Tuesday, November 29, 2016

200 kere denersen her şey başarıya ulaşır

Yazı yazmayı özledim. Bu nedenle size muhtemelen asla gitmeyeceğiniz bir yeri anlatacağım. Bu yer Belarus'un başkenti olan Minsk şehri. Ama hoş bir yer, beğendim ben.

Güzel olmasının en önemli sebeplerden birisi, şehrin ortasından upuzun bir nehir geçmesi. Nehrin etrafının da ormanla kaplı olması. Şehir neredeyse boylu boyunca nehir kenarındaki ormanda yürüyerek dolaşılabiliyor. Yer yer trekking hissi alabileceğiniz patikalardan ilerleyebiliyorsunuz. Ben buraya bir önceki gelişimde hava ılıktı. Karda çok daha güzel oluyormuş bu orman. İşte şöyle yollarda gezinip durdum Barış işteyken:


Burası bana oldukça büyülü geldi. Çünkü buradaki ağaçlar aşırı derece uzun ve heybetli. O kadar uzun ki insana hep ayak altında dolaşıyormuş hissi veriyor.

Minsk'te kaldığımız evin çok yakınında şöyle bi camii vardı.


Ben Belarus'tayken Tayip bu camiyi ziyarete geldi. O kadar yakınıma ve o kadar ben ordayken geldi ki, sanki bu konuda bi şey yapmalıymışım gibiydi. Ama sanırım o gün tek evden çıkmadığım gün oldu. 

Bol bol kar yağdı ve nehir buz tuttu. Ördekler nehrin üstünde buz pateni yaptı.


Son olarak evimizin yakınında minik bir adanın kenarında saçlarını nehirde yıkamayı tercih eden bir ağaç göze çarpıyordu.



No comments: