Annemin
doğum gününü kutlamak için Bodrum'a gittik geçen hafta. Şu sıralar kozmik hatlar tıkalı olmasına rağmen Bodrum tatilimiz gayet güzel geçti. Dönüşte Milas'taki
arkadaşlarımız Hale ve Selçuğa da uğradık.
Selçuk
ve Hale’yle korona yüzünden midir nedir, 2 buçuk senedir görüşmemiştik. Buluştuğumuzda
fark ettik ki, geçen 2 buçuk yılda baya önemli değişiklikler yaşanmış.
Ben yazar olmuşum, Barış programcı olmuş, onlar anne baba olmuşlar. 8 aylık
çok tatlı bir kızları var. İsmi Peri.
Peri’yle tanıştığımızda bebek arabasında oturuyordu, beni görünce kocaman bir gülücük attı. Bu davranışıyla ilişkimizi o başlattı diyebilirim. Sevdim bu kızı. Selçuk da Hale de çocuğun üstüne çok düşen tipler değiller. Olması gerektiği kadar ilgileniyorlar. Ben de fırsattan istifade Peri’yi kucağıma aldım. Peri bu duruma itiraz etmeyince kucağımda oturdu bir süre. Çok meraklı birisi, sağı solu kurcalıyor. Güneş gözlüğüyle, masa örtüsüyle ve sokaktan geçen köpeklerle oyalandı. Birlikte yarım saate yakın vakit geçirdik, sanırım arkadaş olduk. Selçuk ve Hale baktılar Peri bende duruyor, ara sıra Peri’yi bana vermeye başladılar. 2 gün boyunca Peri'yle bol bol gülüp eğlendim.
Şimdi Dalyan burası. Tatil sonrası değerlendirmelerimi yaparken fark ettim, bundan sonra Milas’a sadece Hale ve Selçuğu görmeye değil, Peri’yi de görmeye gideceğim. Çünkü artık bebek bi dostum var. Ne komik laf, bebek dostum. Herkesin bi bebek dostu olmalı.
Çocuk sahibi olmamama rağmen kendimi çocuk kavramına kapatmamış olmam hoşuma
gitti. Bebeklerle gülüp eğlenebiliyorum doğallıkla. Sorumlulukların full time değil part time
olması işime geliyor.

No comments:
Post a Comment