Wednesday, April 7, 2010

robotu ısırabilir misin mesela?

çantamdaki dalın esrarını anlatıyorum. şimdi bisiklete yıllar sonra ilk binmeye başladığım gün yani şu gün: http://livingmaze.blogspot.com/2009/04/aslndavaryaneyse.html çimenlerde otururken bi tane dal gördüm. ama dünyanın en güzel dalı. böyle normal sigarayla ince sigara arası bi kalınlıkta, tükenmez kalemden daha kısa; uzun sigaradan çokaz daha uzun, üstünde dal olmanın getirdiği bi takım pürüzler var ama rengi çok güzel ve acaip düzgün. beklenmedik ölçüde düzgün hatta; adeta cetvel. işte ben bu dalı çok sevdim oynadım biraz (oynama dediğim inceledim işte, kalem gibi tuttup yazı yazıyomuş gibi yaptım, dansettirdim, havaya atıp yakaladım falan öyle şeyler) sonra giderken onu orda bırakmaya kıyamadım, çantama koydum. ilerleyen günlerde çantamda kalem falan ararken elime geldi, görünce sevindim "en sevdiğim dal sensin, canım benim" falan dedim içimden; hatta bi keresinde öptüm.

1-2 hafta sonra bi gün bi arkadaş sigarasını benim çantama koymuştu. sonra çantamdan sigara alırken dalı bulup güldü, "bu ne" dedi doğalolarak, ben de söyledim işte yolda buldum, çok sevdim diye. sonra da şakacıktan "artık hep yanımda taşıcam onu" dedim ama öyle bi hedefim yoktu tabiy ki.

aylar geçti. hiç onu ordan çıkarmak aklıma gelmedi. zaten çıkarsam nereye koyucam ki? mesela kıyafetler dolapta olur, kitaplar kitaplıkta ama evde, dışardan getirdiğim dallar için ayrılmış bi çekmece falan yok sonuçta. zamanla onun çantamda bulunuşuna asimile oldum. sonra kış geldi başka çantalar kullandım derken geçenlerde, bisiklete binerken yine bisiklet çantamı alınca karşılaştık. hakkaten hep yanımda taşicam heralde, şaka yaparken ciddiymişim.

No comments: