Monday, May 17, 2021

Hangi yıldasın şu an?

 


Çocuk sahibi olmak isteyip istemediğim konusundaki kafa karışıklığımı sonunda çözdüm. Çocuk sahibi olmanın norm olduğu bir kültürde yetiştiğim için, gençken ileride çocuğumun hatta çocuklarımın olacağını düşünmüştüm hep. Başka bir seçenek aklıma bile gelmemişti. Sonra 20'lerime gelip de akranlarımın çocuk ilgisini görünce, bende hiç böyle bir ilgi olmadığını keşfettim. Evlenip çocuk yapan pek çok arkadaşım ve yaşıt akrabam vardı ama benim hayat çizgim onlarınkinden bariz farklıydı, çocuk yapmamış kadınlarla daha ortak görünüyordu benim gidişatım. Ardından rehber öğretmen olup çocuklarla bol bol vakit geçirince çocuk sevgimde bir artış hissettim. Üstüne Barış'a aşık olup Barış'ın da çocuk meselesine olumlu baktığını görünce "olabilir" diye düşünmeye başladım. 

"Olabilir" diye düşündüğüm dönemden bu yana yaklaşık 2 sene geçti. 2 senedir korunmuyoruz fakat çocuğumuz olmadı. Korona pandemisinde olduğumuz için ve hastaneye gitmek sıkıcı bir süreç olduğu için, Barış'ın da benim de doktora gidip bunun nedenini araştırasımız gelmedi. Ben de bu belirsiz ama uzun süreçte bol bol, çocuk sahibi olup olmamanın benim için anlamını düşündüm. Bu işin artılarını ve eksilerini ölçüp biçtim, çocuğu olan arkadaşlarımla konuştum, annelikle ilgili yazılar okudum ve en sonunda çocuk istemediğime kesinlikle karar verdim.

Çocuk istemediğimi kendime itiraf edince şu "olabilir" diye düşündüğüm dönemde bile çocuk işine en fazla %65 sıcak bakabildiğimi fark ettim. Çoğunlukla %50 %50 ya da %60 %40 şeklinde bir oran vardı çocuk isteme ve istememe kararımda. Yani çocuk sahibi olmak içime hiçbir zaman tam olarak sinmemişti. Şimdi ise artık %99,9 istemediğimden eminim. Ne olur ne olmaz diye tekrar korunmaya başlayacağım ve düşük bir ihtimal ama yine de yanlışlıkla hamile kalırsam fetusu aldırma ihtimalim yüksek. Barış da bu kararıma saygı duyuyor.

Şimdi çocuk istemememin benim için en önemli sebeplerini yazacağım. Aslında geçmişteki kendimin verdiği kararlara güvenen birisiyimdir, dolayısıyla bu kararımı sonradan sorgulayacağımı ya da "neden doktora gidip bu işin peşini kovalamadık" diyeceğimi sanmam. Ama yine de gelecekteki kendimin, eski kendimin neden çocuk yapmak istememiş olduğunu merak etme ihtimaline karşı bu konudaki düşüncelerimi toparlamak istiyorum:

1. Çocuk doğurma, emzirme ve bakım sürecinin fiziksel olarak çok hırpalayıcı olduğunu düşünüyorum. Zaten mide sorunlarım ve vidalarım var, bir de hamilelikle kendime eziyet etmek istemem. Çocuğu kucağına al, kaldır, indir derken bel ağrısı olacak, sezaryenle doğurayım derken durduk yere ameliyat olmam gerekecek. Hamileliğin son aylarında nefes darlığıydı, reflüydü bir sürü fiziksel acıyla uğraşacağım. Benim için mutluluğun en önemli bileşenlerinden biri fiziksel esenliktir, bunu birkaç seneliğine bile olsa kaybetmek istemem. Ayrıca uyumak hayattaki en sevdiğim şeylerden biridir, bir kaç yıl uykudan mahrum kalmak da istemem.

2. Çocuk sahibi olmanın psikolojik olarak yıpratıcı olduğunu düşünüyorum. Anneliğin getirdiği hormonların yarattığı duygusallıklar bir kenara, bir insanın annesi olmak bence çok yorucu. Bu çocuğun hastalığı olacak, üzüntüsü olacak, başını belaya sokması olacak, bu tarz durumlarda bol bol olumsuz duygu hissedeceğim. Dönem dönem anksiyete ve depresyon sorunları yaşayan ve genel olarak enerjisi düşük olan bir insan olarak, bu kadar çok iniş çıkış ve olumsuz duyguyla baş etmeye çalışmak istemiyorum.

3. Türk aile yapısına dahil olmanın bana iyi gelmeyeceğini düşünüyorum. Benim ebeveynlik ilişkisine bir alerjim var. Birisinin çocuğu olmam düşüncesine bir türlü ısınamadığım gibi, bu şema üstüne kurulan ilişki tarzını da çok boğucu buluyorum. Ebeveynlerin, bizi kendilerinin uzantısı olarak gördükleri için ister istemez bazı beklentilerinin olması ya da mutsuzluklarımız gibi konularda gereğinden fazla kaygılanmaları veya inkar moduna geçmeleri aile ilişkilerini çoğunlukla yüzeyselliğe mahkum ediyor bence. Barış da ben de ailelerimizle şu an güzel bir arkadaşlık ilişkisi içindeyiz. İstediğimiz zaman arıyor, özlediğimiz zaman görüşüyoruz. Böyle olmasından memnunuz. Bir torun ise bu ilişki dinamiğini ister istemez değiştirir. Çocuğu büyütürken ebeveynlerimizin desteğine ihtiyaç duyacağımız için yeni bir ilişki tarzı geliştirmemiz gerekir. Torun vasıtasıyla geleneksel bir akrabalık bağı içine girmenin beni sıkacağını düşünüyorum.

4. Toplumla tekrar iç içe geçmek bana iyi gelmez. "Bir çocuğu yetiştirmek için bir köy gerekir" lafı boşuna değil. Çocuk sadece benim ya da babasının bakımıyla ve etkisiyle büyümeyecek. Mecburen toplum da işin içine girecek. Toplumun eğitim sisteminden, kültüründen, ekonomik koşullarından ve baskılarından nasibini alacak bu çocuk da. Ülkemizin toplumsal yapısını hiç beğenmediğim ve hayatımın son 10 yılını bu toplumsal yapının benliğime verdiği zararları geri almakla geçirdiğim için, dünyaya getirdiğim yeni kişinin aynı dandik süreçlerden geçişini oturup izlemek benim için sinir bozucu olacaktır. Kendi içimdeki toplumu çökertmeye çalışırken yeterince sıkıldım zaten, yeni bir insanla birlikte tekrar aynı süreçlerden geçmek istemiyorum.

5. Kendime vakit ayıramamak ve yaşadıklarımı sindirememek benim için kötü bir senaryo. Bitişiğimizdeki yan komşunun çocuğunu duyuyorum, günde 15284 kere "annee" diye bağırıyor. Görünen o ki çocuk okula başlayana dek oturup güzelce odaklanarak bir şeyler yapmak mümkün değil. Çocuk ikide bir seni çağırıyor, peşinden ayrılmak istemiyor, bir şeye ihtiyacı oluyor ya da çocuk için yapman gereken bir şeyler oluyor. Yazmayı, çeşitli sanatlar üretmeyi ve yaratıcı olmayı seven bir insan olarak, iç dünyama zaman ayıramamak benim için 35 yıl boyunca emek verip büyüttüğüm şeyleri devam ettirememek demek. Kendi içime odaklanıp, yaratıcı üretimler yaparak hayatı sindirerek yaşamak yerine çocuğun peşinden koşturup günlerin nasıl geçtiğini anlamadan yılları bitirmek bana hiç uymuyor. Gelecek planım kesinlikle bu değil.

Kısacası çocuk sahibi olmak bana göre değil. Çocukları çok seviyorum ama ben kendi bildiğim gibi yaşayacağım.


Görsel: Jamie Heiden

No comments: