Friday, June 5, 2009

düşünsene, paranoyaksın ve evde sürekli enginarvar

Yaz çok güzel bişey bence. kışa göre bi hayli avantajlı çünkü pencere açık oturabiliyosun evde. pencerenin açık olması demek, odaya sürekli temiz havanın ve doğadan gelen seslerin girmesi demek; yani doğayla iç içe olmak demek ki bu durum insana kendisini güvende hissettiriyor. Aslında kışın pencere açık oturulabilseydi, bence kuzey ülkelerinde yaşayan insanlar bu kadar intihar etmezlerdi. insan doğadan soyutlanıp kendi aklıyla ne kadar baş başa kalırsa o kadar akıl sağlığını kaybetme eğilimi gösteriyor. insan doğadan ne kadar uzaklaşırsa o kadar yalnızlaşıyor ve varoluşunun anlamını sorgulamaya başlıyor çünkü insan tek başına bir hiç olduğunu biliyor. o içten içe biliyor ki her zaman ona hayati ihtiyaçlarını sağlayan bir doğa ve iletişim kurabileceği diğer insanlar olmalı çünkü bu ortam sağlanmazsa tek başına hayatta bile kalamaz.

Yazın kıştan daha avantajlı olması beni adalet konusunda düşündürüyor. Türkiye gibi ortalama enlemlerde bulunan ülkede yaşayan biri olarak hem yazın hem de kışın ne demek olduğunu biliyoruz ama mesela daha güneyde olsaydık daha çok yaz yaşayıp daha uzun süre huzurlu olabilecektik ve daha kuzeyde olsaydık doğanın sağladığı güven hissi ne demektir hiç öğrenemeyebilirdik bile.. o halde yazık değil mi bu kuzey insanına? soğuk yüzünden açık havada hiç vakit geçiremiyorlar; ya da biz neden daha güneyde yaşayanlara göre senemizin yarısını evlerimize kapanarak geçiriyoruz? bu hayatımızın yarısı demek..

bence iklim şöyle olmalıydı:
hafta 8 gün olsaydı, bu 8 günün 6 günü yaz, 1 günü yağmurlu bir sonbahar ve 1 günü de kış yaşansaydı mesela. evet evet her hafta mutlaka 6 yaz, 1 sonbahar, 1 kış olunca hem standart yaz günleri sürekli yanıbaşımızda olduğundan hayatımızın her dönemi; yani bütün seneye yayılmış bir şekilde bisiklete binebilir, çimenlerde biramızı içebilir ve haftanın 6 günü gece odamızda kitap okurken bile açık penceremizden ağaç yapraklarının ve hayvanların sesini duyabilir, ılık havanın güzel kokusunu içimize çekip, buharını tenimizde hissedebiliriz. üstelik yağmura ve kara kavuşmak için koskoca bir yazın da bitmesine gerek kalmaz. haftanın 1 günü yağmurun getirdiği melankoliyle piyanomuzu çalarız, sonra şıpır şıpır damlaların altında ıslanırız. ertesi gün kar yağınca da o ilginç beyaz şeyleri izler; canımız isterse kardan adam bile yapabiliriz ama ertesi gün yaz gelince etraf çamur olur? kar o zaman ayda 2 gün üstüste yağsın. evet böyle süper oldu.

No comments: