Thursday, December 29, 2011

sinyal sesinden sonra mesajınızı bırakınız

biraz önce eve geldiğimde acı bir gerçekle karşılaştım. "telefonumu minibüste düşürmüştüm."

önce buna inanmak istemeyip çanta içi, pantolon ve manto ceplerine yaklaşık 6 kere tekrar tekrar baktım. ama gerçek apaçıktı. arkadaşıma mesaj atmak üzere çantamdan çıkardığım o telefonu asla tekrar çantama koymamıştım ve dolayısıyla ben minibüsten inmek için ayağa kalktığımda muhtemelen kucağımdan yere düştü ve o esnada kulağımda kulaklık olduğu için bu düşme sesini duymayıp minibüsü terk etmiştim.

minibüsçü telefonumun acı feryadını duysun diye yaklaşık 10 kere aradım. sonra aklıma telefonumun sesinin kapalı olduğu geldi ve bu, ancak minibüsçü gece ya da sabah minibüsün içini toplarken koltuğun kenarına düşmüş zavallı telefonumu bulabileceği anlamına geliyordu. (tabi böyle bişey yapıyorsa)

minibüsçünün, telefonumu bulunca mesajlarımı okuma ihtimali biraz sinirimi bozdu. mesajlarda özel hayatıma dair çok fazla bilgi vardı ve minibüsçü onları okurken kesin çok eğlenecekti. kim bilir belki de bi gün önce bindiğim minibüsün şöförüyle ilgili yorumlarımı gördüğünde -eğer adamı tanıyorduysa- telefonumu bana vermekten vazbilegeçebilirdi. çünkü melise, "upper beginner fikirlere sahip geveze bi minübüsçüye denk gelmem hiç hoş olmadı doğrusu" yazıp, sonra da minibüsçüden alıntıladığım "bilim adamını koruyamayan yöneticiler vatan hainidir." tarzı cümleler yollamıştım.

arkadaşlarımın bana attığı ve benim arkadaşlarıma attığım mesajları düşündükçe gülümsemeyle karışık bi sıkıntı yaşıyordum. sanırım minibüsçü telefonumu geri vermeye kalksa bile ben gidip onu almaya utanabilirdim; eğer bi şekilde bana ulaşırsa telefonumu almaya gitmesi için müge'ye teklifte bulundum ama mesajlarımın içeriğinden kısaca bahsedince müge, teklifimi kahkahalar içinde reddetti.

doğrusu minibüsçünün dandik telefonumu çalmaya kalkacağını hiç sanmıyorum çünkü gayet eski ve beş para etmez birşeydi. ama onu çok seviyordum, bana ihtiyacım olan herşeyi veriyordu ve o dandikliğine rağmen internete girebiliyor olmasına her gün yeniden hayran oluyordum. bazen geceleri ona sarılıp uyumamak için kendimi zor tutuyordum. ama belki de bu olay telefonun hayatımdaki yerini sorgulamam için bi fırsat olarak yorumlanabilirdi. bedava sınırsız sms olayına geçtiğimden beri telefonum sayesinde 3 buçuk saniye bile yalnız kalmamıştım. arkadaşlarımla "hastalık derecesinde bağımlı arkadaş grubu" haline gelmiştik ve bi ara duştayken bile melise msj attığımı hatırlıyorum.

ev burası. telefonumsuz kendimi yapayalnız hissediyorum.
uyumaya karar verdim ama telefonum olmadığı için saat kuramayacağımı farkettim.
her an onun eksikliğini daha çok hissediyorum ve hayatımda yarattığı boşluğun gittikçe büyüdüğünü görüyorum.

8 comments:

Karadut said...

Aaa. Üzüldüm yaa. Benzer bir şey de 2 yıl önce benim başıma gelmişti. Yeni aldığım ayakkabımın poşetini otobüste unutmuştum. Hem yepisyeni ayakkabı gitti hem de -hangi akla hizmetse poşetin içine koyduğum- pek sevgili telefonum gitti:( Eğer bulunsaydı ben de içindeki komik fotolar mesajlar yüzünden gidip almaya utanırdım, ama yine de koşa koşa giderdim.Pe hey. Uzun lafın kısası geçmiş olsun, umarım bulunur.

Elif Ayvaz said...

Geçmiş olsun. Umarım bulursun.

Buro said...

Gerçekten de dün sana mesaj atmayı geçirmiştim aklımdan.

Living Maze said...

artık bulamam, telefonum kapanmış:( ama hattımı iptal ettirip geri satın alabiliyorum en azından.

Buro said...

Hoşbuldun mesajını boşuna göndermişim o zaman:/

Living Maze said...

:(

Ganima said...

minümüsçü "beni ara sana evrenin sırrını söyleyeceğim" mesajımı da göremedi malesef :/ görseydi bana hemen dönecekti ve telefonunu bulacaktık böylece.
yannız sen şimdi telefon kapandı artık mesajlarımı okuyamaz diye düşünüyosun ya yanılıyosun. şimdi telefonun sim kartını çıkarıp atıcak. sim kartta kayıtlı mesajları göremicek ama telefon hafızasındaki mesajları ve telefon numaralarını görücek. üzgünüm ahbap.

Living Maze said...

mesajlar telefon kapalıyken geldiği için belki hattım açılınca gelir:/