Thursday, September 15, 2011

yeşil olmak bile bundan daha iyi (susam sokağı)

geçen gün trendeyken aklıma bi film geldi. filmde bi adama başka birinin hafızasını yüklüyolardı. sonra da hafızasındaki karısını öldürmekle tehdit ediyolardı, sonra da adama anılarının kendisine ait olmadığını, ona sonradan yüklendiğini söyleyip bakalım karısını kurtarıcak mı diye bekliyolardı.

filmin sonunda adam, anılarına sahip çıkıp karısını kurtarıyodu çünkü anılarından başka hiçbir şeyi yoktu. işte bi kıza bakarak bunları düşünürken, sonra acaba benim anılarım bana bu kızdan yüklenmiş olabilir mi diye şüphelenmeye başladım. eğer öyle olsaydı hayatım biraz daha anlamsızlaşır mıydı yoksa zaten yeterince anlamsız mıydı?

anılarımın bana o kızdan yüklenmiş olmadığına dair kanıtlarım vardı. mesela ameliyat olduğuma dair bir anı sahibiydim ve hakkaten de sırtımda dikiş izi vardı. dolayısıyla anımla izim tutarlı görünüyordu. kızınsa dikiş izi yoktu, eğer anılarım bana başkasından yüklendiyse bu kızdan yüklenmediği kesindi.

izi şüphelenmemem için öylesine yapmış olabilirlerdi ama vidaları da hissedebiliyordum. sonuçta gerçekten bu vidalar bana takıldıysa gerçekten amilyat oldum demekti ve dolayısıyla ameliyat olduğuma dair bir anım olmasında problem yoktu. ama belki senaryo daha farklıydı, uzaylılar beni kaçırıp içime bunları yerleştirmiş, sonra da bu senaryoyu normalize etmek için bana ameliyat olmuşum anısı yüklemiş olabilirlerdi. o zaman kesinliğinden emin olduğum tek şey vida sahibi olduğumdu ve bunun nasıl ve neden olduğu konusunda iddialarda bulunmamak en iyisiydi. kendimle ilgili emin olduğum bu tek gerçeğe sıkıca sarılmaya karar verdim.

trenden indim. stajımın kalkması işlemlerinin tamamlanması için milli eğitime bir belge götürdüm ama belgeyi kabul etmediler çünkü mühürü eksikmiş. mühür bastırmak için geri dönerken yolda burnum aktı ve hiç mendilim yoktu. başka biri olsa sırf mühür için o kadar yolu geri dönüp sonra da tekrar belgeyi bırakmak için gelmek zorunda olmaya çok sinirlenirdi ama ben hala bir amacım olduğu için bunu mutlulukla karşıladım, sonra da mendille burnumu sildim. fakat bu mendilin nerden çıktığını bilmiyorum. biraz önce elimde hiç mendil yoktu ve çantamda da yoktu? acaba az önce bakkaldan dondurma alırken bakkal mı vermişti bu mendili bana? yuğooo? yerden mi almıştım? yok be niye yerden aliym, temiz zaten? bilmiyordum. aklıma iki ihtimal geldi. ya az önce bi vampir saldırısına uğramış sonra da vampir bu saldırıyı unutturmak için beni hipnotize etmişti (boynumdaki kanları silmem için mendil vermiş olabilir) ya da iyi kalpli bi uzaylı üzülüp bana bu mendili verip olanları unutturmuş olabilirdi. ama biraz mantıklı düşününce bu iki ihtimalin de mümkün olamayacağını anladım. çünkü eğer vampir olsaydı bana ipek bi mendil verirdi ve eğer uzaylı olsaydı o zaman da uzaypeçetesi vermiş olmalıydı. elimdeki peçete ise gayet sıradan tırt bi peçeteydi. belki de burnumun akması dayanılmaz bir hal almış ve sonunda bu peçeteyi havadan yoğunlaştırarak elde etmiş olabilirdim. zaten tipi de havadan yoğunlaştırılmış peçeteye benziyordu.

bu meseleyi daha sonra incelemek üzere beynimdeki bir rafa kaldırıp dondurmamı yemeye başladım. dondurmayı yerken aklıma bir önceki dondurmam geldi. önderle taksimde bir yere gitmiştik, ben dondurma yemek istiyordum ve menüde dondurmanın yanında parantez içinde (çeşitleri garsona sorunuz) yazıyordu. ben aslında gayet standart bir şekilde çikolata kaymak yiyecektim ve bunlar zaten kesin vardı ama menüden aldığım emire itaat etmem gerektiğini düşünerek garsona çeşitleri sordum. garson biraz afallamış gözükünce ona menüdeki yazıyı gösterip "size sormam gerekiyor" dedim, sanırım menüde kendisinden bahsedildiğini bilmiyordu. garson dondurmalara bakıp geldi ve bana çeşitleri saydı. garsoncuğu o kadar uğraştırdıktan sonra çikolata kaymak istersem çok ayıp edecekmişim gibi geldiğinden -sevmediğim halde- dondurmama bir top da çilek eklettim.

dondurmayı yemeye başladım ama sadece çikolata ve kaymaklı bölümünü yiyor çileği sevmediğim için sona bırakıyordum. ben çilekli kısmı önderin yemesini umut ederken, önderse limonatasının içindeki nane olduğu iddia edilen ağaç yapraklarını incelemekle meşguldu, sonra bana uzaylıların çilekli dondurmayı çok sevdiklerini söyledi. o öyle diyince çiçekli dondurmaya ısınıp bir kaşık aldım. ama çiçekli dondurmanın tamamını yiyebilmem için bu bilginin güvenilirliğinden emin olmam gerekiyordu. önder'in dediğine göre görgü tanıklarının ortak ifadesiymiş, hepsinin evlerindeki çilekli dondurmaları uzaylılar yemiş. bunun üzerine çilekli dondurmanın hepsini bitirdim, uzaylı gibi düşününce kozmik bir tadı varmış gibi geldi. dondurmayı bitirdikten sonra önder'in beni kandırdığını öğrenip hayal kırıklığına uğradım. beni kandırarak yemek yedirmişti ama sanırım tamamen kandırmamış, gerçekten uzaylıların çilekli dondurma sevmesi gibi birşeyler okumuş, sadece dondurmayı bitirmem için bu bilgiyi doğru zamanda sunmuş bana.

4 comments:

phoebe said...

bir defasında burnumu silmek için açtığım peçetenin içinde aynen şöyle yazıyordu: bir uzaylı kaymaklıuzaydondurmasından başka bir dondurma çeşidini asla yemez. :)

Anonymous said...

çok şeker:)

Living Maze said...

:D

Elif Ayvaz said...

:D