Monday, September 20, 2010

kendimi piramit inşaatında çalışan mısırlı köleler gibi hissediyorum.

kendimi bildim bileli dudak yiyorum. özellikle bişey düşünürken ve kitap okurken durdurulamaz bir hale geliyor bu eylem benim için. bugüne dek dudak yemenin temelini, dudaktan bi parça koparıp diğer kısımları onunla aynı hizaya getirmeye çalışmanın oluşturduğunu düşünürdüm; şimdiyse artan psikoloji bilgim bunun çocuklukta edindiğim nevrotik bi problem ya da bilinçaltımda yatan bi kaygının dışa vurumu olabileceğini söylüyor.

dün akşam yine bi yandan kitap okuyup bi yandan dudak yerken "bari dudaklarımı yiyerek kendime daha fazla zarar vermeyeyim, onun yerine saçımla falan oynayayım" diye düşündüm. ama saçla oynamak dudak yemek kadar tatmin edici olmadı benim için; yine dudağa döndüm o yüzden. sonra kendimi kasıp dudak yemeyi bırakarak kitap okumaya devam etmeye çalıştım ama dudak yemeyi durdurur durdurmaz uykum geldi.

bugünse vapurda giderken kitap okuyanları inceledim ve yaklaşık 2/3'ünün kitap okurken bi yerleriyle oynadıklarını tespit ettim; geri kalan 1/3 ise en azından ayağını sallıyordu. dolayısıyla bu bana 2 seçenek bırakıyordu: ya bütün vapur hastaydı; ya da bişey okurken bişeyle oynamak konsantrasyonu arttırıyordu.

çalışmalarım sürecek, hoşçakalın.

No comments: