Tuesday, January 19, 2010

egon mu var derdin var

boyalarımı, resim kağıdımı, fırçalarımı hazırlamış, tam resim yapmaya başlayacakken kozmik denge ekibinden birinin yatağımda oturduğunu farkediyorum. "hiç sırası değil, herhalde yolunu kaybetmiş" diye düşünüyorum.

"buralarda bi yerlerde trajedi varmış?" diyor (ve bence yolunu kaybettiği kesinleşiyor.)

"benim odamda değildir" diyorum. "ben kendimi tanıyorum, ne istediğimi biliyorum ve sonuçlarıyla başedemeyeceğim hiçbir şeyi yapmıyorum. yanlış gelmişsiniz"

"elimizde adres var, burasıymış" diyor.

"mümkün değil" diyorum. "ben kendime karşı dürüstüm, cevabından korktuğum herşeyle yüzleşiyorum, çok doğru gerekçelerle doğru kararlar veriyorum ve böylece hiç trajedi oluşmuyor. hatta burdaki tek sorun olsa olsa trajedisizliktir ama bunu trajikleştirecek değilim" diyorum.

"demek ki adres yanlış" diyor düşünceli bir şekilde.

"evet, hem de baya yanlış. trajedi olmadığı gibi, bir kızgınlık ya da affedilmesi gereken herhangi bi durum da yok burda. burda işler çok değişik yürüyor" diyorum.

"bi yanlışlık olmuş o zaman" diyor ama ikna olmuş gibi görünmüyor. yanıldığını asla kabul edemez zaten bu kozmik denge ekipçileri, bişeyi tutturdular mı tuttururlar. illa bi trajedi bir kurban ararlar. egom artık uyuz olmaya başladı.

"bence" diyorum, "benim odamda trajedi arayacağınıza kendi trajedilerinizle yüzleşin, ben sizin çocuğunuz değilim, sizin şevkatinize ihtiyacım yok."

gıcık oluyor. kapıyı çarpıp gidiyor.

"iyi oldu" diye düşünüyorum. sürekli yanlış yorumlanmaktan iyidir gıcık olunmak.