Thursday, July 17, 2008

Eski fakat anlamlı şeyler kutusu

*bi kaç şarap şişesi mantarı
*konser biletleri
*rockistanbul radarlive rockncoke ve zeytinli festivali bileklikleri
*ilkokul arkadaşımın ilkokuldayken yazdığı bi mektup
*melisin yazdığı mektuplar, vasiyeti ve hint çayında bana bıraktığı notlar
*abimin askerdeyken yolladığı mektuplar
*babamın muhtar adayıyken herkese dağıttı kağıt
*anathema konseri sonrası edindiğim hangi anathema üyesine ait olduğu bilinmeyen bardak
*20 cent (almanyadan)
*bira almak için kullanılan marka
*tekila şişesi kapağı
*vampir dişi
*çakmak
*taş
*küçük kilit
*kurbağa bacağı
*iki fotoğraf iki resim
*eskiden içinde çiçek olan kadife bir kılıf
*toka
*yüzük
*shut bardağı
*aloe vera (ilginç di mi?)
*3 boyutlu puzzle küp
*uzaylı resmi
*aferin prospektüsü
*sigara kılıfı ve zıvana (amsterdamdan bunlar)
*kinder sürpriz yumurta oyuncakları


İşte benim kutumdan çıkanlar bunlar. Aslında hepsinin hoş küçük hikayeleri var ama bunlar özel olduğu için 70 milyonun önünde anlatıcak değilim.


Benim için anlamlı olduğu için bu acaip şeyleri saklıyorum. Acaba herkes yapıyo mu bunu diye düşünerek 5'i kız 5'i erkek 10 kişi üzerinde küçük bi araştırma yaptım. 9'unun bu tarz eski şeyleri sakladığı ortaya çıktı. Bi tanesinin eski sevgili kavanozu var, içinde bir tutam örülmüş saç saklıyo pis manyak. Malboro light kutusun üst kapağı da aynı arkadaşın sakladıkları arasında. Araştırmama katılan bir diğer kişi topitop saklamaya çalışmış fakat bozulduğu için atmak zorunda kalmış, başka bi arkadaşın sakladıkları içinde ise bi ben yokum.
Bu araştırmadan çıkan en ilginç sonuç ise kimsenin sakladıkları şeyleri atmayı düşünmemesi oldu. 9 kişinin 9'u da bu ıvır zıvırları sonsuza dek saklamayı düşünüyor.

Sunday, July 6, 2008

Ortadan ikiye Tom Yorke olmadan bir ameliyat daha atlatmak

Geceydi. Alışveriş merkezine benzeyen ama öyle olmayan büyük bir yapının içinde bir barda okuldan arkadaşlarımla doğum günümü kutluyordum. Arkadaşlarımdan biri bana doğum günü hediyesi olarak kocaman bir şişe portakallı tekila almıştı. Tekilayı kaptığım gibi diğer hediyeleri falan orda bırakıp Eray'ın yanına gittim. Melis'i de alıp evde parti yapıcaktık. Ben koşarak önden gidiyordum, Eray ise tekilayı ve benim sırt çantamı taşıyarak peşimden geliyordu. Koşarak garip yerlere girip, garip insanlarla konuşup garip şeyler yaptım, Eray da arkamdan benim yaptıklarımın aynısını yaparak geliyordu. Sonra Eray, "Acaba biz bi zeytinin içinde olabilir miyiz" dedi ve ortadan kayboldu.

Eray'ı bulmak için son girdiğim bir iki dükkana geri döndüm ama bulamadım sonra Melis'le buluştuk, birlikte aramaya başladık. Onu bulmak için aynı yerlere 100'er defa baktık ama yine bulamadık. Sonra Melis "Başka nerde olabilir ki, küçüldü mü acaba?" dedi. Ben de Eray'ın kaybolmadan önce "Acaba zeytinin içinde miyiz?" dediğini söyleyip, belki bunun bi işaret olabileceğini düşündüm. Bunun üzerine bi restorantın mutfağına girip yemekleri incelemeye başladık. Melis pilavların arasında ortalama bi zeytinin 4 katı büyüklğünde bi zeytin buldu ve içine baktı. Eray onun içindeydi. Dışarda yağmur başladı. Eray'ı dışarı çıkardık, yağmurda büyüyüp normal haline döndü, üstelik şemsiyesi de vardı. Şemsiyenin altına girip birlikte eve gittik.

Tuesday, July 1, 2008

olmak ya da olmamak, hakkaten de bütün mesele bu

Yarın erken kalkıp amilyat olucam. Bi arkadaşım bana vaktiyle "1 hafta sonra ölüceğini bilsen dişini fırçalar mıydın?" diye sormuştu. Bu sorudan yola çıkarak son bi haftamı hayatımın son günleriymişçesine bir bakış açısıyla değerlendirdim ve cevabımın "fırçalardım" olduğuna karar verdim. Çünkü zaten ben yaşamak istediğim hayatı yaşıyordum, 1 haftam kaldığını öğrenince birden bire değişmeyecektim. Bilmiyorum, belki biriki kişiyi arayıp "ya kusura bakma ben sana aslında öyledemekistememiştim" derdim ama muhtemelen bunu da yapmazdım çünkü bence insanın kendine yapacağı en büyük kötülük yakında öleceğini hesaba katarak yaşaması olurmuş. Bu davranış hayatın kozmiğine aykırı.

bugün senin günün onu da mahvettin

24.07.2007


Bugün ilginç bişey farkettim. Şimdiye dek bilinçdışı korkularımın bilincime etki ettiğine milyonlarca kere şahit olmuştum, bu kez bilinçdışı bi mutluluğu bilincime girmeye çalışırken yakaladım. Garip bi dedektifimdir. O mutluluğun bilincime etki etmesine izin vermedim tabi ki çünkü durumu analiz etmekle meşguldüm.

Neden yazdığım yazıyı tekrar okuduğumda "dedektifimdir" kısmının üzerindeyken dün gece gördüğüm rüyadan bir kare ve his içimde belirdi? Ben o karanlık odada neyi bırakıp gitmiştim. Yoksa asansöre doğru mu? Sanki bakkal ya da benzeri bir yemek alma yerine doğruydu yolculuk. Rüyayı hatırlamak için öncelikle dün gece nerde uyuduğumu hatırlamalıyım sanırım.

Bütün bunlar olurken yazlığın balkonunda bir böceğin çıkardığı ritmik sesin, uzun zamandır salondaki saatten geldiğini zannettiğimi; saniyelerin ne kadar hızlı geçtiğini farkedip korkuya kapıldığımda anladım. Aslında saniyelerin her zamankinden daha hızlı geçtiği falan yoktu. Böceğin tıkları, saniyeninkine göre daha hızlıydı o kadar. "saniyeninkine" yazarken defterin önüne düşen iğrenç böceğin beni anibihareketle sandalyeden kaldırmasını, herşeyin altında anlam arayan biri olsaydım, böcek düşmeden önceki esnada yazmayı planladığım cümleyi demek ki yazmamam gerekiyormuş şeklinde yorumlayabilirdim ve sanırım yorumladım. Bu yüzden saniye konusunun çok uzadığına dair bi cümle okumayacaksınız yukarda.

Neyse rüyaya dönelim. Neden tam olarak hangi rolde hangi amaca sahip olduğumu bilmediğim o kareyi hatırladıkça geriliyorum? Rüyadaki "o karanlık odaya geri dönecek miyim?"sorusu neden bu kadar üzmüştü beni? Şüphesiz ki o oda kötü birşeyleri temsil ediyor. e ama ben gördüğüm rüyaları hatırlamassam nasıl kendi kendimin Freud'u olucam? O iğrenç böcek yine geldi. Nedense hep yazdığım şeyleri dışardan bakıp değerlendirmeye çalıştığımda geliyor ve.......?U)&(%/

öfffffff onu öldürmek zorunda kaldım, feci moralim bozuldu. Ölmüş böcek cesetlerine karşı derin bi korku duyuyorum. Dış kabuğunun çatırdayışını terliğime ve altındaki peçeteye rağmen hissettikten sonra ona bir daha nasıl yaklaşabilirim? ama onu ortadan kaldırmassam hep orda kalır??

Bari asıl söylemek istediklerimi söyleyip gideyim burdan. Benim asıl söylemek istediğim mutlu olduğumdu ama bunu yaparken katil oldum ve son olarak rüyamdaki odaya sanırım geri dönmeyecektim.

B
u, geçen yaz yazlığın balkonunda yazdığım bi yazıydı. Eski defterlerimdeki gereksiz yazıları çöpe atarken buldum ve hikayenin devamını hatırladım. Sabah annem balkonu temizlerken böceği bulmuş, ben de uyanır uyanmaz böceği sormuştum. Annem, öldüğünü söylemişti. Evet, öldüğünü zaten biliyordum ama dış kabuğu hakkında bikaç detayı merak etmiştim. Ayrıca öyle iğrenç bişeye nasıl yaklaşabildiğiyle ilgili de biraz bilgi alsam fena olmazdı ama annem ısrarla ölmüştü boşver diyip durdu ben de pes ettim.