Sunday, April 8, 2012

kant üniversiteye yapıştı /nietzsche

dünya hiçbir zaman bu kadar dünyevi olmamıştı ve bu benim canımı sıkıyordu. sonra neyse ki çiçek bana biraz nietzsche okudu da kendime geldim. onun satırlarını okuyunca sanki en iyi arkadaşımı yıllar sonra tekrar görmüş gibi oldum ve deyim yerindeyse yeni bi kolum ve bacağım çıktı.*

işte size nietzsche'den bi sayfa:

"Güçlü toplumların, yönetimlerin, kısacası tiranlığın olduğu yerde yalnız filozoflar aşağılanmıştır. çünkü felsefe insanlara hiç bir tiranlığın ulaşamayacağı bir sığınak, içselliğin mağarasını, yüreğin labirentlerini sunar ve bu da tiranların canını sıkar. Yalnızlar buraya sığınır ama burada aynı zamanda onları çok büyük bir tehlike beklemektedir. ÖZGÜRLÜKLERİ İÇİN içeriye kaçmış olan bu insanlar aynı zamanda dış dünyada da yaşamak ve gözle görülebilir olmak zorundadır; doğum, ev, eğitim, ulus, şans ve başkalarının ardı arkaSı kesilmeyen istekleri gibi durumlardan dolayı onlar, eli kolu sayısız insani bağ ile bağlanmıştır.

Benzer şekilde yönetimlerin, sırf egemen fikirler olduğu için sayısız fikre sahip oldukları farz edilmektedir. Değillenmeyen her ifade bir doğrulama olarak kabul edilir, yıkmayan her el kol hareketi bir onaylama olarak yorumlanır. Ruhlarında özgür olan yalnızlar bilirler-kendilerine hep şu veya bu şey içinde, kendilerinin düşünüş tarzından farklı olan bir görünüm vermek zorundadırlar 'gerçek'ten ve dürüstlükten başka bir şey istememelerine rağmen, bir yanlış anlamalar ağına bulaşırlar. Ve güçlü arzularına rağmen, yaptıkları her şeyin üzerine, bir sahte fikirler, kolaya kaçma, yardı yolda verilen ödünler, göz yuman sessizlik ve yanlış yorumlamalar sisinin çökmesini engelleyemezler. Böylece onların tepelerinin etrafında MELANKOLİ bulutları kümelenir, çünkü böyle tipler GÖRÜNÜM ZORUNLULUĞUNDAN, ÖLÜMDEN NEFRET ETTİKLERİNDEN DAHA FAZLA nefret ederler ve onların bu konudaki inatçı keskinliği onları değişken ve tehlikeli hale getirir.

Zaman zaman, ıstıraplı bir şekilde kendilerini -saklamanlarının, kendilerine dayattıkları kısıtlamanın intikamını alırlar. Gizlendikleri mağaralarından yüzlerinde korkunç bir ifadeyle çıkarlar, böyle zamanlarda onların sözleri ve eylemleri patlamalara dönüşür ve kendilerini yok etmeleri bile mümkündür. Schopenhauer böylesine tehlikeli bir biçimde yaşadı.

Sevgi isteyen, onlarla birlikte olduklarında en az tek başına oldukları zamanlardaki kadar açık ve dolaysız olabilecekleri dostlara, varlıklarıyla sessizlik ve benzemezlik havasından iz bırakmayacak türden dostlara ihtiyacı olanlar tam da böyle münzevi insanlardır. Onları dostlarından kopartın giderek büyüyen bir tehlike yaratmış olacaksınız. Henrich von Kleist 'ı yok eden şey bu sevgisizlikti. Ve sıradışı insanların en ürkütücü panzehiri , onları tekrar dışarı çıktıklarında volkanik patlamaya yol açacak kadar kendi içlerine doğru sürmektir.

Ama işte yine burada, böyle korkunç koşullar altında yaşayabilen üstelik de bir galip olarak yaşabilen bi yarı tanrı karşımıza çıkmaktadır. Ve eğer onun münzevi şarkılarını duymak isterseniz, BEETHOVEN'IN MÜZİĞİNE kulak verin."



*italikler nietzsche'nin lafı hep

1 comment:

stgratio issidede said...

hof ne zaman bi kolum bi bacagim eksilse hep bidaha okuycam mecburen