Thursday, July 30, 2009

ZATEN

geçen gün 1 kilo ağırlığındaki ruhumla birlikte evden güç bela çıkmayı başarıp bisiklete bindim. yolda giderken bir an düz mü gitsem yoksa sağa mı dönsem karar veremeyip bocaladığım bir an kaldırıma çarptım ve bisikletimin vitesi bozuldu. onu tamir etmek üzere zincirle uğraşırken ellerim hep yağ oldu. neyse ki yanıma boğaztur ıslak mendillerinden almıştım.

bisikletimin bozulmasına canım çok sıkılınca, moralimi düzeltmek için 7 buçuk milyon verip vanilyalı güzel purolardan aldım(evet hala milyonla alışveriş yapıyorum ben) malesef aldığım puro daha önce aldıklarımdan değilmiş, iğrenç bi puroymuş. içemedim bile yarısında söndürdüm. giden 7 buçuk milyonuma mı üzüleyim yoksa yıkılan hayallerime mi bilemedim.

yoluma devam ettim. vites en küçük dişlide takılı kalmıştı dolayısıyla bisiklet yavaş gidiyordu. durup bisikletin zincirini kendim büyük dişliye geçirdim, artık vites bendim. ellerim yine yağ oldu ama neyse ki yanımda bi boğaztur daha vardı.

sonunda caddebostana vardım ve çimenlere oturdum. arkamda ayı gibi gülen bi grup önümde ise bi domates vardı. o esnada kırmızı tuborgumla göz göze geldim ve bana dehşet içinde baktığını gördüm.

4 comments:

Buro said...

tuborgun düştüğü dehşeti görmekten keyif aldım.

utopiano said...

ahah çok iyiymiş (=

Jack said...

domates popülasyonu bugünlerde arttı. tanrım her yerdeler. üstüne basıp düşmek mi? yok canım, o kadar da değil.

Anonymous said...

kırmızılıyken okunası bi yazı...