Çocuk sahibi olmak isteyip istemediğim konusundaki kafa karışıklığımı
sonunda çözdüm. Çocuk sahibi olmanın norm olduğu bir kültürde yetiştiğim için,
gençken ileride çocuğumun hatta çocuklarımın olacağını düşünmüştüm hep. Başka
bir seçenek aklıma bile gelmemişti. Sonra 20'lerime gelip de akranlarımın çocuk
ilgisini görünce, bende hiç böyle bir ilgi olmadığını keşfettim. Evlenip çocuk
yapan pek çok arkadaşım ve yaşıt akrabam vardı ama benim hayat çizgim
onlarınkinden bariz farklıydı, çocuk yapmamış kadınlarla daha ortak görünüyordu
benim gidişatım. Ardından rehber öğretmen olup çocuklarla bol bol vakit
geçirince çocuk sevgimde bir artış hissettim. Üstüne Barış'a aşık olup Barış'ın
da çocuk meselesine olumlu baktığını görünce "olabilir" diye
düşünmeye başladım.
"Olabilir" diye düşündüğüm dönemden bu yana yaklaşık 2 sene
geçti. 2 senedir korunmuyoruz fakat çocuğumuz olmadı. Korona pandemisinde
olduğumuz için ve hastaneye gitmek sıkıcı bir süreç olduğu için, Barış'ın da
benim de doktora gidip bunun nedenini araştırasımız gelmedi. Ben de bu belirsiz
ama uzun süreçte bol bol, çocuk sahibi olup olmamanın benim için anlamını
düşündüm. Bu işin artılarını ve eksilerini ölçüp biçtim, çocuğu olan
arkadaşlarımla konuştum, annelikle ilgili yazılar okudum ve en sonunda çocuk
istemediğime kesinlikle karar verdim.
Çocuk istemediğimi kendime itiraf edince şu "olabilir" diye
düşündüğüm dönemde bile çocuk işine en fazla %65 sıcak bakabildiğimi fark
ettim. Çoğunlukla %50 %50 ya da %60 %40 şeklinde bir oran vardı çocuk isteme ve
istememe kararımda. Yani çocuk sahibi olmak içime hiçbir zaman tam olarak
sinmemişti. Şimdi ise artık %99,9 istemediğimden eminim. Ne olur ne olmaz diye
tekrar korunmaya başlayacağım ve düşük bir ihtimal ama yine de yanlışlıkla
hamile kalırsam fetusu aldırma ihtimalim yüksek. Barış da bu kararıma saygı
duyuyor.
Şimdi çocuk istemememin benim için en önemli sebeplerini yazacağım. Aslında
geçmişteki kendimin verdiği kararlara güvenen birisiyimdir, dolayısıyla bu
kararımı sonradan sorgulayacağımı ya da "neden doktora gidip bu işin
peşini kovalamadık" diyeceğimi sanmam. Ama yine de gelecekteki kendimin,
eski kendimin neden çocuk yapmak istememiş olduğunu merak etme ihtimaline karşı
bu konudaki düşüncelerimi toparlamak istiyorum:
1. Çocuk doğurma, emzirme ve bakım sürecinin fiziksel olarak çok
hırpalayıcı olduğunu düşünüyorum. Zaten mide sorunlarım ve vidalarım
var, bir de hamilelikle kendime eziyet etmek istemem. Çocuğu kucağına al,
kaldır, indir derken bel ağrısı olacak, sezaryenle doğurayım derken durduk yere
ameliyat olmam gerekecek. Hamileliğin son aylarında nefes darlığıydı, reflüydü
bir sürü fiziksel acıyla uğraşacağım. Benim için mutluluğun en önemli
bileşenlerinden biri fiziksel esenliktir, bunu birkaç seneliğine bile olsa
kaybetmek istemem. Ayrıca uyumak hayattaki en sevdiğim şeylerden biridir, bir
kaç yıl uykudan mahrum kalmak da istemem.
2. Çocuk sahibi olmanın psikolojik olarak yıpratıcı olduğunu
düşünüyorum. Anneliğin getirdiği hormonların yarattığı duygusallıklar
bir kenara, bir insanın annesi olmak bence çok yorucu. Bu çocuğun hastalığı
olacak, üzüntüsü olacak, başını belaya sokması olacak, bu tarz durumlarda bol
bol olumsuz duygu hissedeceğim. Dönem dönem anksiyete ve depresyon sorunları yaşayan
ve genel olarak enerjisi düşük olan bir insan olarak, bu kadar çok iniş çıkış
ve olumsuz duyguyla baş etmeye çalışmak istemiyorum.
3. Türk aile yapısına dahil olmanın bana iyi gelmeyeceğini
düşünüyorum. Benim ebeveynlik ilişkisine bir alerjim var. Birisinin
çocuğu olmam düşüncesine bir türlü ısınamadığım gibi, bu şema üstüne kurulan
ilişki tarzını da çok boğucu buluyorum. Ebeveynlerin, bizi kendilerinin
uzantısı olarak gördükleri için ister istemez bazı beklentilerinin olması ya da
mutsuzluklarımız gibi konularda gereğinden fazla kaygılanmaları veya inkar
moduna geçmeleri aile ilişkilerini çoğunlukla yüzeyselliğe mahkum ediyor bence.
Barış da ben de ailelerimizle şu an güzel bir arkadaşlık ilişkisi içindeyiz. İstediğimiz
zaman arıyor, özlediğimiz zaman görüşüyoruz. Böyle olmasından memnunuz. Bir
torun ise bu ilişki dinamiğini ister istemez değiştirir. Çocuğu büyütürken
ebeveynlerimizin desteğine ihtiyaç duyacağımız için yeni bir ilişki tarzı geliştirmemiz
gerekir. Torun vasıtasıyla geleneksel bir akrabalık bağı içine girmenin beni
sıkacağını düşünüyorum.
4. Toplumla tekrar iç içe geçmek bana iyi gelmez. "Bir
çocuğu yetiştirmek için bir köy gerekir" lafı boşuna değil. Çocuk sadece
benim ya da babasının bakımıyla ve etkisiyle büyümeyecek. Mecburen toplum da
işin içine girecek. Toplumun eğitim sisteminden, kültüründen, ekonomik
koşullarından ve baskılarından nasibini alacak bu çocuk da. Ülkemizin toplumsal
yapısını hiç beğenmediğim ve hayatımın son 10 yılını bu toplumsal yapının
benliğime verdiği zararları geri almakla geçirdiğim için, dünyaya getirdiğim
yeni kişinin aynı dandik süreçlerden geçişini oturup izlemek benim için sinir
bozucu olacaktır. Kendi içimdeki toplumu çökertmeye çalışırken yeterince
sıkıldım zaten, yeni bir insanla birlikte tekrar aynı süreçlerden geçmek
istemiyorum.
5. Kendime vakit ayıramamak ve yaşadıklarımı sindirememek benim
için kötü bir senaryo. Bitişiğimizdeki yan komşunun çocuğunu
duyuyorum, günde 15284 kere "annee" diye bağırıyor. Görünen o ki
çocuk okula başlayana dek oturup güzelce odaklanarak bir şeyler yapmak mümkün
değil. Çocuk ikide bir seni çağırıyor, peşinden ayrılmak istemiyor, bir şeye
ihtiyacı oluyor ya da çocuk için yapman gereken bir şeyler oluyor. Yazmayı,
çeşitli sanatlar üretmeyi ve yaratıcı olmayı seven bir insan olarak, iç dünyama
zaman ayıramamak benim için 35 yıl boyunca emek verip büyüttüğüm şeyleri devam
ettirememek demek. Kendi içime odaklanıp, yaratıcı üretimler yaparak hayatı
sindirerek yaşamak yerine çocuğun peşinden koşturup günlerin nasıl geçtiğini
anlamadan yılları bitirmek bana hiç uymuyor. Gelecek planım kesinlikle bu
değil.
Kısacası çocuk sahibi olmak bana göre değil. Çocukları çok seviyorum ama
ben kendi bildiğim gibi yaşayacağım.
Görsel: Jamie Heiden

No comments:
Post a Comment