Monday, July 12, 2010

daha önce hiç buharlaşmamıştım

Bugün mezuniyet belgemi aldım. İş ilanlarına bakıyorum şöyle biraz, bunalıma giriyorum; sonra günümün geri kalanını kendimi sistematik yöntemlerle bunalımdan çıkarmaya çalışarak geçiriyorum.

Felsefe okumak/öğrenmek adına geçirdiğim tek bir dakikadan bile pişman değilim. Okuduğum bölümü çok severek okudum ve hala onun başıma gelen en iyi şey olduğunu düşünüyorum. Kaldı ki öğretmen olmak istemememe rağmen sonradan okuduğum eğitim bilimleri yüksek lisansından da kesinlikle pişman değilim. Sonuçta bana felsefe kadar sosyoloji ve psikolojiye de genel hatlarıyla hakim olma şansı verdi. Ama işte şu an bütün bunların bana sorun çıkarttığı aşamadayım. Çünkü yaşadığım döneme bakınca sanatın ve felsefenin düşüşünü görüyorum. Anlayabildiğim/becerebildiğim bu tek şeylerin hiçbir değeri yok. Bütün işler teknoloji ve satış becerisi etrafında dönüyor.

Bu başından beri görebildiğim bir şeydi elbette. Yaşadığım dünya bana uyum sağlayamayacağına göre bi şekilde benim ona uyum sağlamam gerektiğini biliyordum. Herhangi bir işe girsem nasıl bir hayatım olur diye düşünüyorum bu yüzden. Mesela call center?

Kendimi bi call center’da düşününce rengarenk dünyam bi anda siyah beyaz gözükmeye başlıyor. Çünkü insan yaşadığı şartlardan beslenen bir mekanizma. Hukuk okursan yasalar senin konun olur, eczacı olursan ilaçlar senin ilgi alanın olur, call center'da çalışırsan telefonda sana söylenen aptal şeyler ve satmak için kıçını yırttığın ama sana ait olmayan o ürünler seni hayatın olur. Ben bunların benim sorunum olmasını istemediğim için, felsefeyi seçmiştim. Hayatı daha anlamlı bi hale getirmek için amatör de olsam sanatın bi ucundan yakalamaya çalışmıştım. (bu yazıyı yazıyor olmam da zaten şu an içimdeki sıkıntıyı daha anlamlı bi hale getirmeye çalışmamın canlı bir kanıtı) Ve doğal olarak olası bi call center işinde süpergüçlerimi kaybetmem çok mümkün gözüküyor. Yaptığım işin ne kadar anlamsız olduğunu kolay kolay unutamayacağım kadar bilincim ve farkındalığım açık. Zaten ben 6 yılımı bilincimi uyanık tutmaya harcamışken şimdi anibihareketle bütün bunarı bi kenara bırakmam bekleniyor.

Anlamsız bulduğum bir şeyi yapmaya çalışarak geçen 8 saat, üstelik bunun hergün yeniden başlaması. Gerçekten de cehennemin bu dünyada olduğuna ikna oluyorum. Üstelik bütün bunlar olurken yavaş yavaş azalan da, benim tek hayatımın sınırlı vakitleri olacak.

Pedagojik formasyonu öylesine almış olmama rağmen, şimdi öğretmen olmak bile bana bütün o zorlabişeysatma işlerinden daha anlamlı gözüküyor. Ama zaten bilindiği üzere ülke genelinde atanamadığı için eylem yapan öğretmen haberleri çok yaygın. Devlet tarafından (bir sürü öğretmen açığı olmasına rağmen) öğretmen alınmadığı gibi özel okullarda da” bi felsefe grubu öğretmeni başvursa da yarın sabah işe alsak” diye beklemedikleri kesin.

Kısacası şu an çok can sıkıcı bi ara dönem geçiyorum. Bu yüzden eğlenceli bi yazı yazamayacağım. Ama bana şöyle keyifli, mesai saatleri insanı tüketmeyen bi iş bulursanız çok güzel şeyler yazarım size. Şurda 72 kişiyiz çıkar bişeyler illa ki? Maaş önemli değil.

