Thursday, September 11, 2014

hamam denemesi

çiçek viyanadan bir kaç günlüğüne gelicekti. çemberlitaşta gelin hamamına gidicem dedi. ben de gelebilir miyim çokpisim dedim. tamam gel dedi. gelin beni fazla tanımıyo garip olur mu sence dedim. olmaz dedi. tamam bi düşüniym gelirsem haber veririm dedim.

ertesi gün hamam saatine 2 saat kala haber verip ben yoldayım dedim. çiçek gelmemi hiç beklemediği için çok korktu. normalde çağırsalar gitmeyip, sonra aniden çağırılmadığım halde gelin hamamı gibi absürd bi yere gelmeye çalışmamı beklemiyodu. geliyorum diye bana biraz kızıp sonra da apar topar gelini arayıp begüm de gelmek istiyo gelmezse ölücekmiş dedi. gelin de, gelsin tamam dedi.

sonra hızımı alamayıp çemberlitaş yakınlarına çok erken geldiğim için bi bira içtim. sonra çiçek geç kaldı. mecburen garsoncudan kalem kağıt alıp yeni bi kişilik teorisi geliştirdim. sonra çiçek biraz daha geç kaldı etrafta dolaştım. sonra çiçek biraz daha geç kalınca hamama doğru gittim. sonra çiçek o kadar geç kaldı ki hamamdan içeri girdim, gişedeki kadına gelin hamamına geldim ben dedim. bugü nöyle bişey yok burda nerden çıktı dedi kadın. zaten çiçek o kadar geç kaldı ki vardıysa da bitmiştirdi. sonra çiçeği aradım telefonu kapalıydı, barışla çet yaptım şarjım da bitti, herşey çok karışmıştı.

çiçek gelince, gelin hamamı çemberlitaş hamamında diilmiş meğersem başka dandik bi hamamdaymış oraya gittik. onun da sonuna yeiştiğimiz için pek bişey kalmamıştı, tanımadıım insanlar ve teyzeler vardı. çiçek çok sosyal ve bi kaç kişilikli biinsan olduğu için orda kaldı. ben çemberlitaş hamamına geri gidip kendi başıma hamamladım.

hamam girişinde bana peştemal kese ve don verdiler. içerde biraz şampuanlanıp kendimi keseledim. sonra bi kadın gelip sırtımı keseledi. sonra biraz göbek taşında yattım. terledim duş aldım. sonra bi daha yattım, bi daha duş aldım. bunlar olurken bi yandan hamamın hijyenik bi yer olup olmadığını düşündüm, çemberlitaş hamamına ne kadar su faturası geliyodur acaba diye de düşündüm ve hamamların istanbul'un barajlarındaki su miktarı üzerindeki etkisini değerlendirdim.

hamamdan çıktığımda saat 23:30'du. saçlarım ıslak bi şekilde tramvay bekledim. tramvaydan sonra vapura bindim. vapurdan sonra minibüse bindim. minibüsün başlarında bi amca yanlışlıkla minibüsün kapısını bozdu ve yolculuğa minibüsün kapısı açık olarak son derece rüzgarı bir şekilde devam ettik. saçlarım ıslak olduğu için üşüdüm. ama mod olarak hamam atmosferinden çıkamadığım için sinirlenemedim. adeta ağzımda sakız, ayağımda parmak arası terlikler vardı. taksiye binip eve geldim, yattım uyudum.

No comments: