Saturday, November 4, 2017

Yürümeyi seven kendi halinde bi insanım

Daha önce de belirttiğim gibi Kazakistan-Astana burası. Baya dandik bi yer. Biraz gezmek istiyodum ama gezecek güzel bir yer bulamadım. Bi eski islam mezarlığına gittik ilginç olabilir diye, ordan da kovulduk. Hıristiyan ülkelerde bu hiç başıma gelmemişti. Müslümanlar biraz aksi.

Burdaki parklarda ağaçlar bile cılız, bakması hiç zevk vermiyor. Ayrıca hava sinir bozucu derecede kuru. İlk bi kaç gün hava kuruluğundan uyyamadık. Sonra kalorifere ıslak havlu koyduk falan derken evrimleşip normale döndük zamanla.

Böyle fazla güzel olmayan memleketlerde bulunmanın iyi bir yönü var. Türkiye'nin aslında baya güzel olduğunu anlıyorum. Yanlış ellere geçmiş olmasa dünyanın en güzel yerlerinden biri olabilecek kadar iyi iklimi, antik kentleri, verimli toprakları ve tarihselliği var. Burada durduğum her gün nedense Türkiye'yi daha detaylı gezme isteği hissediyorum.

Tabi Astana'da her şey tamamen kötü demem de haksızlık olur. Her nekadar herkes şikayet etse de, ben soğuk olmasını sevdim (dışarı çıkmak zorunda olmadığım için). Dışarısı çok soğukken acayip güzel ısıtılmış evde, dev pencerelerin ardından şehri kuş bakışı görürken kahvemi içip yağan karı izlemek yaptığım tatlı etkinliklerden biri. Benim için güzel olan bir diğer şeyse, sonsuz suşi yemek! Şehirde fiyatlar uygun olduğu için sorun olmuyor. Ayrıca süper bi Japon restoranı var, menüdeki her şeyi sırayla hüpletmeye başladım. Bu noktada Kazakistan'ın şişko mantılarının çok lezzetli olduğunu da belirtmeden geçmiyim. Bir diğer iyi yön, marketteki kasiyerler bana hep iyi davranıyor. Normalde dillerini bilmediğim ülkelerde kasiyerler (eğer hiç İngilizce bilmiyorlarsa) benimle hafif tersleyerek konuşurlardı. Burda öyle bi şeye rastlamadım.

Neyse... Soran olursa 1 ay daha burdayım, iyi günler.

No comments: