Saturday, August 13, 2011

tutarlı bir fontta hiçbir x bileşeni slash'lerle paralel değildir

galata köprüsü burası. bizim karşı apartmana benzeyen kadını sollayıp buraya geldim. bizim karşı apartmana benzemesi elbette ki boyutlarından değil, giydiği kıyafetin renklerinden kaynaklanıyordu. kendimin renklerine bakınca benim de karşı apartmanın önüne parketmiş arabaya benzediğimi farketmem uzun sürmedi.

bugün toplantıdan çıkınca taksime gitmeye karar verdim. yani madem hiç arkadaşım yok -ama neyse ki yalnız iyi vakit geçirebildiğim günlere geri dönmüştüm- bi yerde oturup yazı yazmak eğlenceli olabilir gibi görünüyordu. bundan muhtemelen bir ay önce tam bu saatlerde "yanlışlıkla" varoluşa dair olan katarsisimi yok etmiştim ve aslında belki de o yazı bundan 20 sayfa önde falandır. ama ne olur ne olmaz tekrar ikna olurum falan şimdi diye dönüp de tekrar okumam çünkü hayatın anlamı katarsistir ve katarsis için ruhmolekülü gerekir.

işte ben de tam bu yüzden taksimde ruhmoleküllerinin bol bulunduğu bir mekan olan kiliseye gittim ve şu an sahip olduğum ruhmoleküllerinin bende kalıcı olmasını diledim.

ruh moleküllerimin son iki gündür akıl almaz yükselişi resmen havanın yağmurlu olmasından kaynaklanıyordu. içimdeki iskandinav melankolisi ne anlama geldiğini bilmediğim ama temel güven duygusu boşluğumu dolduran bir canlılığa dönüşmüştü. halbuki kısa bir süre önce hiç ruhum kalmamıştı ve bunu kabullenmek üzereydim. hatta sanırım bundan 3 sayfa önce artık üretemeyeceğimi, yükseklisans falan yapmaya çalışmayıp ortalama bir öğretmen olmayı kabullenip en kısa zamanda evlenerek bundan sonra hiçbir şeyi sorgulamaksızın ve mücadele etmeksizin hayatımdaki dinamizmi çocuklarıma bağlı kılıp ve hatta ara ara kocamla kavga edip barışarak yakalamaya karar vermiştim. sonra neyseki yağmur yağdı ve kendime geldim.

3 comments:

Elif Ayvaz said...

Ara ara olur böyle şeyler ya. Şu ara tam da bana olduğu gibi. Umarım sizinki de öyledir. :)

phoebe said...

:) ruhmolekülleri

Living Maze said...

hıhım :)