Tuesday, March 9, 2010

hiç sodyum gördün mü hayatında?

ders çok sıkıcıydı. hoca aynı şeyleri tekrar etmekten acaip zevk alıyordu ve o tekrar ettikçe ben bunalıyordum. dersi dinlememek için sayfalarca yazı yazmıştım ve artık yazacaklarım bitti; ben de mecburen resim yapmaya karar verdim. ama bir süre sonra çizilecekler de bitti.

dünyanın en uzun dersini yapıyorduk ve hiçbir yere kaçamıyordum. son çare olarak deftere önceki yazdıklarımı okumaya başladım. bu, beni bi süre daha idare etti. hocanın tam karşısında oturduğum halde dersle ilgisiz her türlü aktiviteyi akış içinde gerçekleştiriyor olmanın vicdan azabıyla karışık gururunu yaşıyordum. kafam çok karışmıştı. her an hayatın anlamını sorgulamaya başlayabilirdim; solgun ışıklı, kalabalık, sıkıcı bir anfinin içinde solup gidiyordum göz göre göre.

ders bir türlü bitmiyordu, nolur kurtarın beni diyerek ağladığımı bile hayal ettim. hoca 15 dakka daha dayanın gibi şeyler söylüyordu ama ben kesin 5 dakka içinde düşüp bayılacaktım.

sanırım ders dinlemek bana göre değil. lisans eğitimim esnasında biriki hocayı saymazsak hayatım boyunca çok zorlandım bu işi yaparken. birinin size saatlerce bişey anlatmasının bu kadar legal olması çok ilginç. acıkabilirim mesela, hava almak isteyebilirim nebiliym, konuşasım gelebilir birden ama olmaz işte, bişey anlatanı dinlemen gerek; derken ders bitti. koşarak anfiden çıktım. koşarak kaçmak diye bişey varsa kesin buydu.

sokağa adımımı bi attım, böyle karanlık, sarı gibi bi hava var ama nası güzel anlatamam. gündüz vakti olucak iş diil. soğuk ama dondurucu sayılmaz. ağaçların yeşilleri güzel güzel parlıyo. herşey en orjinal renginde ve yerlerdeki griler bile hüzünlü bi sempatiklikte. şaşkınlık içinde etrafa bakarak yürümeye başladım. sanırım cennetteydik ve beni saatlerce o anfide zorla tutanlar delirmiş olmalıydı.

biraz daha güzel havanın tadını çıkarmak için tramvaya binmeyip eminönü'ne kadar yürümeye karar verdim. hava -30 derece olmasına rağmen üşümüyordum. sokaklar, barların ışıkları falan çok güzeldi. onlarca kez geçtiğim yoldan ilk defa geçiyormuş gibiydim. kendimi resmen özgür hissettim.

bir yandan müzik dinliyordum tabi ve bütün şarkılar birer şaheserdi. aklımdan sağlıksız tek bir düşünce geçmiyordu. kesin par gustafsson bu besteleri yaparken tanrı yardım etmişti. (bu belki sağlıksız bi fikir olabilir) isveçte yapılmış şarkılar soğuk havaya tam oturuyordu. bitmeyen kış yüzünden hepimiz tekrar black metalci olmuştuk.

kozmik bi yolculuğun ardından eminönün'e geldim ama vapuru ucu ucuna kaçırdım. bir süre önce yağmur başladığından iyice ıslanmıştım. yine de üşümüyordum, ıslanmayı problem yapmayacak kadar iyi hissediyordum kendimi. bi sonraki vapur 17 dakka sonra olduğu için; beklemek yerine karaköy'e yürümeye karar verdim. galata köprüsüne çıkınca hava 20 derece daha soğudu, fırtına çıktı, insnalar koşarak sağa sola kaçıştı ama ben nedense hala üşümemeye devam ettim.

şarkılar hala tanrısaldı. 2010 yılında olduğumuz için çok şanslıydık çünkü müziği yanımızda götürebiliyorduk. başka bi çağda yaşasak belki daha çok doğa olurdu ama onun anlamını arttıran ve sürekli yanında taşıyarak ona eşlik ettirebileceğin bi müzik olmadan doğa o kadar güzel gelmeyebilirdi.

karaköye vardım, gazete bayiinden bi uykusuz alıp vapura bindim. ara sıra uykusuzdan kafamı kaldırdığımda sisin içinde uzaklaşan karaköy'e bakınca hayat hep böyle olabilecekse 1000 yıl daha yaşayabilirim diye düşündüm. ayrıca perspektif çok acaip bişiydi.

8 comments:

synonimus said...

köprünün üstünden mi yürüdün altından mı?

living maze said...

üstünden. napıcaksın bu bilgiyle:)

anonim muse said...

http://www.chemtime.com/wp-content/uploads/sodyum.jpg
:)

agdabandi said...

"başka bi çağda yaşasak belki daha çok doğa olurdu ama onun anlamını arttıran ve sürekli yanında taşıyarak ona eşlik ettirebileceğin bi müzik olmadan doğa o kadar güzel gelmeyebilirdi."

hasta oldum bu tespite

living maze said...

@anonim muse: süper di mi sodyum? ama radyum daha güzel http://www.biltek.tubitak.gov.tr/bilgipaket/periyodik/img/Ra.jpg

@agdabandi: teşekkürler:D

anonim muse said...

o da bişey mi daa süberi var

http://www.sweetieworld.co.uk/images/sweets/20071029223852024_m/Individually_Wrapped_Sweets/Cherry_Yumiyum_chews.jpg

miss

living maze said...

bihi çok tehlikeli bi elemente benziyo

synonimus said...

@living maze: bu bilgi ile ne yapacağımı bilemedim şu an. ama ben yarısını üstten yarısını alttan yürümeyi tercih ettiğimi söylersem belki potansiyel bir istatistik verisi oluşturabiliriz.