Monday, February 13, 2012

yine ışınlanma ve telepatiye olan gereksiz güvenin çok revaçta olduğu bigün /melis

bilindiği üzere bundan yıllar önce babam, bi bayram sabahı sülalecek babanemde kahvaltı ederken "bizim öyle yakından tanıdığımız, samimi olduğumuz bi palyaço yok" şeklindeki açıklamasıyla beni küçük bi şoka sokmuştu. ortamdaki herkesin esrarengiz bi şekilde normal karşıladığı bu cümle, beni akrabalarımın tanıdığı begüm olmaktan çıkartmış, bi anda living maze'e dönüştürmüştü. o andan itibaren herkesi iç güdüsel olarak bu cümlenin dünyanın en komik cümlesi olduğuna mantıksal argümanlarla etmeye çalışmıştım ve çabalarımın karşılığını bu cümleye gülünmesini bi nebze de olsa sağlayarak almıştım.

bu cümlenin ortaya çıkmasını sağlayan dinamiklerden kısaca bahsedecek olursak; öncelikle babam teknede ya da onun gibi su üstünde giden şeylerde düğün ve benzeri organizasyonlar yapan bir kişiydi ve bu organizasyonların oluşması için dj, garson, aşçı vb. insanlardan oluşan bir ekibe ihtiyaç duyuyordu. genellikle palyaço dışında onunla çalışan kişiler hep aynı kişilerdi ve palyaçoların sadakatsizliği yüzünden biraz üzgündü; bu nedenle sözkonusu bayram sabahı, ailecek kahvaltımızı ederken sanırım birine palyaço olmayı teklif etmişti. bu muhteşem iş teklifini alan kişinin kimbilir ne kadar mutlu olmuş olabileceğini şu an hayal edemesem de, efsanevi cümleden bir önceki cümlenin "aslında sen bizim palyaçomuz olsan çok iyi olur" olduğunu hayal meyal hatırlıyorum.

gel zaman git zaman yakından tanıdığımız, samimi olduğumuz bi palyaçomuzun olmamasına ben dönem dönem çok takılıp bu cümleyi kah tavanı izlerken, kah arkadaş ortamlarında hep sayıkladım. sanırım artık hayatımdaki herkes, yakından tanıdığımız, samimi olduğumuz bi palyaçomuzun olmadığı bilgisine sahipti.

esas meseleye dönersek, geçen ay minibüste telefonumu kaybetmem sonucu babamın eski telefonunu kullanmaya başladım. babam telefon numaralarını vaktiyle sim karta değil telefonun hafızasına kaydetmiş olduğu için şu an babamın dünyasındaki bütün telefon numaralarına sahiptim ve bir kaç gün önce yatağa uzanmış telefon rehberini karıştırırken orda "palyaço muzo" ismine rastlayıp büyük bi hayal kırıklığı yaşadım. gerçekten yıllar boyunca ben burda yakından tanıdığımız, samimi olduğumuz bi palyaçonun olmamasına üzülürken, meğer aslında palyaço muzo varmış. kendimi çok fena kandırılmış hissettim, onun telefon numarasına sahip olduğumuza göre onu yakından tanıyorduk ve herhalde muzaffer olan ismini "muzo" şeklinde kısaltabildiğimize göre demek ki samimiydik. neden ama babam bize yalan söylemişti?
:(

3 comments:

nonsie said...

bence tam soyle oldu
babanne- oglum su palyaco muzoyu cagirsak ya!
baba- bana palyaco muzodan bahsetme anne, "bizim öyle yakından tanıdığımız, samimi olduğumuz bi palyaço yok" kusuz artik biz.
hihim aynen boyle oldu isde.

unpujunw said...

o degil de, artik ne zaman birseye moralim bozulsa bunalima girsem filan, kendi kendime sunu soyluyorum resmen;
"bizim öyle yakından tanıdığımız, samimi olduğumuz bi palyaço yok"
:/ hof allaam hayat ne zor(!)
hihim aynen boyle

önder said...

bu kız ingilizce çalışmaktan blog yazamıyo ya :D