10 comments:

Anonymous said...

o maaş nası önemli oluyo onu da görücen daha ben de yaptım aynı artizliği işe girerken sonra aynen bahsettiğin gibi hayatını sömüren bu şeyin sana akranlarından çok daha az değer=para vermesi daha da sıkıyo canını, ayrıca eğlenceli iş; adamlar rockstar oluyo, sonra hergün farklı bi kızla sevişiyorum ne biçim bi pislik bu böyle diye bunalıma bile giriyo, yani her iş eninde sonunda rutine bağlıyor özellikle de yaratıcılık istemeyen işler, yaratıcı gibi görünen birçok işin bile binlerce kuralı ve metodolojisi var, bence senin için öğretmenlik gayet uygun bir iş bir sürü de tatili var kendine zaman ayırabileceğin, güvencen var falan felan, hem akıllı kızsın çalışırsan kpss nin götüne şaplak bile atarsın, tabi bir dahaki kpss, bu arada geçireceğin zamanda da part time işlere takıl derim yeterince bulabilirsen şu anda girebileceğin bir işten alacağın tahmini maaş derecesine geliyor zaten,50*20=1000 gibi, sen bulursun bi yolunu, şaşırtıcı olan bunun yolunu hazırlamak niye eline diplomanı alınca mı aklına geldi, başına dunk etmek deyimini hayata geçirmişsin, koskoca evrende ne bunalımı bırah allanıseya.

living maze said...

kpss'nin götüne şaplak atarsam 4 yıl şark hizmeti yapmam gerekir, tek hayatımın 4 yılını bitliste yaşayarak geçiremeyeceğime göre o iş zor.

eşşek kadar evrende beni küçücük bi alanla sınırlamaya çalışıyolar, ayrıca reglim, hava çok sıcak ve midemi yine elime aldım; bunalıma girmem çok doğal benim.

Anonymous said...

o kadar ayrıntılı bilmiyodum ama artık her yer aşağı yukarı aynı özellikle senin gibi hayatının çoğunu evde geçiren insanlar için tabi sahil olmayacak bisiklet olmayacak o baya bunaltıcı, ayrıca 20 yaşını geçen kadınların regliden etkilenmeleri hiç hoş değil beni her ay başında dövseler, 3 ay sonra ağlamamaya başlarım, 13*12 166 kez kanıyosun yine bunalım, bu adetin sotokholümsendıromu felan yok mu bi süre sonra zevk bile alman lazım, daha da abartırım, ha bu arada küçücük bi alanla sınırlandırmaya çalışıyolar derken sanki geçen hafta tibetten yeni gelmiş gibi konuştun o da gözümden kaçmadı sanma, sinirlen sinirlen bunalımdan iyidir. buarada çeviri işlerine felan da girebilirsin genelde böyle boş bölümleri okuyan entellerin ilk tercihlerinden biridir diye biliyorum, hem kitap okursun felan

living maze said...

etkilenmemek mümkün diil herşey çok hüzünlü gözüküyo, hormonlardan kaynaklandığı için değiştiremiyosun da bunu; mantıksal olarak hüzünlü olmadığını bilsen bile his olarak hüzünlü olmaya devam ediyosun.

çeviri yapıcak kadar süpersonik diil ingilizcem ama aklıma bişeyler geldi söylediklerinden saol. zaten bitek de sen ilgilendin, şurda 72 kişiyiz biri de çıkıp "benim babam özel okul müdürü, mevcut felsefeciyi kovup seni alalım" demedi:((

Anonymous said...

mevcut felsefeciyi de harcadın ha hemen bu bakış açısıyla kozmikte gülmez sana biraz sakin ol,

living maze said...

şaka yaptımya, kozmik anlar şakadan:/

synonimus said...

neden reklam ajanslarına ve bir iki müzik, yaşam, vb. dergisine içeriğinde sadece blog adresinin bulunduğu bir mail yollamıyorsun?

living maze said...

çok iyimsersin

utopiano said...

aman diyeyim call center'da sakın çalışayım deme. ne olursa olsun...

Anonymous said...

metin yazarlığı. reklamcılık. bunlara ne diyosun?