Saturday, April 24, 2010

soran olursa garry'nin yerindeyim. /önder

geçen gün pek neşeli diildim, sahile inip biraz yürüyeyim dedim. yürüdüm yürüdüm bişey değişmedi. sonra kayalıklara oturdum. güneşin batışını izledim; yine de öyle tam normal halime dönemedim. en iyisi mc donaldsta tarçınlı donut yiyip kimyasal bi mutluluk yakalayayım dedim.

gittim mc donaldsa, yedim donutumu. sonra eve dönerken kaldırıma çıkmaya üşenip kısa yoldan, çimenlerin arasından bizim caddeye geçeyim dedim. çimenlerin arasında bi süre kaybolduktan sonra birden karşıma bomboş bi çocuk parkı çıktı. yerleri mor taştan yapılmıştı, içindeki rengarenk oyuncaklar gayet düzgündü. güneşin henüz batmışlığının o mavi ışığı heryere yansımıştı. harikalar diyarı gibi göründü orası bana o sırada. keşke fotoğraf makinem yanımda olsaydı da çekseydim diye düşündüm.

dün yine sahile indim. bu sefer yanıma fotoğraf makinesi de aldım. yine aynı şartları yaratıp o fotoğrafı çekmeyi planlıyordum. kayalığa oturup güneşin batmasını bekledim; moralimi yine bozuk tuttum. hatta şu yazıyı yazdım kayalıklarda otururken:


"kayalık burası. hava kıyafetlerime göre soğuk olduğu için üşüyorum, ayrıca etraftaki çığlık atan çocuklardan ötürü de biraz gerginim. güneş, çok güzel batmasına rağmen hiç de huzur vermiyor şu an bana. neyse ki küçük bi amacım var, onu gerçekleştirmek için katlanıyorum bunlara.

bu ara büyük planlarım yok. günlük yaşıyorum. çok zengin olmayı, evlenmeyi ya da dünyayı kurtarmayı hedeflemiyorum, benim amacım da bu fotoğrafı çekmek işte. aslında kitap yazmayı çok isterdim ama onda bile çok ısrarlı değilim. ilham gelirse yazılır gelmezse yazılmaz.
yalnız bi dönem. herşeyi tek başıma yapıyorum. tek başıma kahvaltı ediyor, tek başıma kitap okuyor, tek başıma dolaşıyor ve sonra tek başıma uyuyorum. haftada 1 anca insan içine çıkıyorum. başta yalnız olmayı öğrenmek için buna başlamıştım ama sonra çok hoşuma gitti ve sanırımalışkanlık yaptı.

şu anda böyle olmaktan memnunum ama yazınca kulağa garip geldi. yine de insanların bunu yadırgayan bakış açılarıyla empati yapıp, aslında kendimin memnun olduğu birşeyi garipsemem doğru olmaz. nasılsa daha sosyal bi hayata dönmek istediğimde kısa sürede başarabilirim bunu."


neyse güneş yeterince batıp, mavi ışığını salmak üzereyken yine mcdonaldsa gittim. sonra yine kısa yoldan, çimenlerden geçip parka çıktım. ama ne göreyim, park çok kalabalık. anneler, babalar, çocuklar var, hiç o günkü atmosfer yok. "2 dakka gider misiniz fotoğraf çekicem" diyemedim tabi ki, kalbim kırık bi şekilde eve doğru yürüdüm. amacımı gerçekleştirememiştim.

eve giden köprünün üstünde yürürken bari ev yolunun benim için anlamlı olan kısımlarını çekeyim dedim. bunu mcdonaldsa girmeden önce deneme çekimi olarak çekmiştim:




aşağıdaki de köprünün üstünden tren istasyonunun görüntüsü. bazen bisikletle sarhoş bi şekilde köprüyü çıkarken durup aşşağıya bakıyorum uzun uzun. zaman zaman tren bekleyenlerden biri, zaman zamansa köprüden onlara bakan biri olmak çok ilginç geliyor.



neyse sonuç olarak, amacımı gerçekleştiremedim ama bu işin peşini hemen bırakmayı da düşünmüyorum. hafta içi bi gün tekrar gidip şansımı deneyeceğim. çektikten sonra koyarım bloga da.

No comments: