Wednesday, October 10, 2012

akşam domatesi


dün okulumun ilk günüydü. 27 yaşında tekrar öğrenci olmanın heyecanıyla iş çıkışı, dünyanın öbür ucundaki okuluma gitmeye koyuldum. ders istatistikti. sayıların çizelgelerin ve hesapların hastası olarak, istatistiğe doğru gidiyor olmaktan ötürü çok sevinçliydim. hoplaya zıplaya 1 buçuk saatlik yolu bitirip okula vardığımda, dersin iptal olduğunu öğrendim. sonra bu seneki sınıf arkadaşlarımdan 2 kız "kantinde oturmaya gidiyoruz sen de gelsene" dedi. evrendeki en yüzeysel yaklaşımların havada uçuştuğu yaklaşık 15 dakikalık iletişimin ardından yeni sınıf arkadaşlarımdan "bıktım" ve tam o esnada bi tanesinin altın suyuna batırılmış tweety kolyesiyle göz göze geldim. sonra bi insanı altın tweety takmaya iten faktörler nelerdir diye düşünmeye başladım.

1 buçuk saat yolu istatistik için gelip altın tweety'yle karşılaşmak gerçekten büyük hayal kırıklığıydı. arkadaşlarımın farkındalık düzeyi o kadar düşüktü ki, keşke altın tweety yerine orda gerçek bi tweety olsaydı da ben hemen onun yanına oturup hep onla konuşsaydım diye düşündüm. bu şizofren durumu gözümde canlandırınca biraz gülüp rahatladım

1 comment:

oğuz akdeniz said...

çok eğlenceliydi..:)
http://zoomlabakalim.blogspot.com/