Saturday, October 5, 2013

a new sentiment

saçım çok uzun part-1

geçen gün minibüste saçımı topladım ve 2-3 tane saç teli bu toplanım esnasında koptu. ben de onları elimde topak haline getirdim. saçım çok uzun olduğu için saçlar 3-4 tane de olsa topak yapınca gayet büyük bi cisim oluştu ve cismi ne yapacağımı bilemedim. yere atılamicak kadar büyük, cebime falan koyulamayacak kadar saçma bi cisimdi bu. naapsam acaba diye düşünürken bi rüzgar esti ve saç topağı elimden uçtu, minibüste baş başa olduğumuz şoföre doğru havada dalgalanarak önce biraz sağa doğru uçup sonra biraz sola doğru uçup ardından ilerleyip sonra geri gelip sonra tekrar ilerleyip şöförün kucağına kondu. ben de saç topağının bu ilerleyişini maç izler gibi seyrettim. saç topağı şöföre ilerlerken korktum, vazgeçip geri gelirken sevindim, sonra tekrar şöföre ilerlerken yine korktum ama en sonunda istemediğim şey gerçekleşti işte. şoför üstüne konan bu esrarengiz saç topağının kaynağının ben olduğunu anladı mı bilmiyorum ama durumu gayet normal karşılayıp sanki her gün minibüs kullanırken kucağına bi saç topağı düşüyormuşcasına profesyonel hareketlerle saçı yakalayıp camdan dışarı bıraktı.

saçım çok uzun part-2

dün otobüste ise bi ara kafamı kıpırdatınca saçımın acıdığını hissettim. sonra şaşkınlık içinde fark ettim ki saçımın bi kısmı kapıya sıkışmış. çünkü arka kapının önündeki son koltukta oturuyormuşum ve pencere de açık olduğu için saçımın rüzgarda uçuştuğu bi an kapının da tam açılıp kapandığı ana denk gelerek kapı kapandığında saçımı da götürmüş. nasılsa bi sonraki durakta biri iner ve kapı tekrar açılır ben de o esnada saçımı kurtarırım diye düşündüm ama hiç kimse inmedi. hep önde oturanlar indi ve dolayısıyla hep orta kapı açıldı. arkada oturanlar niye hiç inmiyor diye çok kızdım. kapının yanındaki koltukta oturduğum için inme düğmesine de yakındım aslında ama düğmeye yetişebilir miyim tam emin olamadım. kafam bulunduğu yerden fazla uzaklaşamadığı için kolum da bulunduğu yerden fazla uzanamıyordu. ayrıca yanımda bi kız oturuyordu ve düğme onun kafasının tam arkasında kalıyordu. kolumu oturduğum yerden sinsice uzatıp inme düğmesine bassam sanki kolunu sinemada ilk kez buluştuğu sevgilisinin omzuna atmaya çalışan ergen gibi gözükebilirdim. üstelik saçım sıkıştığı için kafamı hiç kıpırdatmadan yapmam gerekecekti bu işlemi. ben bu şekilde düğmeye basmayı denerken kız kolumu fark edip bana bakarsa kafamı hiç ona çevirmediğim için robot olduğumu düşünebilirdi. kıza "pardon düğmeye basar mısın, saçım kapıya sıkıştı da" desem bana kesin inanmazdı. çünkü kendi halinde otobüste oturan birinin saçının kapıda ne işi var diye düşünebilirdi. zaten böyle bi cümle de kurmak istemiyordum.

bi çözüm aramaktan vazgeçip beklemeye başladım, elbet biri arka kapının inme düğmesine de basacaktı. en kötü ihtimalle son durakta zaten bütün kapılar açılır diye düşünürken arkalarda oturan biri inmeye hazırlandı fakat sonra arka kapıdan değil orta kapıdan inmeye gitti. neden herkes kendi mahallesinin kapısından inmiyor diye düşünüp bi kez daha sinirlendim. o sinirle bi çılgınlık yapıp kolumu inme düğmesine tam uzattığım anda başka biri gelip düğmeye bastı, kız kafasını bana çevirdi ben o esnada saçımı kapıdan kurtardım ve sonra her şey ilk konumuna geri döndü.