Monday, December 15, 2008
bir dinozorum var ve kullanmaktan çekinmem
Geçen gün başka bi algı boyutundayken hiçbişeyi o kadar da kontrol etmediğimizi farkettim. düşünceler beynimizin içine atlamadan önce hadi biraz düşüniym diyoruz sanki. öyle bi durum ki bu hiçbi şeyi seçmediğimiz anlaşılmasın diye beyin bi düzenek kurup bizi kandırıyo. mesela yapmak zorunda olduğumuz şeyi istememizi sağlıyo ki kendimiz istediğimiz için yapmış olalım. bu yüzden yemek yemeden önce acıkıyor su içmeden önce susuyoruz. ha bak özgür diilsin su içtin derlerse de istemesem içmezdimsonuçta diyoruz ve özgürüz diye geçiniyoruz. bıravo bize.
yeni başlayanlar için özgürlük
Beynimiz biz karar vermeden önce karar veriyorsa, biz sadece kendimizin içine sıkıştırılıp kendimizi izleyen küçük bilinçlerden oluşuyoruz. O halde ne kadar bilinçliysek o kadar varız ve insanın hayvandan farkı kendisini izlemesidir diyebilirim. Peki ya kararverdiğimizi zannetmek tamamen yanılgı mı? Herşey bütün etmenlerin birleşip bize uygulattığı eylemlerden ibaretse ve başka türlü olamazdıysa özgür irade yoktur mu? Sanırım bazı kavramları birbirine karıştırıyorum.
Öncelikle karar vermek nedir bunu tanımlamak lazım, özgürlükse bambaşka bir mesele, iradeye gelince o da ayrı bi konu. Belki de düşünmeye başlamadan önce "ben" nedir bunu biraz tartışmam gerekiyor.
Ben dediğimiz şey anlaşıldığı üzere kişisel bir şey midir? Böyle olmadığına eminim çünkü seçemediğimiz şeylerle başlıyoruz oyuna. Nerede, ne zaman, hangi ailede doğduğumuzu belirleyemiyoruz. Zaten ölçüt nedir ki? Herşeyi belirlemek, seçmek nedir ki? Eğer koşul yoksa, seçenek ve ölçüt de olmayacaktı ve o zaman seçim diye birşey de kalmayacaktı.
Evrende uzanıp giden sonsuz bi potansiyel içinde herhangi bir seçim teorik olarak mantıksız görünüyor bana ama seçim diye birşeyin olmaması da pratik hayatta bir garip geliyor. Yani seçtiğimizi zannediyoruz demek ki seçim var ya da seçim diye bir şey olduğuna dair daha iyi bi kanıt sunayım, bir şeyi seçtiğini zanneden insanlar herşeyi kadere bağlayan insanlardan daha çok yön veriyor hayatlarına. Hiçbir şeyi seçemeyeceğimi düşünüp kendimi kaderin kollarına bırakırsam eminim ki hayatım daha farklı ilerleyecek. İşte irade burada devreye giriyor. İtildiğin yere gitmemek... Yani kendini kaderin kollarına bıraktığında itildiğin her yere gidersin ama iradeni devreye sokarsan gitmeyebilirsin. Acıktığında yemek yemezsen iradeni kullanmış olursun o halde. O zaman irade sürüklenmeye karşı koymak gibi birşey. Peki iradenin kaynağı nereden geliyor? Neyse buna sonra dönerim.
Önce "ben"i tanımlamaya çalışıyordum konu dağıldı. "Ben"in kişisel birşey olmadığını söylemiştim. Evet değil çünkü ben dediğimiz şey koca bir zincirin devamı. Bundan 10 yıl önceki begüm de "ben"dim şimdiki begüm de "ben"im ama ikisi arasında pek bir benzerlik yok. Beni ben yapan bilincin hep aynı bedenin içinde olmasıydı ama somut olarak beni ben yapan şeyler, aldığım genler, beni geliştiren toplumsal etmenler, başkalarının davranışlarının üzerimdeki etkileri falan bütün bunların birleşimi. Bu düşünceden gidince de olmadı. Off bitürlü anlıyamıyorum nasıl oluyo hem hiçbişeyi seçmeyip hem de seçiyoruz?
Özetle mesele şu mudur: Ben diye bişey sadece minicik bi bilinçten ibaret ve bu bilinççik karar verdiğini zannediyo ama karar falan verdiğini yok? Yani zaten hiçbir yöne itilmesek hiçbir koşul olmasa heşeyi 0 dan biz belirlesek o zaman belki özgürlük diye bişeyden bahsedebilirdik ama o zaman hiçbirşey gerekmediğinden hiçbişey de olmazdı ki? Çok pis kandırılıyoruz gibigeliyo bana.
Tamam bir de durup karar verme anımızı inceliyelim. Şimdi yazı yazıyorum, yazmayadabilirim ama yazmayı seçiyorum. Ben mi seçiyorum hakkaten? Ben derken begümün geldiği son nokta yazı yazmayı seçiyor ben, bilinç olarak buna tanık oluyorum. Peki aslında yazıyı bilincim mi yazıyor begüm mü? "Ben" bilincim, begüm beden. Bilinç begümün yazadıklarını derleyip yazıya mı döküyor? Peki bilinç begümün yaşadıklarını etkiliyor mu? Etkiliyor! humm anlamaya başladım galba... O zaman ne kadar bilinçliysen o kadar özgürsün diyebiliriz çünkü az önce saydığımız bizi oluşturan etmenlerde bilinci yazmayı unuttum. Bilinç ne kadar fazlaysa seçim o kadar fazla bilinç ne kadar fazlaysa "ben" o kadar fazla diyorum ama biraz daha düşünmem lazım benim.
Öncelikle karar vermek nedir bunu tanımlamak lazım, özgürlükse bambaşka bir mesele, iradeye gelince o da ayrı bi konu. Belki de düşünmeye başlamadan önce "ben" nedir bunu biraz tartışmam gerekiyor.
Ben dediğimiz şey anlaşıldığı üzere kişisel bir şey midir? Böyle olmadığına eminim çünkü seçemediğimiz şeylerle başlıyoruz oyuna. Nerede, ne zaman, hangi ailede doğduğumuzu belirleyemiyoruz. Zaten ölçüt nedir ki? Herşeyi belirlemek, seçmek nedir ki? Eğer koşul yoksa, seçenek ve ölçüt de olmayacaktı ve o zaman seçim diye birşey de kalmayacaktı.
Evrende uzanıp giden sonsuz bi potansiyel içinde herhangi bir seçim teorik olarak mantıksız görünüyor bana ama seçim diye birşeyin olmaması da pratik hayatta bir garip geliyor. Yani seçtiğimizi zannediyoruz demek ki seçim var ya da seçim diye bir şey olduğuna dair daha iyi bi kanıt sunayım, bir şeyi seçtiğini zanneden insanlar herşeyi kadere bağlayan insanlardan daha çok yön veriyor hayatlarına. Hiçbir şeyi seçemeyeceğimi düşünüp kendimi kaderin kollarına bırakırsam eminim ki hayatım daha farklı ilerleyecek. İşte irade burada devreye giriyor. İtildiğin yere gitmemek... Yani kendini kaderin kollarına bıraktığında itildiğin her yere gidersin ama iradeni devreye sokarsan gitmeyebilirsin. Acıktığında yemek yemezsen iradeni kullanmış olursun o halde. O zaman irade sürüklenmeye karşı koymak gibi birşey. Peki iradenin kaynağı nereden geliyor? Neyse buna sonra dönerim.
Önce "ben"i tanımlamaya çalışıyordum konu dağıldı. "Ben"in kişisel birşey olmadığını söylemiştim. Evet değil çünkü ben dediğimiz şey koca bir zincirin devamı. Bundan 10 yıl önceki begüm de "ben"dim şimdiki begüm de "ben"im ama ikisi arasında pek bir benzerlik yok. Beni ben yapan bilincin hep aynı bedenin içinde olmasıydı ama somut olarak beni ben yapan şeyler, aldığım genler, beni geliştiren toplumsal etmenler, başkalarının davranışlarının üzerimdeki etkileri falan bütün bunların birleşimi. Bu düşünceden gidince de olmadı. Off bitürlü anlıyamıyorum nasıl oluyo hem hiçbişeyi seçmeyip hem de seçiyoruz?
Özetle mesele şu mudur: Ben diye bişey sadece minicik bi bilinçten ibaret ve bu bilinççik karar verdiğini zannediyo ama karar falan verdiğini yok? Yani zaten hiçbir yöne itilmesek hiçbir koşul olmasa heşeyi 0 dan biz belirlesek o zaman belki özgürlük diye bişeyden bahsedebilirdik ama o zaman hiçbirşey gerekmediğinden hiçbişey de olmazdı ki? Çok pis kandırılıyoruz gibigeliyo bana.
Tamam bir de durup karar verme anımızı inceliyelim. Şimdi yazı yazıyorum, yazmayadabilirim ama yazmayı seçiyorum. Ben mi seçiyorum hakkaten? Ben derken begümün geldiği son nokta yazı yazmayı seçiyor ben, bilinç olarak buna tanık oluyorum. Peki aslında yazıyı bilincim mi yazıyor begüm mü? "Ben" bilincim, begüm beden. Bilinç begümün yazadıklarını derleyip yazıya mı döküyor? Peki bilinç begümün yaşadıklarını etkiliyor mu? Etkiliyor! humm anlamaya başladım galba... O zaman ne kadar bilinçliysen o kadar özgürsün diyebiliriz çünkü az önce saydığımız bizi oluşturan etmenlerde bilinci yazmayı unuttum. Bilinç ne kadar fazlaysa seçim o kadar fazla bilinç ne kadar fazlaysa "ben" o kadar fazla diyorum ama biraz daha düşünmem lazım benim.
beynim benden önce karar vermesin
geçengün gastede bi yazı okudum. beynimiz biz karar vermeden önce karar veriyomuş. kendimi çok bi enayi, çok bi keriz hissettim. ben bunca yıldır karar verdiğimi sanarken aslında çoktan karar vermişim yani. hayret yau..
hemen bukonuyu incelemeye aldım ve bitakım çalışmalar sonucunda artık beynimin benden önce karar verdiği anı hissedebiliyorum sanırım. beynin karar verişi, biz karar vermeden 4-5 saniye önce falan oluyo gibigeldi, incelemelerim sürücek, görüşürüz.
hemen bukonuyu incelemeye aldım ve bitakım çalışmalar sonucunda artık beynimin benden önce karar verdiği anı hissedebiliyorum sanırım. beynin karar verişi, biz karar vermeden 4-5 saniye önce falan oluyo gibigeldi, incelemelerim sürücek, görüşürüz.
Subscribe to:
Posts (Atom)
