Geçen gün Flu Tv'de "Kaç arkadaşınız olmalı?" isimli bir video gördüm. Video'da "Arkadaşınızı daha iyi tanımak için onun günlük rutinini bilmeniz iyi olabilir," diyordu. Ben de sizin arkadaşınız olduğuma göre aklınıza geldiğimde, Begüm şu an şöyle yapıyordur, demek isteyebilirsiniz.
İşte günlük rutinim:
9:00'da uyanıyorum. Vay ve 39 yıl geçti hala hayattayım, büyük başarı, diye düşünüyorum. Bayaa bayaa bunca yıl hayatta kalmayı becerdim resmen.
9:00 - 10:00 arası tam olarak ayılabilmek için yatakta telefona bakıyorum. Twitter, Instagram ve Ekşisözlük'te geziniyorum. Komik ve ilginç şeyler okuyorum oralarda ama bir o kadar da toksik şeyler okuyorum. Telefon gezintimin sonunda Twitter kutuplaştırıcı, Ekşisözlük kadın düşmanı, Instagram da gereksiz özendirici, sonucuna varıyorum. En iyisi WhatsApp'ta chat yapmak resmen. Sonra "Gidip bir kahve içeyim artık," fikriyle zıplayarak yataktan kalkıyorum. Kahvenin varlığı sabahları yataktan kalkabilme nedenim.
10:00 - 10:30 arası kahve demlenirken üç beş egzersiz yapıyorum. Bu sayede günün geri kalanında kendimi patates gibi hissetmiyorum.
10:30 - 12:30 arası kahvemi içip o sıralar neyle ilgileniyorsam onu yazıyorum. Mesela şu an Mobil App içeriği yazıyorum. Ondan önce kitap yazıyordum. Bazı günler günlük yazmakla geçiyor.
12:30'da Barış üst kattan aşağı inip "Acıktım," diyor. Zaten ben de acıkmış oluyorum. Kahvaltı hazırlayıp yiyoruz birlikte.
13:30 - 15:30 arası yine kahve yapıp, bu sefer sütlü kahve ama daha zevkli, yeniden iş başına oturuyorum. Bir yandan chat yaparak bir yandan işlere devam ediyorum.
15:30 gibi artık bilgisayar başında oturup ekrana bakmaktan sıkılmış oluyorum. Kurtlanıyorum, kendimi bisikletle dışarı atasım geliyor. Bazen ormana gidiyorum, bazen Yasemin'in kafesine uğruyorum. Çoğu zaman etrafta bir dolanıp alışveriş yapıp eve geri dönüyorum. Dışarı çıkasım yoksa duş alıyorum. Duşu bu saatlerde alırım hep.
17:00'de akşam yemeği hazırlığına başlıyorum, bir yandan da TV'de ciddiyetsiz programlar açıyorum. TV derken, bilgisayardan açıp TV ekranına veriyorum, diyelim.
18:00 - 21:00 arası yemek yiyorum. Yemek yedikten sonra telefondan oyun oynamaya başlıyorum. Şu sıralar İngilizce bulmaca çözüyorum mesela, ondan önce Redecor oynuyordum. Ya da bir şeyler araştırıyorum. Bu esnada yine ciddiyetsiz programlar arkada ses çıkarmaya devam ediyor. Ciddiyete hiç tahammülüm yok gerçekten.
21:00 - 23:00 arası Barış'la film ya da birkaç bölüm dizi izliyoruz. Film iyi çıkarsa ya da dizi çok sürükleyiciyse çok seviniyorum.
23:00 - 24:00 arası yatakta uzanıp izlediğim filmin yorumlarına bakıyorum. Sonra yine sosyal medyada geziyorum. Uykum gelince uyuyorum.
Ek bilgiler:
-Çarşamba günleri cin içerken buluyorum kendimi.
-Hafta sonu yazı işleri yapmak yerine o saatlerde kitap okuyorum bu sefer. Arkadaşlarımdan gelen serserilik tekliflerine açık oluyorum. Ayrıca hafta sonu tatlı yemek serbest. Bol kuru yemişli çikolataları seviyorum. Yazsa dondurma ama.
-Pazar kahvaltısında krep yapmak gibi bir ritüelim var.
-Her ay kendime küçük bir gezi ya da bir etkinlik planı yaparak atraksiyon yaratmaya çalışıyorum. Sinemaya gitmek olur, kamp yapmak olur, her şey olur. Bu ay Deniz Göktaş stand up'ı var mesela.
-Üç dört ayda bir bütün haftamı alan bir tatile çıkmak iyi oluyor.
Günlük rutinimi arkadaşlarıma anlattığımda sabah ve akşam yatakta geçirdiğim telefon saatini verimsiz buluyorlar. Eskiden bana da saçma geliyordu ama artık umursamıyorum. Bu sistemde gayet keyfim yerinde. Çalışan bir şeyi bozmanın gereği yok şimdi.
Görsel: Pascal Campion

No comments:
Post a Comment