Monday, July 30, 2012

fanuslu ay sineği

bugün otobüste, yan koltuktaki çocuk annesine sırasıyla şu soruları sordu:

1) anne, bizim dünyamızda yunuslar gerçek mi?
2) peki yabancılarda yunuslar gerçek mi?
3) aa her şeydeki yunuslar gerçek mi?!


Friday, July 27, 2012

duba yosunu

dün gece otel odamızda uyumaya çalışırken yan komşular balkonda oturmuş sohbet ediyordu. sesleri o kadar netti ki bütün konuştuklarını duyuyor, coşkularını anlıyor ve seslerinin iniş çıkışlarını takip edebiliyorduk. bu şartlar altında uyumak gerçekten mümkün değildi. onları sessiz olmaları için uyarmamız gerekiyordu. pınarla "sen konuş, hayır sen konuş, hayırsen" şeklindeki mücadelemiz sonucu yatağım balkona daha yakın olduğu için komşularla ben konuşmaya karar verdim.

balkona çıkıp komşulara tam olarak şöyle dedim: "pardon, biz yatmaya karar verdik de, sesiniz bizim balkondaymışsınız gibi net" adam konuşmamı bölüp "aa çok pardon" dedi, ben de uzatmayıp içeri girdim. bi 10 saniye kadar sessiz kaldılar, ardından konuşmalarının frekansı yine yükseldi ve ortam yine uyunamaz hale geldi. fakat sesi yükselen sadece komşular değildi, o esnada bi cırcır böceği ayı gibi ötmeye başladı ve uzaklarda bağıran bi horozun sesi tüm atmosferi kapladı. yine de hiçbiri, yan komşuların muhabbeti kadar uyku kaçırıcı değildi. onları yeniden uyarmak gerekiyordu ama bu sefer bunu ben yapmak istemiyordum. çünkü gidip "sessiz olur musunuz lütfen" desem ve adam bana "cırcırla horoz daha çok ses çıkarıyo, onlara bişey demiyosun ama" dese verecek hiçbir cevabım yoktu. hatta adam o kadar haklı olurdu ki bi de cümlesinin sonuna "gücün bitek bana yetiyo di mi"yi eklese iyice utanacaktım.

bu nedenle balkona çıkıp horoza seslenerek "horozcum biz yatmaya karar verdik, sesin bizim balkondaymışsın gibi net" diyip, horoz sana söylüyorum komşu sen anla etkisi yaratmaya karar verdim. ama uygulamadım, zaten sonra sustular.

sazlı begüm

bodrum burası. bütün gün şıpır şıpır yüzdükten sonra, arkadaşlarla deniz kenarında akşam yemeğimizi yerken rüzgar şiddetini gittikçe arttırarak esiyordu ve ben bu rüzgar akımlarından ne kadar etkileniyor oluşumun içsel ölçümünü yaparken arkadaşlarıma "işte o son rüzgar üşüttü beni" dedim. sonra bu cümlenin adeta bir türkü ismi gibi olduğunu farkettim. türkünün sözleri ise muhtemelen şöyleydi:



O Son Rüzgar Üşüttü Beni

Saçların uçuştu rüzgarda
Her uçuşu açtı gönlümde bir yara
Ben şimdi hastayım ya
İşte o son rüzgar üşüttü beni

İştahım kapandı günlerce
Kıvrandım seni düşündükçe
Dostlarımda teselli aradım
Vefasız dostlar incitti beni

Gözlerini her hatırladığımda
Tatlı bir melankoli sardı içimi
Hani saçların uçuşuyordu ya
İşte o son rüzgar üşüttü beni

Wednesday, July 18, 2012

bu patates hiç rahat diilmiş /melis


yıllardır aynı evi paylaştığım ağabeyciğim, bir kaç gün önce evlenerek eşiyle birlikte bi alt kata taşındı. aynı evde yaşarken bile günde ortalama sadece 15 saniye iletişim kurduğumuz abimle, alt kata taşınmasıyla birlikte muhtemelen bi daha görüşmeyiz diye düşünüyordum. ama düğün dönüşü apartmanın önünde balkondan beni görüp ropdöşambrlarını göstermeleri olsun, doğal gazları henüz çalışmadığı için yemek saatlerinde soğanlarını falan doğrayıp ocağımı kullanmak üzere bana gelmeleri olsun, yine doğalgazları olmadığı için yıkanmaya da bana gelmeleri ve saç fırçaları olmadığı için saçlarını taramaya da bana gelmeleri olsun, daha çok görüşür olduk.

sonra onların doğalgazları bağlandı ve ben ilk acıkmamda onlara "müsaitseniz kahvaltıya size gelicem komşi" dedim. kahvaltıdan sonra onlar evi toplarlarken ben yeni kanepelerine yayılıp kitap okumaya başladım. uyumuşum. sonra öğle yemeyine de kalmaya karar verdim. hiç yeni evlileri rahatsız etmiyim, evime gidiym gibi bi düşüncem yoktu. onlar da bişey demiyorlardı. sonra abimin laptopundan nete girdim ve twitter'a bişey yazdığımda meğersem abimin twitter hesabından yazdığımı farkettim. sonra facebook'tan biriyle chat yaptım ama meğersem abimin facebook hesabıymış o da. sonra saat kaç diye teleofnuma bakayım dedim ama abimin telefonuymuş o. artık kendimi abim gibi hissetmeye başlamışken canım tatlı bişey istedi, mutfağa gidip şekerpare aldım. resmen eve yerleşmiştim. akşama da burda kalır film izlerim gibi düşünceler kafamda oluşmaya başlayınca kendimi, sitcom'lardaki sürekli gelip evdeki eşyaları falan kafasına göre kullanarak komşuluğun bokunu çıkaran tip gibi hissettim.

koşarak evime gittim.