Monday, March 30, 2009

yalan söyleyip yanıltıcağma doğru söyleyip yamulturum

kısa bir süre önce yeni klavyem geldi. artık size bol bol bbbb'li ve b o şl u k l u yazılar yazabilicem . hadi iyisiniz

Wednesday, March 11, 2009

en-çok-ayrı-yazılması-gereken-de-ve-mı-yı-ayrı-yazamadığım-için-siniroldum

dünklavyeyesudöküldü,adansonrakiharfvespacevozuldu,ndevozu lmuştuamadüzeldisonra,amaneysekiekranklavyesidiyevişeyvarmış. onun sayesinde b'de yazabiliyorum boşluk da koyabiliyorum ama msn'de ekran klavyesiyle yazmak çok uzun sürüyo. sonunda-şöyle-6i-yöntem-geliştirdim,6aya-pratik-oldu,göz-yormuyo,yani-yoruyo-da-vitişikkadardiilsonuçta.

klavyeye-su-döküldü-diyorum-da-laptopa-döküldü-yani-su,6asit-6i-durum-diil,düzelmicek-diye-çok-korkuyorum,servise-falan-vermemiz-gerekmezumarım,kuruyunca-geçer-diyorlar-umutlanıyorum-ama-6unalımdayım-resmen,enson-30milyonluk-şemsiyemi-tripte-unutunca-6u-kadar-üzülmüştüm,hayat-6eni-çok-yoruyo.

Tuesday, March 10, 2009

benim biram bitti/söyleyeyim yenisini/garson bana bakmazsa/döverim hepinizi

kabak dolması yiyodum demin, 3 saniye içinde yok oldular. mucize gibi bişiydi bence. mert kabak dolmalarının beynime kaçmış olabiliceğini söyledi, beyin röntgeni çektirince ortaya çıkarmış. bu durumu doktora nasıl açıklarım bilmiyorum, umarım daha önce böle bi vakayla karşılaşmışlardır. eğer dolmaları çıkarmak için beyin amilyatı olmam gerektiğini söylerlerse "bence hiç tıbbi müdehaleye gerek yok, nasılolsa şikayetçi diilim kalsın orda onlar" dicem. ama şöyle bi sorunum olabilir. beynimde kabak dolması olduğunu bilen bi grup insanla uçak kazasında ıssız bir yere düşersem acıkınca beynimi açarlar:(

Monday, March 9, 2009

sadece birinci cümlenin ilk harfini büyük yaptım

Bugün tren çok kalabalıktı. tam kapının yanına yapıştım, bi yandan da uykusuz okumaya çalışıyorum ısrarla. iğne atsan düşüceği yer yok, ben hala uykusuz okumaya çalışıyorum. o da bi alan kaplıyo sonuçta. neyse çok uzun bi yolculuktu, sanki tren bin tane durakta durdu, en sonunda benim iniceğim durağa geldi sıra ama benim ineceğim durakta, önünde durduğum kapı bozuldu açılmadı. bütün duraklarda normal çalışan kapı, gel tam ben inicekken bozul! sora yanımdaki adam kapıyı açmaya çalıştı bütün gücüyle. açabilir gibi geldi bana o yüzden bekledim adamın pes etmesini. bu sırada vakit geçiyo tabi, diğer kapılar her an kapanabilir. sora o adam açamayınca, başka bi adam açmayı denedi, o da açamıyo gibi olunca ben anibikararla diğer kapılardan birine koşmaya başladım. koşmak derken çok kalabalık tabi nereye koşuon, içinden geçiyosun insanların ittire ittire. ben insanların arasından geçmeye çalıştığım sırada tren hareket etmeye başladı. inmek istediğimi anlayan birileri kapıyı tuttu. hareket halindeki trenden atladım. çok heycannıydı. eylemsizlik kanunundan etkilenip yalpalandım.

var olmamak seni hiç ilgilendirmez

bütün meselenin olmak ya da olmamak olduğuna 7. karar verişim. bunu bi birayla kutlamak isterdim ama bugün içmicem. alkolik diilim çünkü ben taam mı gitbaşımdan.

Sunday, March 8, 2009

how is your life today?

bu sabah 12 buçukta uyandım. gece 3'te yattığıma göre kaç saat uyumuşum diye hesapladım. sonra uyku saatimi günde 8 saate indirebilir miyim diye düşündüm, indiremiceğime karar verdim. yataktan kalkıp hemen laptopumu açtım. uyanır uyanmaz ilk eylemimin bu olmasından bir kez daha rahatsız oldum ama değiştirmeğe karar vermedim. bir yandan saçımı toplarken diğer yandan da uzun yumuşak saçın insanın en iyi saçı olduğuna karar verdim. demek ki her sabah sırasıyla aynı şeyleri yapıp aynı şeyleri düşünüyorum. çokilginç. sonra tuvalete gittim. çişimi yaptım, yüzümü yıkadım, aynaya baktım, kendimi görünce çok güzel olduğuma karar verdim. geçen gün yanyana 3 tane sivilce çıkmıştı onları inceledim baya geçmiş gibiydiler. mutfağa gidip kahvaltı hazırladım. kahvaltı hazırlamamın sadece 1 buçuk dakkamı aldığını farkedince çok şaşırdım. sonra düşününce ekmek kesmek, bardağa süt koymak, buzdolabından zeytin, krem peynir, yağ çıkarmak ve ardından dolaptan reçel, bal ve nutella çıkarmak neden daha fazla sürsündü ki. her sabah bunu yaptığım için otomatiğe bağlamıştım zaten artık. kahvaltılıkları tepsiye koyup odama gittim. bir yandan kahvaltı edip diğer yandan ekşi sözlüğe baktım. gezegen satın alırken dikkat edilecek hususlar vardı çok komikti. ardından gazeteleri okudum internetten. pek önemli bişey yoktu. bunlar olurken kahvaltı bitti. tepsiyi mutfağa götürüp yediklerimi topladım. odama geri döndüm. neurosis'in from the hill şarkısını açtım. şarkının sonundaki akordeonla çalınan gibi olan kısmı bir kez daha çok beğendim. o kısmı hemen piyanoda çıkardım. kendimle gurur duydum. sonra diziport.com'dan lostun son bölümünü izledim. josh holloway'in gamzelerine şiir yazasım geldi. lost bitince duş alıp temiz bir hayata başladım. tam kitap okumaya gidicektim ki msn den birileri bişey yazdı, onlarla konuştum. sonra onlar offline oldular ama 3 saat geçti ben hala burdayım.
internetin insanı nasıl bu kadar kitliyebildiğini ben bugün yine anlamadım.

Sunday, March 1, 2009

imkansız abi

geçen gün arabayla giderken rakamlar sanki birer insanmış gibi geldi. Fizyolojik özelliklerine göre genelledim onları:

0 - obez bu
1 - uzun boylu zayıf biri
2 - buna tam karar veremedim ama sarışın kesin
3 - balık etli bir bağyan
4 - bu sakat olabilir
5 - güzel, orantılı bir vücuda sahip bir kadın
6 - koca götlü bi kadın ya da erkek
7 - zayıf biri ama sanki biraz kambur duruyo
8 - şişko
9 - koca memeli bir kadın