Friday, April 22, 2011

Monday, April 11, 2011

çok kötü

demin eray bana şöyle dedi: "begüm lan ya uzay yoksa?"

bi an çok korktum ve küçük bi panik atak geçirdim. uzayın olmaması demek; düşünsene, bitek dünya var o kadar, asya avrupa amerika avusturalya antarktika sonra bitti. acayip korktum, kesinlikle uzay olmalıydı. dünya uzayın içinde olmalıydı. ama yine de uzayın olmama ihtimaline karşın bişeyler yapmak zorundaydım. sonuçta uzay fotoğrafları fotoşop olabilirdi, gökyüzü bir aldatmacadan ibaret olabilirdi. septik olmaktan vazgeçemeyeceğime göre uzaysız yaşamanın bir yolunu bulmam gerekiyordu. önce bakterileri araştırmaya başladım, sonra parazitleri araştırdım sonra da virüsleri inceledim. mikrobiyolojinin harika dünyasında 2-3 saat geçirmek bana iyi geldi. küçük şeylerle ilgilenince dünya olduğundan çok daha büyük görünüyor. biraz rahatladım.

edit: aklıma çok kötü bişey geldi, "ya bakteriler yoksa?"

deli diylim ben durun nereye götürüyosunuz



bu erenköy ruh ve sinir hastalıkları hastanesinin bahçesinde bir heykel. amacı ne bunun ama yaa? resmen delilik. normal bi insan günde 10 dakka bu heykele baksa delirir. hatta ben hipnotize olup bi 20 dakika kadar gözümü kırpmadan orda neler döndüğünü anlamaya çalıştım ve hayal gücüm bana garip oyunlar oynadı. o zamandan beri de garip garip gülüyorum. sanırım biraz delirmiş olabilirim.