örneği üstünden gitsek daha iyi

cicenk: ya ama özgür iradenle karar vermek dışında
ne yapıyosun
kendi ahlak anlayışımın bana mı ait
apartma mı olduğunu tam anlamıyorum ben

begüm: sana ait olması diye bişey yok ki

cicenk: of bilmiyorum bu özgür irade sorunu çok sorunlu

begüm: sen dediğin zaten %50 genlerin ve insan doğası
%20 toplum
%20 arkadaşlar

cicenk: arkadaşlar mı
efuheuhua
o da toplum sayılır

begüm: %10 ünlüler
ünlü dediğim niçe falan

cicenk: ünlüler mi

begüm: ahuehua

cicenk: adsuahduah
efhuahsauhud

begüm: benim için ünlü

cicenk: anladım

begüm: sanki sen diye
herşeyden bağımsız bi varlık varmış gibi konuşma
sen dediğin şey işte bunları belli oranlarda kendine özgü şekilde karıştıran bi mixer
mixer olduğumuzu ben de şu anda öğreniyorum

cicenk: eufhuasuahduahduahdiasld
sartre nasıldı mesela
tanıdığın kadarıyla anlatır mısın
eufheuha

begüm: sartre çok iyi karıştırıyo
mesela sırf yüzde 50 nin dediini de yapabilirsin
sırf 20 nin dediini de

cicenk: ya o hep bunalımda değil miydi ya

begüm: ne kadar karıştırırsan o kadar özgür irade
yok ya ne bunalımda olcak
kafam kadar kitap yazmış
varlık ve hiçliği biliyosundur

cicenk: atıp tutmasın di mi
biliyorum
ama okumadım

begüm: onu yazıcak kaadr motive olduysa bunalımda demem ben ona

cicenk: bunalımdan hiç haberleri yokmuş çidden bunların ya

begüm: ben de bazen bloguma bakıp yoksa bunalımda diil miyim diyorum
neyse özgür iradeyi anladın mı
sartre la hayvan arasındaki farkı

cicenk: eh işte yani
özgür iradenin imkansızlığı
diye bi kitap yok mu
yoksa hemen yazıim

begüm: sen özgür iradeye inanmadın
mixer olduunu kabul etmek istemiyosan anlarım
hern34uı5n6e

cicenk: eufhuashuh
hayır mixer olduğumu anladım da
çok güzel dönüyorum ama
her biri benden bağımsız şeyleri karıştırıyorum
ha ben karıştırınca şeyoluyo diyosun
anladım aslında

begüm: anladın da yerine oturması için biraz zaman lazım
buzdolabı givi

cicenk: ama sen karıştırmak istemesen de ister istemez kendiliğinden araya fazla karışan durumlar olabiliyor

begüm: hıhım
aslında benim şey kafamı karıştırmıştı
niçe şey demişti bi keresinde
kontrol etmek yoktur bastırmak vardır
mesela ben mix yapıyorum
mesela karışıma %30 doğa %30 ünlüler %30 arkadaşlar %10 toplum aldım diyelim
baştaki rakamlardan yola çıkarsam
demek ki doğanın %20 sini bastırmışım
toplumun %10 unu bastırmışım
arkadaşlarla ünlüler nasıl arttı
fake bi artış mı
ahuhea

cicenk: işte ben de o yüzden ö.i.i(özgür iradenin imkansızlığı) diyorum
çünkü fake değil ama duruma göre bi artık
biraz nabza göre şerbet artışı

begüm: bi dakka sen niye nabza göre şerbet diyon
duruma uyum sağlamak kötü bişi mi

cicenk: yani duruma göre yapmışsın o mix mi demek ki

begüm: neye göre yabıcaktın
zaten duruma göre yabıcan olum

cicenk: işte kendi özgür iraden olsaydı saf böyle
safasaf
ben şunu merak ediyorum aslında
şimdi sen
hayvansın ya aslen
seni adada doğurup bıraksaydık
hayatta kalabilseydin ve de işte
dediğin gibi bi özgür iraden olmayacaktı
ee o zaman bütün özgür irade
yaşadığın toplumsal çevreden geliyor demektir
o zaman mixer in de senin değil
yani burda ben, mixerin tamamen benim öz mixerim
ya da o mixerin "ben" olduğumdan emin olamam diyorum

begüm: beni mixer haline getiren şartlar toplumsal evet
ama mixer benim
mixerimden başka bişeyim yok
mixer de sen diilsen sen diye bişey yok zaten
sen diye bişey olduğunu zaten nerden çıkardın

cicenk: işte ben de onu diyorum auhuehaas

begüm: biz sana bişey söylerken karışıklık olmasın diye "sen" diye bi kelime kullanıyoruz
yoksa sen diye bişey yoktur
ahuhruah

cicenk: acaba yok mu lan diyorum

begüm: yok tabi olum
tamamen sana ait bişey söyle

cicenk: yok işte diyorum sabahtan beri
nası söyliyim
mixer bile benim mi emin değilim diyorum
eufheuhas
ay çok korkunç
korkunç denmez ona aslında

begüm: bunu söylüyen kim

cicenk: gri gibi geldi bi an
kim

begüm: sana bunları söyleten de sen diilsin ki

cicenk: ha
ben de ünlülerden biri söyledi sandım
asdasfds

begüm: mixer benim mi bilmiorum diyen de sen diilsin
uıkl34btıhers6ıoe5yne5x

cicenk: bunu söyleyen kim
pilaton
diceksin sandım bi an

begüm: ahuehauyhe
bence mixeri ben olarak kabul edip bu aslında yokuzculuktan kurtulalım

cicenk: aduhsauh
mixer benim mi bilmiyorum diyen de işte iki satır felsefe okudu diye herşeyden böyle bi nem kapan bi insan
ben değilim
okumasam bankada çalışıyo olacaktım
ama fakir olucam sanırım sırf entellik uğruna
asdlkjh

begüm: auhaeuhae

cicenk: evet neyse bence de mixer biziz diyelim ve kurtulalım

begüm: ya bence zaten burda "ben hissiyatı" nı temel alalım
sonuçta mixerin ben olduğunu kabul etmesen bile bağımsız bir benin varlığı hissi geçmez
geçerse zaten buna "yabancılaşma" denir
davranışlarını ve onların sonuçlarını sahiplenmezsin
daha çok %20 nin dediğine falan bırakırsın kendini
özgür iraden de gittikçe azalır