Sunday, November 8, 2020

Çatalı havada yakaladım

Geçen gün Ecem beni eve çağırdı. “Çocuklarla Felsefe” atölyesiyle ilgili toplantı yapalım, Bahar da gelecek, dedi. Hazırlandım, 1 gibi evden çıktım. Norveç’in en kötü mikrofonuyla kaydedilmiş karanlık müzikler dinleyerek Ecemlerin evine doğru yol aldım. Ecemler’in evine tam şarkının en güzel yerinde varınca, canım şarkıyı kapatıp içeri girmek istemedi. O yüzden mavi çitli büyülü kapının fotoğrafını çekip biraz oyalandım. Şarkı bitince içeri girdim.

Geldiğimde Ecemle Bahar, Bahar’ın ilkokul öğretmeni olduğundan şüphelendiğim bir kadın hakkında dedikodu yapıyordu. Ben de hemen oturup dedikodulara katıldım. Çocukken diğer insanlara yaptığımız zorbalıklardan konuştuk biraz. Sonra “Çocuklarla Felsefe” atölyesinin içeriğini düşündüğümüz bir toplantı yaptık. Toplantıda çocukları felsefe çukuruna düşürüp sonra da o çukurdan nasıl çıkarabileceğimizle ilgili birtakım planlar yaptık. Sonra nasıl olduğunu anlamadığım bir şekilde konu intihara geldi ve hepimiz bunalıma girip intihardan bahsetmeye başladık. “Çocuklarla felsefe” gibi hayat dolu bir niyetle başladığımız bu buluşmanın sonu nasıl intihara bağlandı hiç anlamadım. Acaba Norveç’in en kötü mikrofonu yüzünden mi böyle olmuştu?

Evdeki toplantıyı bitirince dışarı çıktık. Marketten bira alıp yolda yürüyerek bira içtik. Yürürken Ecem’in gözüne sinek girdi, gözü yanmaya başladı. Gözündeki yanma geçmeyince, Ecem olaganüstü hal ilan edip sağa sola koşmaya başladı. Kör olup ölmekten çok korkuyordu. Sonunda koşarak yakınlardaki bir evin bahçesine girdi. Bahçedeki çiçekleri sulayan adamdan, gözünü yıkamak için biraz su rica etti. Adam hortumdaki suyun kuyu suyu olduğunu söyleyip Ecem’e su vermek istemedi. Ecem evin içine girip yıkadı yüzünü. Sonra adam Ecem’in gözüne birtakım göz damlaları sıktı. Bütün bunlar olurken Bahar’la ben, film izler gibi Ecem’i izliyorduk.

Ecem’in gözüne yapılan ilkyardım tamamlandıktan sonra sahile indik. “Akşamcı” isimli teknenin karşısındaki banka oturup biralarımızı içtik. Otururken yaptığımız sohbetler esnasında bazen çok gülüyorduk, bazen de konu ölüme geliyordu ve üzülüyorduk. Sürekli bir gülüp bir üzüldüğümüz için Türk televizyonları gibi olmuştuk. Bankta bir süre bu duygusal iniş çıkışı sürdürdükten sonra, yanımıza Bahar ve Ecem’in arkadaşı Özgür geldi; tekrar dünyaya döndük. Bahar’la Ecem Özgür’le konuşurken, ben de fırsattan istifade Özgür’ün kişilik tipini bulmaya çalıştım. Bir süre sonra biram bitti. 2 birayı geçmeme prensibim sebebiyle hızlı bir şekilde ortamı terk ettim.

No comments: