Thursday, April 22, 2010

sen vahşi hayvanlar gibi yaşamak için değil bilginin ve erdemin izinden gitmek için yaratıldın./dante

Son günlerde tezime odaklandığımdan dolayı blog yazmaya pek fırsat bulamıyorum. ama özledim de.. o yüzden burası da tezimle paralel gidebilir diye düşündüm.

Tez konum varoluşçuluk ve yabancılaşma, bu sebepten bol bol varoluşçu filozof okuyorum. felsefe akımlarından kendimi en çok varoluşçuluğa yakın hissettiğim için ve sık sık yabancılaştığım için seçtim bu konuyu. çok da iyi yaptım, herkes tez yazarken isyan edip çektiği işkencelerden bahsederken; ben (şimdiye dek) gayet sevdim bu işi. sanırım önemli olan insanın ilgilendiği alanda okumasıymış, dolayısıyla zamanında felsefe bölümünü kazanmış olmanın başıma gelen en iyi şey olduğunu bile söyleyebilirim.

Aşşağıdaki alıntı Albert Camus'nun "Sisifos Söyleni" kitabının girişi:

"Gerçekten önemli tek bir felsefe sorunu vardır: intihar. Yaşamın yaşanmaya değip değmediği konusunda bir yargıya varmak, felsefenin temel sorusunu yanıtlamaktır. Dünyanın üç boyutlu olması, zihnin dokuz ya da on iki kategorisi olması gibi sorunlar sonra gelir. Oyundur bunlar; önce yanıt vermek gerekir. Nietzsche'nin de söylediği gibi, bir filozof saygıdeğer olabilmek için özüyle sözü bir olmak zorundaysa, bu durumda yanıtın önemi ortaya çıkar, çünkü yanıt davranışı önceler. Bunlar yürekte kendini gösteren apaçıklıklardır, ama onları zihinde de aydınlık kılabilmek için derinleştirmek gerekir.

Bu sorunun öbüründen daha öncelikli oluşunun neye bağlı olduğunu kendi kendime sorduğumda, yol açtığı eylemlere göre diye yanıt verebilirim. Hiç kimsenin varlıkbilimsel bir kanıt uğruna öldüğünü görmedim. Önemli bir bilimsel gerçeği bulan Galilei, yaşamını tehlikeye soktuğu anda bulgusunu kolaylıkla yalanlamıştır. Bir anlamda iyi de yaptı. Bu gerçek diri diri yakılmaya değmezdi.

Dünya mı güneşin çevresinde döner yoksa güneş mi dünyanın çevresinde, hiç mi hiç önemi yoktur bunun. Kısacası değersiz bir sorundur bu. Buna karşılık yaşamın yaşanmaya değmediği düşüncesine vararak ölen birçok insan gördüm. Kendilerine yaşama nedeni sağlayan fikirler ve yanılgılar için çelişkili bir tutumla ölen insanlar da gördüm. (Bu yaşama nedeni denen şey aynı zamanda eşsiz bir ölme nedenidir de). Bu durumda yaşamın anlamı, sorunların en önceliklisidir diyorum."

kitabın devamında Camus dünyanın absürdlüğüne rağmen intiharı değil yaşamayı seçiyor. seçimini, kendini "tanrı" sal bir varlığın/düşüncenin egemenliğine bırakmaksızın temellendiriyor, bu temellendirme mücadelesini aklı yettiğince, sonuna dek sürdürmeye çalışıyor.

sanırım az önce camus'nun o mücadeleyi bırakmayan ruhuna aşık oldum. davranışlarını gelip geçici ilkel duygularına göre değil; temellendirdiği düşüncelerine göre yön veren insnaları hep daha değerli bulmuşumdur zaten. zor ve sağlam olan, irade isteyen budur.

11 comments:

önder said...

çok güzel son paragraflar yazıyorsun. güzel bi filmin sonuna gelirken heyecanlandıgım gibi heyecanlanıyorum artık.

Anonymous said...

amahani bir de dediğimi yap yaptığımı yapma olayı da yok mu hiç. çünkü her zaman insan doğru bildiğini yapabilemiyo. hem düşünsel hayatla insancıl hayat ayrılabilmeli birbirlerine parelel olmak zorunda olmaları daha çok duygusal ve egosal bir duruşmuş gibi gözüküyor. galilei örneğinden yürürsek hikayeyi de tam hatırlamıyorum ama burdan hatırlattığı kadarıyla yaşamak için düşüncesinin yanlış olduğunu söylüyor - düşüncesi zaten inanılmıyacaktı ya da kanıt olana kadar tam olarak kabul göremeyecekti, buna rağmen onu savunmaya devam etse değişecek tek şey onun daha az yaşaması o zaman yaptığı seçim tamamen mantıklı bu da aslında daha uygun bir seçim tarzı bir düşünür için. yani ne biliyim uyuşturucu kullanan bir insanın uyuşturucu kullanmak kötü demesi inandırıcı gelmese de doğruluğunu değiştirmez dimi. ne biliyim niçe üstün insan düşüncesi çizdi ama kendisi ne kadar üstündü tartışılır ama niçenin tartışılır olması üstün insan düşüncesinin tartışılırlığını etkilememeli. ne biliyim bu dünya gölge oyunu diyen filozofa biriyle seviştiğinde kendi gölgesiyle sevişiyo manyak denmemeli, üstelik bir düşüncenin yararını değiştirmeyecek olarak ölmekten daha iyi değil mi yenilerini yaratabilecek zaman kazanmak, hem bazen ilkel duygularını gerçekleştirerek yaşayabilmek te daha fazla tatmin dolayısıyla daha özgür bir bakış açısı kazandırmaz mı, seks yapmayıp ama kafası sürekli sekse kayan bir insan olarak seksi kötüleyen bir insan mı yoksa seks yapıp bu ihtiyacın üstüne geçen bir insanmı sonuçta bi piramit gerçeğide var kendini gerçekleştirmedeki yolda. hem ne bilim düşünce doğru değilse zaten yaşamına yansıtsa bile kabul görmeyebiliyor veya anlaşılamıyabiliyor diyim buda rahiplerinin felsefeleri gibi. yani einstein'ın formüllerini daha az doğru yapar mı tanrıya olan inancı veya inançsızlığı gibi gibi. hadi allah rahatlık versin cümleten.

living maze said...

@önder: teşekkürler, o senin kendi güzlelliğin

@anony: dur bi nefes al.

birincisi, camus da galilei'ye zaten doğru yapmış demiş. yaşamak bunu kanıtlamaktan daha önemli demiş. niye o kadar itiraz ettin anlıyamadık.

ikincisi, bence de söyledikleriyle yaptıkları örtüşenler daha saygıdeğer. her zaman tutarlı olamasa da en azından öyle olmaya çalışması gerekir.

sadece düşüncenin kendisi de değerli olabilir ama o düşünceyi düşünen bile bunu uygulayamıyorsa kime ne faydası olacak o düşüncenin?

ayrıca ilkel duygularının peşinden gitmeyip, temellendirdiği gibi davranmak seks yapmamayı gerektirmez. bu isteği bastırmaya gerek olmadığını düşünüyorsa, bu konuda kendisini özgür bırakmanın daha iyi olacağına dair bir düşünce zinciri kurması gerekir.

benim orda eleştirdiğim, duygularına yenilip kendi inandığı şeye ihanet eden, ya da ne istediğini bile bilmeyen insnalar. insanın düşüncesi, duygularını ve güdülerini serbest bırakacak şekilde de temellenebilir. neyi neden yaptığını bilmek, kendini tanımak önemli.

Anonymous said...

ben galilei olayını hayatta kalma içgüdüsü baskın geldi yani düşüncesi hayatından daha değersizdi gibi algıladığımda oyle dedim yani burda baskın gelme diildi bence soz konusu olan onu demek istedim.
insanın temel düşünce zincir bilmemnesini kendi yaşayış şekline onu mutlu eden şeyler göre temellendirmesi bu düşünüş şeklini aşırı şekilde subjektif yapmaz mı dolayısıyla böyle düşünüş şekli bence zavallı ve çaresiz bir düşünüş şeklidir ve insanlığın çoğunun kafaları boş mutlu bir şekilde boktan bir hayat yaşayıp gitmelerini sağlayan da aynı düşünüş biçimidir.
düşünceleriyle tutarlı olmaya tabiiki çalışılmalıdır ama bu her zaman başarılamıyabilir ama dediğim gibi bunun kişi tarafından başarılıp başarılamaması bunun doğruluğunu etkilemez. yani rahiplerin seks yapmadan yaşayabilmeleri veya bizim seks yapmadan yaşayamamız seks yapmanın doğruluğu üzerine bir savı etkilemez. dolayısıyla savı etkilemiyorsa bizim seks yapıp yapmamamızda birşeyi değiştirmez.

living maze said...

ahlaki konularda subjektif olmayan düşünüş nasıl oluyo?

ahlaki konularda objektif düşünme diye bişeyin varlığına inanırsan kendi ahlak kurallarını herkese dayatmaya başlarsın. ama bi rahibin seks yapmamasına saygı duyman gerekiyo bence. (eğer bastırılmış güdüleriyle çocukları taciz ediyorsa iş değişir ama kimseye zararı olmadan kendi kendine yaşayıp gidiyosa ona bişey dayatamazsın)

rahip tanrının bunu istediğine inanıyor ve tanrının dediklerini yaparak mutlu oluyor. eğer sen onun hayat biçimini beğenmiyosan, rahiple arkadaş olma olsun bitsin.

(diğer yazının altındaki tartışmayla aynı noktaya geldi)

living maze said...

ayrıca kafası boş bi şekilde mutlu hayat yaşayamaz insan. onlar mutlulukdışıdır. mutluluk yemek yerken aldığın haz değildir. öyle olsa inek dünyanın en mutlu insanı olurdu.

Anonymous said...

valla kafası boş olmaktan aynı şeylerimi anladık bilmiyorum ama yaptığı ve yapılanları sorgulamayan ve mutlu bisürü insan var en büyük felsefeleri tecavüz kaçınılmazsa zevk alıcaksın gibi.
ben anlayamadım galiba tam olarak karıştı baya örnekler felan karıştırdı biraz ben inanç karışsın istememiştim inanç zaten kafadan sub.
ama ne biliyim camus yaşamayı seçtiyse diyelim yenilmediyse bu yenilmeyiş intihar etmemenin daha doğru bir davranış olduğunu kanıtlamaz ve zıttı. camus un varlığının muhteşemliğine katkısıda tartışılır daha iki gün önce özgür irade varmıdır diye düşünen sen değilmiydin.

living maze said...

hihi yaşasın kafan karıştı.

özgür iradeyi düşünmemin konumuzla alakasını kavrayamadım

Anonymous said...

zor ve sağlam olan irade isteyen cümlesine gönderme olaraktan. sanırım sen de tam anlayamamışsın.

Hiç kimse said...

Ben felsefe yapmayı ya da yazma neyse artık işte onu yapmayı çok istiyorum ama olmuyor. Zira ne zaman "yetkin" şeyler denesem baya komik oluyor abi ya.

Blogunuz güzel, sözcüklerinizden ufak bir gölet bile yaptım kendime :)

living maze said...

=)

belki komik olmuyodur, sen okurken kendini küçümsüyosundur. hem komik olması kötü bişey değil ki, mesela felsefe tarihinin önemli yapıtlarından sayılan platon'un diyalogları gayet komiktir.