Friday, January 26, 2018

Tatlı Dostum

Geçen gün uyurken dışardan "Help me help me!" diye sesler geldi. Camdan baktık ses yandaki tarlanın ordan geliyo, bi adam sesi. "Bekle geliyoruz" dedik, dışarı çıktık. Üstü başı ıslak, çamurlu, ayakta duramayan yaşlı bi İngiliz bulduk yerde. Yüzünde kanlar falan var ve deli gibi sarhoş. Adama ""evin nerde" dedik, "hatırlamıyorum" dedi. Baktık yaralı falan değil, sarhoş olduğu için yürüyemiyo, bi de düşmüş azcık o yüzden yüzünde çizikler var, koluna girip eve getirdik adamı. Adı Richard'mış.

Barış ıslak kıyafetlerden kurtulsun diye kendi kıyafetlerinden verdi Richard'a. Ama Richard üstünü bile değiştiremicek kadar sarhoştu, o yüzden mecburen Barış soyup giydirdi. Kahve yapıp biraz sohbet ettik. Emekli öğretmenmiş, 67 yaşındaymış, ilk defa başına böyle bişey geliyomuş. Uykusu gelince Richard'a salondaki koltuğu yatak yapıp üst kata kendi odamıza çıktık. Barış bi ara merak edip aşağıya indi, Richard bütün kıyafetlerini çıkarıp öyle yatmış. Çıplak uyumayı seven biriymiş.

Ertesi sabah uyandık, Barış aşağı indi Richard uyyo. Bekledik bekledik uyanmadı. Mecburen uyandırma gürültüsü yaptık, sifonu falan çektik. Uyanınca yanına gittik, "dün gece olanları hatırlıyo musun Richard" dedik, hiçbi şey hatırlamıyo ama nedense bizde kalmış olmasına da hiç şaşırmadı. Dün "help me help me diye bağırdın üstün ful çamurdu" dedik, "aa citten mi??" diyip güldü, teşekkür etti hep. Sonra "hadi seni evine bırakalım" dedik. Evi meğersem bizim evin 30 metre yanındaki evmiş. Aslında onu bulduğumuz yerden 20 metre daha ilerlese kendi evine ulaşıyomuş. "Nerdeyse başarıyomuşsun" dedik, gülüştük.

İşte komşumuz Richard'la böyle tanıştık.

No comments: