Tuesday, November 2, 2010

hiçbir şey ruhsuz olmuyor.*

ev burası. bütün eylemlerime yarıuyku eşlik ettiği için (ve kahve mideme hiç iyi gelmediği için) 1 saatliğine uyuyayım dedim, artık nasıl uyuduysam uyandığımda dünyadaki yerimi şaşırmıştım.

bir yerdeydim. buraya ev mi deniyordu diye düşündüm, sonra evin daha büyük birşey olduğunu; içinde bulunduğum yere oda dendiğini hatırladım. sonra buranın benim odam olduğu aklıma gelince sevindim gibi oldu çünkü çok fazla bulunduğum bir yer vardı orası da benim odam gibiydi ama aslında değildi (işteki odam). günün 10 saatini başka bi yerde geçirdikten sonra gelip burayı odam olarak benimseyemeyeceğimi bilinçaltım bile kavramıştı. kısa bir süre sonra bilincim tamamen yerine geldi ve standart yaşama haline döndüm.

bu hayatta nerde kalmıştım? en son uyumadan evvel dexter'ın yeni bölümünü izlemeyi planlıyordum, kitap vardı ona da devam edebilirdim, internete girmek diye birşey vardı bir de; ama belki de en iyisi gidip ertesi gün olana dek uyumaktı. çünkü fabrika ayarlarıma dönmüş biçimdeyken yapılabilecek her şeye eşit mesafede hissediyordum kendimi ve dolayısıyla bir şey yapmak konusunda bir karar vermem mümkün gözükmüyordu. sonra birden yazı yazmaya başladım ama şimdi o da bitti.


*replikas - gece kadar rahatsız etmiyor

No comments: