Saturday, September 17, 2011

haz, bir yan ürün ya da yan etkidir ve öyle kalması gerekir, kendi içinde bir amaç yapıldığı ölçüde yok edilmiş olur. / victor frankl

tam dışarı çıkacakken en sevdiğim yeşil hırkama ketçap döküldü. nasıl üzüldüm nasılüzüldüm anlatamam, sonra da uyandım. meğer hepsi rüyaymış. hırkama bişey dökülmediği için bu kadar sevineceğim hiç aklıma gelmezdi. ama sonra bugün melis kitabımı geri verince (victor e. frankl - insanın anlam arayışı) kitap masanın üstünde dururken ona her baktığımda içindeki beni çok üzen ve düşündüren küçük ayrıntıyı hatırladım.

kitap auschwitz toplama kampında geçiyordu ve mahkumlar her gece olduğu gibi her an öldürülme korkusuyla aç susuz bütün gün çalıştıktan sonra gece alt alta üst üste tahta yataklarda yatarken, yazarın arkadaşı bir gece kabus görüyor ve acı acı sayıklıyordu. yazar acaba arkadaşını uyandırsa mı diye düşünüyor, sonra nerede olduklarını düşününce ikilemde kalıyordu. çünkü herhalde en kötü kabus bile her an yakılma ihtimaliyle yaşadıkları toplama kampından iyiydi. yani bundan daha kötü durumda olunamayacağına göre, arkadaşını uyandırdığında daha iyi bir gerçekliğe dönmesini sağlayamayacaktı. o halde neden uyandırsındı ki?

3 comments:

Karadut said...

merhaba, epeydir takip ediyorum seni.ama ilk defa bana yazılmış gibi hissettim bir postunu. yani tabi aslında,-bundan sana ne?- .yine de bildirmek istedim işte. şu an mutsuzum çok, uyuyacağım birazdan ve muhtemel bir kabus sayıklamasında uyandırılmak istemiyorum. insan sadece sabun yapılmak için fırınlarda yakılmıyor, yahudi olmasam da, bu da bir soykırımdır.neyse bu depresif merhabayı unut gitsin; blogunu pek seviyorum, hep buralarda ol:)

Living Maze said...

üzülme lütven, gel öpiym muçk

Anonymous said...

kaybedenler kulübü gibi oldun lan