Monday, February 25, 2013

nörotransmitter bu, sinir sisteminde durduğu gibi durmuyo /çiçek

Begüm
sonsuz uzunluktaki kitabın
ne zaman bitçek
bayadır sormuyodum
ahueha
Efe
evet merak etmiştik biz de
biter ya
schopenhauer tedavisi kitabı 1 sene önce çıkmış olsaydı
eksik ve daha kötü bi şekilde
şu an senin için bi şey ifade eder miydi
hmm 88 değil de 89 yılında çıkmış demek ki okumamalıyım mı diycektin
Begüm
huıewhsıwlz4rtunoz4
yerim senin açıklamanı
ben de iş yerine yazdığım kitapçığı yetiştiremedim
sorduklarında böyle diycem
ama muhafazakar ya bunlar
şöyle değiştiririm:
kuranı kerim bi sene önce çıksa
eksik ve daha kötü bi şekilde
sizi bu kadar etkiler myidi dicem
aheuhau
Efe
auhaue
neyse ki benim öyle sorumluluğum yok
hatta şu an kitabı silsem de
kimseye hesap vermem yani
Begüm
ya geçen gün toplantıdaydım
herkes dinli böyle
genel müdür dedi ki
seneye 15 tatilde UMREye mi gitsek hep birlikte
kişi başı 700 YURO versek yeter dedi
ay bana bi gülme geldi
umreye gittiğimi düşünsene bi de üstüne 700 yuro veriyorum
ateist olduğumu söylemiyorum diye
inanan durumunda kalıp
mecburen gitsem
ne komik olur
herkes çünkü nerdeyse onayladı
kurucu böyle süpriz yapıp
bu ayki maaşınızı toplu umreye verdim
diyomuş
brzuıwtsıoyethjspşyh
Efe
asşlkdşslakdşlaskdlsşak
hemen yıllık izne ayrılırsın
Begüm
hayır bi de gelmicem diyemedi kimse günah gibi oldu ben istemiyorum demek
Efe
sen bi şey dedin mi
Begüm
yok ben küçük bi gülme krizine girdim sadece
toplantı boyunca süren
ama mesela öyle bişey yapsalar ve bana niye gelmiyosun deseler
ne umresi ya
ben inanmıyorum öyle şeylere
diyemem
Efe
evet atarlar
Begüm
belki atmazlar ama dışlanırım ve ikide bir beni dine döndürmeye çalışırlar
o yüzden
"sonra bi ara giderim ben şimdi para lazım" gibi bişey diycem böyle istemiye istemiye
Efe
auhauh
siz önden gidin ben geliom
Begüm
adam süpriz yapıp sana bedava bilet aldım diyomuş böle
Efe
doğum günü hediyesi
Begüm
çok iyi çalışanlara ikramiye olarak
Efe
bi de böle çok sevinceğini düşünerek senin odana toplanmışlar
Begüm
umre gezisi hediye
Efe
sen işe gelince ışıkları açıyolar
Begüm
hkwbrauıwztnzpıroygmjzaer
Efe
yukarıdan konfetiler düşüyo
Begüm
ahuehuahueahu
ne diycem öyle yaparlarsa
gitmek zorundayım resmen
en iyisi ben gittim daha önce diyim ya
ksdbrzıwerjtsıeo5şumhyd5rumjpıosm5u
Efe
soru sorarlar
öyle yırtamazsın
Begüm
hof ya
napıcam
Efe
uçak korkusu var bende de
şimdiden başla bence eline fırsat geçtiğinde
ben de uçaktan korkarım ya falan de
uçakla ilgili bişey olunca
Begüm
ahuehuahuehuau
tamam
çok iyi bi plan oldu

Wednesday, November 28, 2012

masal hattından bu günlük bu kadar /çiçek


geçen gün yine evrenin diğer ucundaki okuluma giderken evrenin en kalabalık metrobüsüne binecektim. rakiplerimi egale edip doğal seleksiyonda üstün bi başarıya imza atarak bir kez daha metrobüste oturmayı başardım. sonra adamın biri bi durakta inmeye çalışırken benim bi ayağımın üstünden atladı, fakat ardından öbür ayağıma bastı. muhtemelen benim bi ayağım daha olduğunu düşünemedi. ama bence bi ayağım daha olması gayet tahmin edilebilir bişeydi, yani dünyamızdaki pek çok kişinin 2 tane ayağı vardı ve benim de bir değil bi kaç tane ayağım olması oldukça muhtemeldi. buna karşın sadece tek bi ayağım olma ihtimali de her zaman bir kenarda duruyordu. bu yüzden adamın agnostikliğine anlayış göstermekten başka seçenek göremedim.

Wednesday, October 10, 2012

akşam domatesi


dün okulumun ilk günüydü. 27 yaşında tekrar öğrenci olmanın heyecanıyla iş çıkışı, dünyanın öbür ucundaki okuluma gitmeye koyuldum. ders istatistikti. sayıların çizelgelerin ve hesapların hastası olarak, istatistiğe doğru gidiyor olmaktan ötürü çok sevinçliydim. hoplaya zıplaya 1 buçuk saatlik yolu bitirip okula vardığımda, dersin iptal olduğunu öğrendim. sonra bu seneki sınıf arkadaşlarımdan 2 kız "kantinde oturmaya gidiyoruz sen de gelsene" dedi. evrendeki en yüzeysel yaklaşımların havada uçuştuğu yaklaşık 15 dakikalık iletişimin ardından yeni sınıf arkadaşlarımdan "bıktım" ve tam o esnada bi tanesinin altın suyuna batırılmış tweety kolyesiyle göz göze geldim. sonra bi insanı altın tweety takmaya iten faktörler nelerdir diye düşünmeye başladım.

