Wednesday, September 21, 2011

yazı insandan daha sadıktır. /wkmh

semizotu almak için pazara gittim. fakat pazarda acı bir gerçekle karşılaştım, semizotunun hangisi olduğunu bilmiyordum. semizotu olduğundan şüphelendiğim bazı şeyler vardı ama üzerinde semizotu yazmadığı için onların semizotu olup olmadığından emin olamıyordum. neden üzerlerinde ne olduğu yazmıyordu? ben nereden bilecektim o şeyin roka mı, semizotu mu, ıspanak mı; hatta maydonoz mu olduğunu? "bu semizotu mu?" diye pazarcıya sormak da istemiyordum çünkü belki bana 26 yaşıma gelip hala semizotunun hangisi olduğunu bilmediğim için bağırabilirdi. başka bi çözüm düşünmeliydim.

semizotu olduğundan şüphelendiğim bir takım yeşilliklerin yanına gidip sinsice beklemeye başladım. bu esnada pazarcının bu beklemeden rahatsız olmaması için domateslere bakıyormuş gibi yaptım. bir süre sonra yanıma bir kadın geldi ve söz konusu yeşilliği havaya kaldırıp "semizotu ne kadar?" dedi. ben de böylelikle semizotu olduğundan şüphelendiğim o yeşilliğin gerçekten de semizotu olduğunu anlamış bulundum. onu hemen satın aldım ve bundan böyle pazara gitmeden önce alacağım sebzelerin google'da görsellerini araştırmaya karar verdim. teknoloji hayatı çok kolaylaştırıyordu.

pazar gezintimin sonuna doğru bi sebzeden çok etkilendim ve onun harika renk tonu içinde kayboldum. bugüne dek gördüğüm yeşillikler arasında en mavisi oydu. o kadar beğendim ki onu, 2 kere bilerek önünden geçtim ve varlığıyla beni sarhoş etti. daha önce hiç bi sebzeye aşık olmamıştım. onun hangi sebze olduğunu çok merak ettim ama malum sebeplerden ötürü yine pazarcıya soramadım.

2 comments:

phoebe said...

((: ne güzel yazıyorsun

Living Maze said...

:D teşenkür ederim