Saturday, January 14, 2012

bugün tek bir şeyi bile umursamadım. /efe

saat 2'ye kadar yataktan çıkamayan begüm, saat 2'de rmx'in telefonuyla güne başladı. bütün şehrin elektriği kesikti ve deli gibi kar yağıyordu. rmx geldiğinde elektrik kesintisinden ötürü kapının otomatiği çalışmadığından begüm, balkondan anahtarı attı fakat anahtar yere değil bahçeye düştü. rmx çamurlarda sürüklenip anahtarı ararken, bu kasvetli cumartesi öğleni begüm'ün yaptığı ikince şey bi uzaylının çamurda anahtar aramasını izlerken kardanbegüm'e dönüşmek oldu.

rmx gezegeninden gelirken begüm'e tonlarca çikolata almıştı. begüm bi yandan çukulataları yerken bi yandan odanın penceresi kapsamında gözüken kasvetli gökyüzü ve karlı fon arasındaki karşı binayı göstererek rmx'e: "sence şu bina ne renk? " diye sordu. rmx, "kiremit rengi olan mı?" diye cevapladı.
begüm: kiremit rengi mi? yavruağzı diil mi sence o?
rmx: yavruağzı pembe diil miydi?
begüm: bu bina pembe diil mi?
rmx: bence bu bina kahverengi.
begüm: peki bu bina sence daha çok turuncu mu yoksa pembe mi?
rmx: pembe olucak kadar kırmızı diil
begüm: ama kahverengi olucak kadar koyu da diil.
rmx: çünkü bu bina açık kahverengi

sonra begüm rmx'e, "açık kahverengi zaten turuncu değil mi" diye bağırdı ve rmx ağlamaya başladı. bunun üzerine rmx'in moralini düzeltmek için begüm ona, geçmişte onunla yaptıkları tatlı bi geziyi hatırlattı. o gün de gökyüzü tıpkı bugünkü gibi gündüz olmasına rağmen kapkaranlıktı ve dalgalar sanki özgür iradeleri varmış gibi hareket ediyordu. fakat begüm bunu tarif ederken bi gariplik hissetti. acaba o gün hava gerçekten öyle miydi; yoksa bunu şu anda mı uyduruyordu? sonra rmx'e o gün ona dinlettiği şarkıyı açtı. ama acaba o gün ona gerçekten bu şarkıyı mı dinletmişti; yoksa o gün ona bu şarkıyı dinlettiğini şu anda mı uyduruyordu? rmx sevinip o günkü şarkının bu şarkı olduğunu onayladı. ama sonra şüpheye düşüp, "acaba gerçekten o şarkının bu şarkı olduğunu hatırladım mı yoksa uyduruyor muyum" diye düşündü. içsel netlikleri tamamen kaybolmuştu.

elektrikler gelince rmx begüm'e kendi gezegeninde dinlediği "hey mambo, mambo italiano" şeklindeki eski missbon reklamı şarkısını açtı. müziğin öyle bi enerisi vardı ki begüm az önce top yaptığı çukulata ambalajını rmx'e atsa, rmx onu kesin havada yakalardı. kısa bi süre sonra begüm topu rmx'e attığında rmx gerçekten de havada yakaladı. istatistiksel olarak ona atılan bi şeyi havada yakalama olasılığı mutlak sıfır olan begüm de rmx'in ona attığı topu defalarca havada yakalayınca, şarkının gerçekten de büyülü olduğuna ikna olup sevindiler. sonra top atmak ve yakalayabilmek zaten 12 aylık bi bebeğin bile yapabileceği hareketler olduğu için bu kadar seviniyor oluşlarına bi çeki düzen verdiler.

begüm mambo'nun ne demek olduğunu çok merak edince mambonun en iyi ihtimalle ağaç, bitki ya da arkadaş demek olduğunu düşünüp "hey mambo" diye mırıldanıp durdu, begüm için mambo en kötü ihtimalle milli eğitim bakanı demekti. rmx vikipedia'dan mambonun anlamına baktı ve onun bi dans türü ve müzik grubu olduğunu öğrendi. begüm mambonun milli eğitim bakanı olmamasına çok sevindi.

begüm ve rmx bi süre bilincin yerini düşündü. begüm'ün bilinci beyninin içindeyken rmx'in bilincinin yeri sırtıydı. sonra begüm'ün bilinci kitap okuma ışığının ampulüne girdi ve rmx'in bilinci rmx'in içinde gezinirken bi yerde sıkışıp kayboldu. bu esnada cern'de kuantum karar vericisini arıyorlardı.

rmx uzay gemisine binip gezegenine dönmeye hazırlanırken, kendi gezegenindeki yollarda u dönüşü yapılabilecek pek çok fırsat olduğunu ama begümlerin gezegeninde çok nadir u dönüşü yapılabildiğini söyledi. begüm de u dönüşünün kolay kolay yapılamamasının iyi birşey olduğunu, çünkü istenildiği an u dönüşü yapma seçeneğine sahip olunursa gidilinen yere varma konusundaki kararlılığın etkileneceğini söyledi. rmx küçük bi aydınlanma yaşadı çünkü kendi gezegenindeki uzaylıların sık sık karar değiştirdiklerini farketti.

rmx uzay gemisine doğru yürürken begüm balkona çıkıp kardanbegüm olarak rmx'e el salladı, rmx gemisine binip ufukta kayboldu.

Friday, January 13, 2012

meteoroloji uzmanı olsam hergün şiir yazarım

gördüğüm en mantıklı bahaneyi sizinle paylaşmak istiyorum:

Amerikalı astronomlar, Dünya’ya ev sahipliği yapan Samanyolu Galaksisi'nin dışardan nasıl göründüğünü bulmaya çalıştıklarını belirterek, Dünya’nın Samanyolu’nun içinde olmasından dolayı bunun zor bir iş olduğunun altını çizdi.

Thursday, January 5, 2012

eray bi türlü öğrenemedin, kaç kere seviştiniz sorusunu begüm; ne zaman evleniceksiniz sorusunu ben soruyorum /melis

bardanadam burası. eray votkayı neli içeceğine karar veremediği için sek votka söylemiş, ayfer ısrarla su içiyor ve ben gelip garsona "cin istiyorum sanki ama elmalı olsun" diyince melis 50'lik birasına sarılıp bi ortamdaki en normal kişi oluşuna şaşırıyor. sonra 4 tabak patlamış mısır yiyip aniden spora gidiyorum ve ardından bara dönüp biraz önce sporda çılgınca zıplamış olan ben değilmişim gibi, eray'ı bana 100 milyon borcu olduğuna ikna ediyorum.

hayatımın en mutlu dönemini geçirdiğim için sürekli sevgi patlaması var içimde ve sanırım sevgi -anekdoten'ın ve beyin pröfösörünün dediği gibi- herşeyin anahtarı olabilir. heran elele tutuşup dönerek şarkı söyleme tehlikesi altındayım. biraz önce 2 saatliğine uyukladığım uykumdan "hayat çok güzel" diyerek uyandım. o an hayatın bana görünüşü o kadar nefisti ki, tarnım camus'nun lafını ilk defa farklı bi açıdan görüyorum; yani öncelikle cevaplanması gereken felsefe sorusunun hayatın yaşamaya değip değmediği olmasını.











bu coşku rüyalarıma da yansıyor, geçen gün rüyamda konsere gittim ve hep istediğim şarkılar çaldı. bi hafta sonra hollanda'da göl ve ağaç manzaralı bi ev tuttum, sonra kuzey ışıklarını izledim ve dün akşam da dünyayı kurtardım.

Monday, January 2, 2012

dünyadaki herkesin twitter'ı olduğu için ben de twitter açtım yeniden:

Sunday, January 1, 2012

ne güzel şeyler konuşuyosunuz, ne dediğinizi dinlemedim ama duyduğum bazı kelimeler hoşuma gitti. /taşkın

kendi halinde zeki bi çocuk olan sina'nın bi sigara problemi vardı. eskiden sadece alkol aldığı zaman ara sıra içtiği sigarayı, bütün gününü okulda geçirmeye başladıktan sonra -etrafındaki herkesin sigara tiryakisi olması sonucu- gittikçe arttırmıştı.

her sigarayı bırakmak isteyen insan gibi sina da öncelikle paket almamayı denedi. ama paket almamak sigara içme oranında bir değişme yaratmayınca, sürekli insanlardan sigara otlanıyor olmaktan rahatsız olup -en azından evde içmemek için- hakan isimli arkadaşına bi paket sigara satın aldı.

sina okuldayken sigarayı sürekli hakan'dan otlandı ve paket kendisinde bulunmadığı için evde içmiyordu. fakat bir süre sonra bu yöntem sina'nın beklentilerini karşılamamaya başladı. çünkü sina, yanında hakan yokken sigarayı yine başkalarından otlanıyordu. bu problemi çözmek için okulda birlikte vakit geçirdiği diğer 4 arkadaşına da birer paket sigara satın aldı. fakat burda dikkat edilmesi gereken bi nokta vardı. her arkadaşından bi paket sigara sayısı olan 20 tane sigara otlandığına emin olunca o arkadaşına yeni bi paket sigara satın alması gerekiyordu. fakat buna yaklaşık olarak karar vermek subjektif algının işin içine girmesi sonucu bazı tartışmalara yol açtı. söz gelimi pınar sina'nın ondan aldığı sigara sayısının 20 olduğunu düşünürken, sina en fazla 10 tane içtiğini iddia ediyordu.

sina bu problemi sürekli, içilen sigaraları sayarak çözmeyi denedi. her gün içtiği sigara sayısını özenle takip ederek o sayıyı ezberlemek suretiyle gerçekleştirdiği "içilen son sigara sayısı güncellemeleri" bir süre sonra onu çok yormaya başladı. beyninden hep şöyle şeyler geçiriyordu: halit 8,esra 4, hakan 12, mustafa 1, pınar 5. halit 11, esra 5, hakan 12, mustafa 1, pınar 9.

sina sigara sayısı hesaplamasına gösterdiği aşırı efora rağmen yine de arkadaşlarıyla "hayır en son 11'di", "hayır sonra bi tane daha içmiştin unuttun mu" tarzı can sıkıcı diyaloglar yaşamaktan kurtulamadı. bunun üzerine son çare olarak yanında bi sigara defteri gezdirmeye karar verdi. bu defter sürekli masada açıktı ve sina, her içtiği sigaradadan sonra, sigara defterinde sigarayı aldığı arkadaşının adının yanına bi tik atma alışkanlığı geliştirdi. fakat bu sefer de bazı sigara parasını sina'dan çıkarmak isteyen sinsi arkadaşları sina'nın sigara defterindeki kendi hanesine, o tuvalete gittiği esnalarda gizlice tik atmaya başladı. sina tik sayılarındaki garipliği farkedince o lanetolası arkadaşlarının hepsine küstü, defteri çöpe attı ve kendisine bi paket sigara aldı.

alternatif son:
sina tik sayılarındaki garipliği farkedince o lanetolası arkadaşlarının hepsine küstü, defteri çöpe attı ve sigarayı bıraktı.