1 buçuk saat yolu istatistik için gelip altın tweety'yle karşılaşmak gerçekten büyük hayal kırıklığıydı. arkadaşlarımın farkındalık düzeyi o kadar düşüktü ki, keşke altın tweety yerine orda gerçek bi tweety olsaydı da ben hemen onun yanına oturup hep onla konuşsaydım diye düşündüm. bu şizofren durumu gözümde canlandırınca biraz gülüp rahatladım

Friday, August 17, 2012

dev araştırma

temel olarak özdeşleştiğimiz tarafı good, evil ve neutral olarak; bunun stabilliğini neutral, chaotic ve lawful eklentileriyle gruplayan frp alignment'larıyla ilgili şöyle bi şema oluşturdum:


not: şemada, stabillik belirten "neutral" yerine "true" kavramını kullandım.

ardından 1. 1 buçukuncu 2. ve 2 buçukuncu derece arkadaşlarımı bu bilgiler ışığında gruplamaya çalıştım. gruplamayı yaparken genellikle "afrikadaki çocuklar ölsün mü" sorusuyla başladım ama duruma göre "sana 200 milyar versem ve yasal bi yaptırımı olmasa ananemi öldürür müydün"e kadar varan çeşitli koşullar yarattım. sonuçlar şöyle çıktı:


melis: chaotic good
çiçek: true good
pınar: true good
eray: true neutral
önder: true neutral
müge: true good
cemre: chaotic neutral
ömüş: chaotic neutral
selçuk: true neutral
ilker: chaotic neutral
enes: chaotic good
sina: chaotic good
efe n.: chaotic evil
efe g.: chaotic good
taşkın: chaotic neutral


sonuç: genellikle kızlar true good, erkekler chaotic olma eğilimi taşıyor. felsefeyle ilgilenen erkeklerde neutral'lık daha yaygın. benim hiç lawful arkadaşım yok.

Wednesday, July 18, 2012

bu patates hiç rahat diilmiş /melis


yıllardır aynı evi paylaştığım ağabeyciğim, bir kaç gün önce evlenerek eşiyle birlikte bi alt kata taşındı. aynı evde yaşarken bile günde ortalama sadece 15 saniye iletişim kurduğumuz abimle, alt kata taşınmasıyla birlikte muhtemelen bi daha görüşmeyiz diye düşünüyordum. ama düğün dönüşü apartmanın önünde balkondan beni görüp ropdöşambrlarını göstermeleri olsun, doğal gazları henüz çalışmadığı için yemek saatlerinde soğanlarını falan doğrayıp ocağımı kullanmak üzere bana gelmeleri olsun, yine doğalgazları olmadığı için yıkanmaya da bana gelmeleri ve saç fırçaları olmadığı için saçlarını taramaya da bana gelmeleri olsun, daha çok görüşür olduk.

sonra onların doğalgazları bağlandı ve ben ilk acıkmamda onlara "müsaitseniz kahvaltıya size gelicem komşi" dedim. kahvaltıdan sonra onlar evi toplarlarken ben yeni kanepelerine yayılıp kitap okumaya başladım. uyumuşum. sonra öğle yemeyine de kalmaya karar verdim. hiç yeni evlileri rahatsız etmiyim, evime gidiym gibi bi düşüncem yoktu. onlar da bişey demiyorlardı. sonra abimin laptopundan nete girdim ve twitter'a bişey yazdığımda meğersem abimin twitter hesabından yazdığımı farkettim. sonra facebook'tan biriyle chat yaptım ama meğersem abimin facebook hesabıymış o da. sonra saat kaç diye teleofnuma bakayım dedim ama abimin telefonuymuş o. artık kendimi abim gibi hissetmeye başlamışken canım tatlı bişey istedi, mutfağa gidip şekerpare aldım. resmen eve yerleşmiştim. akşama da burda kalır film izlerim gibi düşünceler kafamda oluşmaya başlayınca kendimi, sitcom'lardaki sürekli gelip evdeki eşyaları falan kafasına göre kullanarak komşuluğun bokunu çıkaran tip gibi hissettim.

koşarak evime gittim.

Thursday, June 28, 2012

soran olursa mutfaktayım


sıcak suyun ılık sudan önce donmasına "ikna edici" bi neden sunana 1000 sterlin verilecekmiş. işte teorim:


aniden buzluğa giren 60 derecelik suyun minik ve savunmasız buharları aniden donmuş, kasenin dibinde az miktarda kalmış su da "ben nasılsa az kişiyim" diyerek hemen donmuş ve sonrasında havadaki donmuş buharcıklar donmuş halleriyle kaseye geri düşüp arkadaşlarıyla birleşmiş olabilir. o esnada 30 derecelik su tek parça halinde donmaya çalışırken diğer kasedeki çılgın partiyi izlemiş olabilir. sonra biri donmuş biri donmamış halde hep birlikte buzluktan şaşkınlık içinde çıkmış olabilirler.  

Tuesday, June 19, 2012

eminlik çok iyi

canım karpuz istedi ama havanın çok sıcak olması, dışardan yeni gelmiş olmam ve paramın bitmesi gibi bi kaç pürüz çıktığı için markete gidemedim. ayrıca bi kaç tane de priz çıktı, onları monte etmek lazımdı. dolapları çekerken sürtmüşler, zavallı pirizcikler fırlamış yerinden? şu an 4 tane şey düşündüğüm için kafam da çok karıştı. annemi arasam mı, karpuz, 8 de kapı çalıcak ve çözülmekte olan kıymalar tarafından işgal edilmiş beynimi sakinleştirmek için bi kivi yedim.