Saturday, September 13, 2014

aydınlanamadı

buddha ölünce kuzeni çok üzülüp ağlamıştı. etraftaki insanlar "vah vah ne kadar da çok üzüldü buddha'nın ölümüne" diye düşünmüşlerdi. kuzense "beni yanlış anlıyorsunuz, ben onun için değil kendim için ağlıyorum. yıllardır onun yanındayım ama hala aydınlanamadım." demişti. bunu okuyunca çok güldüm çünkü ben de yıllardır aydınlanamamıştım. buddha'nın, buddha'nın ekip arkadaşlarının, diğer zenlerin ve kendini zen hissedenlerin bütün imalarına rağmen bi türlü aydınlanamamıştım. aslında bir sürü konuda çok aydınlanmıştım ama asıl aydınlanmam gereken konuda sanki bi türlü aydınlanamamıştım? hatta o kadar alakasız konularda aydınlanmıştım ki yolum değişmişti. asıl aydınlanmam gereken konuda tam aydınlanacakken ise bi gülme gelmişti. yani hangi konuda nasıl bir aydınlanma yaşamam gerekiyor ona bile tam aydınlanamamıştım aslında ve artık buddha da ölmüştü.

belki de aydınlanmışımdır da haberim yoktur diye düşündüm. yani aniden olmadığı için fark edememişimdir yavaş yavaş aydınlanmışımdır belki? yok bence aydınlansam haberim olurdu ya?! aydınlanmam gerken konunun etrafındaki ufak tefek bi sürü şeyle ilgili aydınlanmıştım buna emindim. ama sırf asıl aydınlanmam gereken şeye aydınlansam zincirleme olarak zaten etrafındaki o minik şeylere de otomatik olarak aydınlanacakken, şimdi sadece aydınanılması gereken konunun etrafındaki minik şeylere teker teker aydınlanıp tam ortadaki asıl aydınlanılması gereken şeye aydınlanamadan buddha ölmüştü? çok mauel bi aydınlanma stili benimsemiştim. bu yüzden buddhanın bana hiçbi katkısı olmuyordu. evrenin kozmik ışığı bir türlü bana gelmiyor ben sürekli uzay gemisi yapıp atmosferden çıkıp bi sürü yol gittikten sonra minik bi aydınlanma parçacığı alıp gezegene geri dönüyordum. 2 gün sonra ise evrensel kozmik ışık stoklarım boşalmış oluyordu. evrensel kozmik ışınlar varoluşsal iznimi isteyip benim perspektifimden hiçliğe doğru yol alıyordu?

tamamen aydınlanabilmek için eve kozmik evren ışığı parçacık çarpıştırıcısı inşa etmek üzereydim. ruhani aydınlanma yerine sürekli bilimsel aydınlanmalar yaşadığımdan eve minik bi cern kurabilecek yeterliliğe sahip olmuştum. acaba buddha benim bilim kadını mı olmamı istemişti? belki de benim aydınlanmam gereken şey bir türlü aydınlanamayacağımdı ve aydınlanabileceğimi sanarak yaşadığım minik bilimsel aydınlanmalarla hep bilimi geliştirecektim. neredeyse bu düşünceyi bir felsefi intihar atağıyla benimsemek üzereydim. kesinlikle uzun yoldan gidiyordum. şu lanet olası aydınlanmayı biran önce aydınlanıp rahat edebilir miydim lütfen? sesim odada yankılandı ama herhangi bi kozmik etkiye yol açmadı. belki de buddha'nın ruhunu çağırmalıydım. yooğ yooğ belki de benim bi türlü aydınlanamamamdan bıktığı için genç yaşında gebermişti buddha. bence bu gece de aydınlanamayacaktım, biramı alıp salona gittim.

No comments: