Saturday, August 21, 2010

çakmağın kozmik yolculuğu

Selam, ben Sinan. Üsküdar'da bir evdeyim. Arkadaşlarla oturmuş Inception'ı izlerken bir sigara yakayım dedim ama elimi cebime attığımda çakmağımı bulamadım. Buralarda bir yerlerde olması gerekiyordu. Masanın üstüne baktım, orda da göremeyince yanımda oturan Evren'e sessizce "Çakmak nerde?" diye sordum. Evren filme acayip odaklanmıştı, beni duymadı. "Hiyşt olum, çakmak nerde?" dedim daha sesli bi şekilde. İrkildi, bir süre durduktan sonra "Haa ben çakmağı demin Seda'nın elinde gördüm ama tuvalete gitti o galiba" dedi.

Tuvalete doğru yürüdüm. Seda tuvaletin orda ayakta dikilmiş düşünceli bir biçimde tavana bakıyordu. Beni görünce "Bütün bu sosyalleşme tam olarak neyi tatmin ediyor?" diye sordu. Şaşkın bir bakış atmış olmalıyım ki "Yani niye tek başımıza olamıyoruz da illa arada birileriyle iletişim kurmaya ihtiyaç duyuyoruz?" diyerek açıkladı sorusunu. "Hımm" dedim. "Alışkanlıktandır bence, ıssız adada tek başımıza doğsak böyle bir şeye ihtiyaç duymazdık sonuçta" dedim. O sırada Mehmet tuvaletten çıktı. Seda "Off nihayet, altıma işeyecektim" dedi. Mehmet gürültülü bir şekilde gülerek uzaklaştı. Ben de Seda tuvalete girmeden "Çakmak nerde?" diye sordum hemen. Hızlı bir şekilde cevap verdi "Demin ben oynuyodum çakmakla Mehmet'in çıkmasını beklerken, çakmağın iki tarafındaki gaz seviyelerini eşitlemeye çalışıyodum; tam iki tarafı mükemmel bi şekilde eşitledim ki Pınar gelip çakmağı aldı; ocağı yakıcakmış." Bir yandan da çişi geldiği için yerinde duramıyordu. Sonra "Neyse hadi ben tuvalet" diyerek içeri girip ışık hızıyla kapıyı kapattı.

Elimde yanmamış sigaramla mutfağa doğru yol aldım. İşin bu kadar büyüyeceğini tahmin etmemiştim, filmi kaçırıyordum. Çakmağı bulamadıkça sigara içme isteğim bir o kadar arttığı için filmi kaçırıyor olduğum gerçeği sigara içme arzumun yanında oldukça sönük kalmaya başlamıştı.

Mutfağa girince Pınar'la Mustafa'yı gördüm, yemek yapıyorlardı; daha doğrusu Mustafa yemek yapıyordu Pınar da yanında duruyordu desek daha doğru olur. Pınar bana "Kıymalı makarna ister misin?" diye sordu, "İçerdekiler dürüm söyleyelim dediler ama biz o iğrenç yağlı dürümlerden yemek istemedik, sen ne yiyeceksin?" dedi. Resmen çakmak ararken evdeki gizli makarna örgütünü açığa çıkarmıştım. "Ben de makarna yiyim, midem ağrıyo zaten." dedim. "O zaman şu domatesi rendele." dedi Mustafa. "Neyse ben dürüm yicem vazgeçtim" diyerek espiri yaptım, sonra da domatesleri rendelemeye başladım.

Domatesi rendelerken "Çakmağı gördünüz mü dedim, aslında onu aramaya çıkmıştım ben." Bunu sorarken bir an sanki çakmak ortak bi arkadaşımızmış gibi hissedip sırıttım. Pınar "Demin ocağı yakmak için almıştım Seda'dan ama ocağı yaktığımız esnada Fırat buzdolabından bira almaya geldi ve çeviraç kapak biralar bittiği için giderken çakmağı da görtürdü biraları açmak için." dedi. Şüpheli bir durumdu. Çakmak resmen hiç yerinde durmuyordu ve ben onun hep bir adım gerisindeydim. "Fırat nerde peki, salonda değil." dedim. "Onlar içerki odada pes oynuyolar Harun'la" dedi Mustafa.

Domatesleri rendeledikten sonra hızla içerki odaya gittim. Bu iş artık iyice dedektifliğe dönüşmüştü. Çakmağın arkasında bıraktığı ipuçlarını takip ediyor, tanıklarla konuşuyor ve dikkatlice iz sürüyordum. Odaya girdim. Harun, "Abi naaptın yaa faul, hayvan gibi oynama şu oyunu" dedi Fırat'a. Fıratsa noel baba gibi güldü (hohoho). Ben "Çakmağı gördünüz mü?" diyerek direkt hızlı bir giriş yaptım, futboldan haz etmiyorum çünkü. Fırat yüzünü ekrandan ayırmadan kafasıyla koltuğu işaret ederek "Ben demin biraları açmıştım, şurda bi yerde olacak" dedi.

Koltuğa yaklaştım. Koltuğun üstündeki yastıkları kaldırıp altına baktım yoktu. Sonra koltuğun oturma yeriyle kol koyma yeri arasındaki bölgeye elimi sokunca sonunda ulaştım yeşil çakmağıma. Ona kavuşmak gerçekten beni çok mutlu etmişti. Hemen sigaramı yakıp, derin bir nefes çektim Sonra da mutlu bir şekilde sırıtarak salona gittim. Filme kaldığım yerden devam etmeye çalıştım; ama bi bok anlamadım.

3 comments:

Anonymous said...

seda söylediği şey gürültü bir şekilde gülünecek esiriler kapsamında olmayıp anayasanın 144 üncü maddesi 7 nci fıkrası uyarınca halka açık yerlerde yapılması yasaklanmıştır, ayrıca seda sıkışmışken o kadar uzun bir cümle kurmaz pınara verdim der kapar kapıyı. erkek adamda mide asidi bunalımı olmaz. sigarayı niye ocaktan yakmıyor sinan. ne biçim adam bu sinan pes sevilmez mi.

living maze said...

evet ya ne biçim hikaye yazmışım alah belamı versin

Anonymous said...

ama yazılarının hep anlamadım diye bitmesi güzel, tam bir felsefeci ritüeli; giriş gelişme anlamadım