Sonra bipolar hastası olduğunu biliyordum yine okuduklarımdan; tabii her şeyi günlüğe yansıtmamış olabilir ama açıkçası ciddi bir bipolarlık göremedim günlükte. Bazen baş ağrıları falan tutuyor ama çok sık değil, dönem dönem oluyordu sadece; genel verimliğini pek engellemiyordu sağlık sorunları. Genel olarak arkadaşlarıyla görüştüğü, davetler verdiği, yürüyüşe, geziye çıktığı çok oluyordu, aktif bir yaşamı vardı yani.
Bence Virginia’ya ne olduysa savaş esnasında oldu. Kadının
hayatı birden değişti. Londra’daki evlerinin üstünden camları titrete titrete savaş uçakları geçmeye
başladı. Camları halılarla kapladılar. Hatta kendi mahallesinden binaların üstüne
füzeler düştü. Bazı komşuları öldü. Yazı yazdığı kulübe bile darmadağın
oldu. Dahası, savaş atmosferi nedeniyle yazdıklarıyla ilgili geri bildirim
alamamaya başladı. Demir yolları, metrolar yıkıldığı için hiçbir yere gidemez oldu,
doğru dürüst kimseyle görüşemez oldu, eve tıkıldı. Zaten
savaş ortamı, gelecek de umut vadetmiyor ve yaşlanmaya da başlamıştı.
E bu evin içinde tıkılıp, hiç dış besleme olmadan oku, yaz, kağıt oyna, oku, yaz kağıt oyna, döngüsünden bunalıp iç gözlemden bile sıkılmaya başladı bir süre sonra. Kendi kendine yaptığı monologlar anlamsız geldi ve günlük yazmayı bıraktı 25 yılın sonunda. Bu noktadan itibaren bipoların onu tamamen ele geçirmesine şaşmamalı. Günlük yazmayı bıraktıktan 4 gün sonra da intihar etmiş zaten.
E bu evin içinde tıkılıp, hiç dış besleme olmadan oku, yaz, kağıt oyna, oku, yaz kağıt oyna, döngüsünden bunalıp iç gözlemden bile sıkılmaya başladı bir süre sonra. Kendi kendine yaptığı monologlar anlamsız geldi ve günlük yazmayı bıraktı 25 yılın sonunda. Bu noktadan itibaren bipoların onu tamamen ele geçirmesine şaşmamalı. Günlük yazmayı bıraktıktan 4 gün sonra da intihar etmiş zaten.
Şimdi bana söyleyin, bu intihardan sadece bipolar mı sorunlu yoksa insanın
yaşamını bir anda tamamen anlamsız ve boş bir hale getiren savaş ortamı mı?

No comments:
Post a Comment