Tuesday, April 7, 2009

aslındavaryaneyse

Dün kapıyı açınca kucağında mor bi bisiklet olan babamla karşılaştık. anibihareketle bana bisiklet almaya karar vermiş. ne kadar tatlı bi insan! bisikleti satın almadan önce carrefour'da bi deneme sürüşü yaptığını söyledi. onu süt reyonlarının arasında bisiklete binerken tasavvur edince "bu tam babama göre bi iş" diye düşündüm. .

yaklaşık 15 yıldır bisiklete binmiyor olduğum gerçeğini ne zaman dile getirsem "bisiklete binmek unutulmaz, bi kere binen hep binebilir" gibi bir karşılık alıyordum insanlardan ama sanki ben bu konuda bir istisna olabilirmişim gibi geliyordu. bugün dişçiden dönüp odamda bisikletle göz göze gelince "vakit geldi" dedim, "hazırlan, bu gece gidiyoruz."

tabii ki böle bişey demedim. saçma biinsan olabilirim ama bisiklete karizmatik cümleler kurucak halim yok doğrusu. en fazla şakalaşırım ya da "meraba meraba" o kadar neyse sahile gidip bisiklete binmeye karar verdim ama bir yandan da "ya binmeyi unutmuşsam" diye paranoya yaptım. bu yaştan sonra bisiklete binmeye çalışırken düşersem gururum incinebilirdi. ayrıca vücudunun yüzde 32.8 i titanyum çubuklarla ve vidalalarla örülü biinsan olduğum için çok kötü bir şekilde düşme lüksüm de yoktu. bu düşünceler eşliğinde bisikletimi dik konuma getirip asansöre yerleştirdim. hasansörden inince apartmandaki merdivenleri de indik sevgili bisikletimle. sıra sahile inen yokuş aşağı yolu geçmeye gelmişti. ilk denememi yokuş aşağı giderek yapmaya cesaret edemedim. aslında mis gibi dündüz yokuş aşağı yoldu ama ben yürüyerek indim bu yolu.

sahile varınca kimsenin bakmadığı kör bi nokta bulup oraya konuşlandım. çok heycanlı bi andı. oturdum bisiklete, sağ ayağımı pedala koyduktan sonra düşer gibi bişey oldu indim hemen. "niye binemiyorum yaaa" diye umutsuzluğa kapıldım. ardından "hani bisiklete binmek unutulmuyodu, pis yalancılar" diye geçirdim aklımdan. tekrar denemeye karar verdim. sağ ayağımı pedala attım, sol ayak da gelip olaya katılınca birden ilerlemeye başlayıp direksiyon hakimiyetimi de sağlayınca "oha resmen gidiyorum, yaşasın" diye sevindim, yüzüme bi sırıtış yerleşti. 32 dişimle birlikte yolculuk ettim bir süre. gittikçe daha rahat ve düzgün ilerlemeye başlıyordum. "ben zaten hergün biniyorum bisiklete" görüntüsünü kazanmam uzun sürmedi.

yanımdan başka bisikletli insanlar geçince garip bi bağ oluşuyodu aramızda. bisiklete binmeye başladıktan sonra bisiklete binen insanların aslında ne kadar çok olduğunu fark ettim. bostancı yönüne doğru gittim, çok keyifliydim doğrusu.

dragos'a kadar gidip geri döndüm. eve vardığımda kırmızı yanaklı yorgun biinsandım. üstümde tatlı bi huzur vardı. duş alırken farkettim ki sol kolum çok yorulmuş.

No comments: