Friday, December 23, 2011

9'a çıkmak için çok sığ bi yöntem /cemre

niyazibey burası. küçük kardeşimin doğumgününü kutlamak üzere buraya gelmeye karar verdik ama bitek ben geldim. daha doğrusu şöyle oldu: babamlar "8'de orada olacağız" dediler, onlar arabayla geleceklerdi ama arabada yer olmadığı için (ya da beni sevmedikleri için) "sen trenle gel" dediler. sonra da vicdanları rahatlasın diye "bu yağmur çamurda nasıl geleceksin" diyerek beni düşünüyomuş gibi yaptılar. daha sonra anladım ki bu çok haklı bi soruydu çünkü gelmekte biraz zorlandım.

öncelikle çok fazla yürüme mesafesi olmadığı için yanıma şemsiye almamıştım ve trene yürürken bi hayli ıslandım. zaten evde küçükbiişim olduğundan ötürü evden geç çıktığım için treni az daha kaçırıyordum ve koşarak gitmem dolayısıyla belki de koşan adam daha çok ıslanıyordu. ben bu meselede hep koşan adamın tarafını tutmuştum ama belki de sırf ben daha çok ıslanayım diye sadece bu günlük fizik yasalarında ufak bi oynama gerçekleşip koşan adam daha çok ıslanmış olabilirdi. bunu bilemeyiz, sonuşta mörfinin işine karışmak da istemem, herkes kendi işini yapmalı.

apar topar yetiştiğim trene binip, evden çıkarken yarım kalan işimi bedava internet teknolojisiyle trende bitirmeye çalıştım. fakat bi yandan da sonsuz mesaj hakkım yüzünden mesajlaşmaya dalarak durakları takip etmeyi tamamen unuttum ve artık gelmiş olabilirim sanarak trenin sıradaki durduğu durakta bi bocalama yaşadım. durağın isminin yazdığı kısım ilerde ya da geride kaldığından nerde olduğumuzu göremiyordum. bütün sezgilerim bana "inme" demiş olsa da ve ben indikten sonra tren özellikle tekrar binmemi istermişçesine biraz fazla beklemiş olsa da, ben bi kere inmiş olduğum trene tekrar binerek gururumu ayaklar altına alamazdım.

durağın isminin yazdığı kısma gelince inmem gereken duraktan bi durak önce indiğimi üzüntü içerisinde farkettim. -50 derece yağmurlu havada şemsiyesiz bi şekilde nerden baksan 15 dakka yürüyecektim. eğer sonraki treni beklersem o zaman da geç kalacaktım.

yarıkoşmalı yürüme haliyle buz gibi havada ilerlemeye başladım. fizik kurallarında ufak bi hareketlenme olup bu sefer en çok ıslananın yarıkoşmalı yürüyen adam olmasına karar verilmişti. ama mantığım bana yarıkoşmalının ya yürüyen ya da koşandan daha az, ya koşandan ya da yürüyenden daha fazla ıslanması gerektiğini söylüyordu. demek istediğim bence 2 seçenek vardı:
1)koşan>yarıkoşmalı>yürüyen
2)yürüyen>yarıkoşmalı>koşan
bu ihtimallere göre yarıkoşmalının diğerlerine oranla en çok ıslanması münkün değildi
ama tekrardan mörfinin işine karışmak istemem.

yaklaşık 15 dakikalık yarıkoşmalıdan sonra orda olmam gereken saati sadece 5 dakika geçirerek niyazibey'e vardım ve babamlara telefon ettim. trafiğe takıldıklarını ve 15 dakka sonra geleceklerini söylediler. bi tanesi çocuk sandalyesi olmak üzere 8 kişilik bir masa ayarlatacakmışım.

dediklerini harfiyen yapıp beklemeye başladım. bu bekleme esnasında tanıdığım herkese mesaj attım. 20 dakka geçmesine rağmen bi türlü gelmiyorlardı. mesaj atacak tanıdıklarım bitince ve garsonlar etrafımda akbaba gibi dönmeye başlayınca, arabadakilerden biri olan abime şu mesajı attım "hadi çabuk olun yağ, bu kızın gelicek dediği kişiler gelmicek heralde yazık diye düşünmeye başladı garsonlar" bunun üzerine babam telefon edip arkadaki 6 kişinin mesajımla dalga geçtiği apaçık belli bir halde "çok trafik var 15 dakika daha sürebilir" dedi. sonra vicdanını rahatlatmak için sıkılmıyosun di mi yanında mp3'ün falan var mı? diyerek beni düşünüyomuş gibi yaptı.

telefonu kapattıktan sonra bu yazıyı yazmaya başladım. yan masadaki benden sonra gelenler yemeklerini yiyip kalkarken bana acıyan bi garsonla göz göze geldim. babamın telefonundan bu yana yarım saat geçtiğini farkedince abime bu sefer de şu mesajı attım "garsonların, yeter artık git lokantamızdan dediğini duyar gibiyim"

niyazibey burası. 1 saattir bekliyorum ve hiç umut yok.

1 comment:

Anonymous said...

bilimsel olarak koşan insanın koşmayana göre daha çok ıslandığı mitbastırs tarafından ispatlanmıştır ama koşma ve yürüme hızlarını vermedikleri için ve ben de bazı kızların koşma hızında yürüyebildiğim için hala tereddüt ederim hızımı ayarlamakta ve en güvenli bölge olan hızlı yürümeye geçerim, ayrıca yürürken daha az ıslanıyor olsanda ıslanma hissine maruz kalma süren artıyor bu nedenle optimum bölge olan hızlı yürüme en iyisidir ama duruma göre de değişir tabi mesela üstümde ıslanmasını istemediğim bi ceket varsa yürürüm yada hava çok soğuksa ve üstümdeki önemsizse koşarım