Monday, August 16, 2010

aksi iddia edilmedikçe bütün yemekleri kaşıkla yiyorum./ ömüş

geçen gün gazetede şöyle bi haber okudum:

"Psychological Science dergisinde yayımlanan güncel bir araştırma, yanında uğur taşıyan veya uğuruna inandığı şeyler yapan insanların şanslarının gerçekten de daha yaver gittiğini gösterdi.

.....Söz konusu araştırma için bilim insanları dört küçük deney gerçekleştirmiş. Bunların ilki olan topla isabet deneyi, çoğunluğu iyi şansa inandığını belirten 28 öğrenci üzerinde uygulanıyor. Batıl inançları harekete geçirmek için bir grup deneğe, kendilerine verilen topun çok fazla isabetli atış tutturduğu için uğurlu olduğu söyleniyor. Diğer gruba ise kullanacakları topun herkesin kullandığı top olduğu anlatılıyor. Sonuç: 1 metre mesafeden yapılan atışlar sonucunda uğurlu topla atış yapanların isabet oranı açıkça önde oluyor; ortalama 6.42’ye 4.75...

İkinci deneye geçildiğinde, bu kez 51 öğrenciden bir motorik çabukluk oyunu oynamaları isteniyor. Kutuyu sağa sola yatırarak içindeki 36 minik topu, 36 deliğe en kısa sürede yerleştirmeleri gerekiyor. Bu deneyin batıl inancı, yurtdışında pek yaygın olan, uğur getirdiğine inanılan iki parmağı çaprazlama tutma hareketi (crossing fingers). İlk gruptakilere, oyuna başladığında “Senin için parmaklarımı tutuyorum”, diğer gruba ise sadece “Başla deyince başla” deniyor. Tahmin edileceği üzere, parmak desteği alanlar, oyunu diğerlerinden çok daha kısa sürede tamamlıyor.

Araştırmanın üçüncü fazında batıl inanç tesirinin zihin faaliyetine etkisi inceleniyor. Belli bir uğuru olan 41 öğrenciden ‘uğurlu şeylerini’ sınıfa getirmeleri isteniyor. Bazı öğrencilerin uğurlu nesneleri, fotoğraflanacağı söylenerek sınıf dışına çıkarılıyor. Öğrencilerden çeşitli hafıza işlemleri yapmaları isteniyor ve kendilerini ne kadar rahat hissettikleri soruluyor. Uğurlu eşyası odada bulunan öğrenciler hafıza oyununda daha iyi performans sergiliyor ve kendilerini daha verimli hissettiklerini belirtiyorlar.

Son aşamaya geçen bilim insanları, bu kez batıl inançların daha da kuvvetli bir etkisine tanık oluyor. 31 öğrenci, kelime bulmaca tabir ettiğimiz bir anagram oyununa katılıyor. Bu öğrencilerin uğurlu eşyaları da aynı şekilde sınıfa getiriliyor ve yine bir kısmı dışarı çıkarılıyor. Bu kez, başlamadan önce öğrencilerden bir hedef belirlemeleri isteniyor ve kelimelerin yüzde kaçını bulabilecekleri soruluyor. Sonuç artık şaşırtıcı değil, uğuru odada olanlar daha fazla kelime buluyor. Ancak şaşırtıcı olan, uğuru yanında bulunanların baştan çok daha yüksek hedefler belirlemesi ve oyunu daha uzun süre ilgiyle ve sabırla oynamaları."

http://www.radikal.com.tr/Radikal.aspx?aType=RadikalEklerDetay&ArticleID=1012363&Date=16.08.2010&CategoryID=41



uğurlı nesnelerin bu kadar işe yaradığını öğrenince birden uğurlu nesnesiz hayatın çok anlamsız olduğunu fark edip bi uğurlu nesne edinmeye karar verdim. hemen aklıma "dal"ım geldi. şu yazıda kendisinden bahsetmiştim: http://livingmaze.blogspot.com/2010/04/robotu-srabilir-misin-mesela.html

dalı sürekli yanımda taşıyordum ama uğur getiren bişey olarak düşünmemiştim hiç. bundan sonra öyle düşünecektim.

bu sabah iş görüşmesinden çıkınca önder'le buluştuk. bi ara tavla oynarken ben 3-0 yeniyordum ki birden önder "kahraman pul"u sayesinde bana yetişip durumu 3-3 yaptı. önder'in eksik olan pullarının yerine koyulmuş, diğerlerinden daha açık sarı ve daha küçük boyutlu bu pul hakkaten de kahramandı. mesela onu kırınca hemen bi sonraki zarda oyuna giriyor; etrafta açık varsa hemen üstüne biniyordu. sadece o, tek başına yılmadan mücadele edip önder'i beraberliğe taşımıştı. önder'in kahraman pulunun artistik şovları artık iyice sinirlerimi bozmaya başlayınca aklıma birden uğurlu dalım geldi. hemen çantamdan çıkarıp masaya koydum. dalımın uğurunu ilk defa deneyeceğim için çok heyecanlıydım.

dalı masaya koyduğum andan itibaren önder sürekli çift atmaya başladı. sonra da utanmadan bana dalı ortaya çıkardığım için çok teşekkür etti. gözümün önünde sürekli şans ondan yana oluyor ve her attığı şanslı zarda dalımı biraz daha sahipleniyordu. kahraman pulu ve uğurlu dalıyla adeta harikalar yaratıyordu önder. peki benim dalım neden bana değil de ona uğur getiriyordu? sinirden dudaklarımı yemeye başlamıştım.

oyunun devamında önder sürekli "hadi dal, bi çift daha", "hohoho" "canım dalım benim ya, hadi bi 5", "yihuuu" tarzı monologlarını sürdürdü. ben artık tam dalı önder'e hediye etmeye karar verecekken birden oyunun gidişatı değişti ve benim şansım açılmaya başladı. dal sonunda kimliğini bulmuş ve kimin dalı olduğuna karar vermişti. üst üste aldığım kapılarla önder'i iyice sıkıştırdım. önder sonunda dala gıcık olup dallama dedi.

oyunu 5-3 kazandım ve dalımla harika bir ilişki kurdum. evrenin kozmik enerjileri her zamanki gibi benim yanımda olduğuna göre sonsuza dek mutlu yaşamamak için bi neden göremiyordum artık.

3 comments:

önder said...

dal benden yanaydı ama uğur eşyası olmasına rağmen onu saçma oyun tarzımla mütiş zarlar atmaya zorlayınca kullanıldığını hissedip taraf değiştirdi, baskıya dayanamadı malesef

living maze said...

hıhı dalı fazla zorladın:D

mEta said...

Nerde benim tavşan ayaklarım