Thursday, September 8, 2016

El Sallayan Tavşan

Adeta 90 yaşındaymışçasına yediklerime dikkat ettiğim için, artık sokaklarda elimde birayla değil maden suyuyla geziyorum. Gerçekten de serseriliğe yakın bir his. Çünkü alkolik olmanın kilit noktası duyguları kabullenmek ve zor duygularda yüzleşmekten geçiyor. Dolayısıyla duygularla yüzleşmeye cesaret edildiği sürece maden suyu da alkolle aynı işlevi görebilir. Ben de kendiliğindenlik ihtiyacımla yüzleşmek üzere 5 km.lik yolu yürüyerek gidip gelmeye karar verdim.

Yolda giderken çalan şarkılar hiç de duygularımla senkronize değildi. Ben eğlenceliydim, şarkılar uykuluydu. Neyse ki yanlış yola sapıp yolu uzatarak yolculuğu daha Begümsü bir hale getirmeyi başardım. Yanlış yoldan çıkabilmek için yine haritalara (googe mapslere) sığınmam gerekiyordu. Avucumun içi kadar bildiğim bir yer olsa da durum değişmiyor; bir yolculukta begüm imzası bulunması için kaybolarak gideceğin yere geç kalma riski yaşaman gerekir. Sonra gitmen gereken yöne direkt yol olmadığını görüp karşı tarafa geçmek için bir duvara tırmanmak da bunu taçlandırır.

Kestirme patika yol tercihim, duvarlardan atlamam ve garip yerlerden geçmem sayesinde İstanbul'un ortasında Lara Croft hayatı yaşıyordum. Dev örümceklerin ve kaplanların saldırması an meselesiydi. Neyse ki doğru yerde save ettiğim için sorun yaşamıyordum.

No comments: