Wednesday, April 23, 2008

seçim senin

Bugün eve gelirken -son 2 yıldır yaptığım gibi- asansöre bindim ve 12'ye bastım. Asansör 12. kata gelince indim ama bir gariplik vardı. Evimizin kapısının olması gerektiği yerde başka bir kapı vardı. "Alla hallah" dedim, "Acaba yanlış mı bastım?" ama 12 yazıyordu asansörde.
"O zaman ben bizim kapıyı mı yanlış hatırlıyorum ki" diye düşündüm, ama kapının önünde ayakkablar vardı ve bizim evde misafirler de dahil olmak üzere kimse dışarda bırakmaz ayakkabısını. zaten kapı da bizim kapı diil belli yani.
Bunun üzerine tekrar bindim asansöre, 10'a inip tekrar 12'ye çıktım, çıktığımda evimin kapısında olayım, demin yaşananlar bir hayal olarak kalsın istedim. Zihnime temiz bir sayfa açıp tekrar 12'ye çıktığımda yine aynı kapı ve aynı ayakkabılarla karşılaştım. Paniklemeye başladım.
Bu sefer yanlışlıkla a blok yerine b bloğa gelmiş olma ihtimalimi sorguladım ama hayır, her zamanki apartman kapısından girmiştim işte emindim. Nasıl emin olabilirdim ki? Belki de girmemişimdir, öyle sanıyorumdur? Ama çok önceden bi gariplik hissetmem lazım gelirdi bloklarda bi hata yapmış olsaydım... Delirmemek için emin olmak kavramına takılmayıp doğru kapıdan girdiğimi farzetmeye karar verdim çünkü her zamanki kapıdan girmiştim.
sonra mecburen annem kapıyı mı değiştirdi ben yokken diye düşündüm ama peki ya ayakkabılar? onlar nolucaktı? Annem ben yokken kapıyla birlikte hayat tarzını da değiştirmiş olamazdı, değiştirse de bana haber verirdi en azından.

Sonunda bütün bu düşünceleri bir kenara bırakıp durumumu kabullendim. Napalım 12. katta olduğuma göre demekki burası bizim evdi. Tam kapıyı çalacaktım ki yok lan resmen bizim kapı diil bu yaa! Kapıyı açan tanımadığım kişiye "burası niye bizim ev diil", ya da kendimden emin bi şekilde "bizim ev nerde" mi dicektim? Vazgeçtim, kapıyı çalmadım. Koşarak bi üst kata çıktım bizim kapı orada değildi, ardından bi kat aşşağı indim yine bizim kapı yok. Artık iyice korkmaya başlamıştım, resmen evimi bulamıyordum. Adresi mi unutmuştum aniden? Evimiz neden her zaman olduğu yerde diildi?

Çaresizlik içinde kalmışken aklıma son bi fikir geldi. Asansörle en üst kata çıkacak sonra sırayla aşşağı inip bütün kapılara bakacaktım. Bu plandan yola çıkarak 14'e çıktım. .

İşte bizim kapı ordaydı! Bu, günümün en huzurlu anıydı.

Kapıyı açan anneme yaşadığım garip olayı anlattım. Bana umursamaz bi şekilde şöyle dedi: hıı yine mi asansör kaymış.
?!
Bu korkunç olaya annemin böylesine basit bi açıyla yaklaşması gerçekten çok şaşırtıcıydı. Benim gibi ruh sağlığı sallantıda biinsan bu olayı haketmemişti..

3 comments:

sinabey said...

açıklaması olmasına sevindim; berbat bir şey bu çünkü, biliyorum, yaşadım.

kısa keserek anlatacağım:
okulda birilerinin yurtlar bölgesinde armut koltuk sattığını duydum ve ucuzdu da, olayla ilgileneyim dedim. yurtta kalmadığım için planım, arkadaşın odasına atmak ve haftasonu da arabayla gelip almaktı. armutu yüklendim, yurdun 3. katına çıktım ve kapıyı açtığımda, bir kız odasının çiçek kokan pembe paspası yerine atletli sigara içen 2 herifle göz göze geldim. kapı numarasına baktım, doğruydu. 3. katta mıyım diye kontrol ettim, tamam. yarabbim aklımı mı yitiriyorum diyerek armutu bıraktım, dışarı çıktım açık merdivenlere, manzara da doğruydu. üşenmedim, üç kat inip girişteki tabelaya da baktım, doğru yurt. en sonunda, gözlerim kızarmış ve alnımdaki damarlar şişmiş bir şekilde dellenerek armutu yüklenip servislere taşıdım, oradan E5'e, oradan taksiyle eve. taksiye sokarken de gözüme parmağımı soktum, o apayrı bir hikaye.

sonuç olarak, ne olduğunu hala bilmiyorum.

neyse işte, anılar canlandı bi anda.

living maze said...

ehahhe seninki daha betermiş, bi de elinde koskoca armutla kalakalmışsın.

en kötüsü de taksiye binerken parmağını gözüne sokman, evet evet hikayenin en can alıcı kısmı kesinlikle bu bence:D

sinabey said...

evet ya.. armutu arka koltuğa tıkıştırmak için iki yanından tutmuş bi ileri itip bi geri çekiyodum. bi de gitar çalıcam diye sol elimin tırnakları gerekli uzunluktaydı.

sen o sol el kurtul o armuttan. git o sol gözün ortasına gir! sen o tırnak göz pınarına eklen! bi saat gözümü açamadım, 5 gün boyunca da pembe bir gözle gezdim.

armutun ve kaybolan kapının lanetinin elindeydim. yalnız değilsin.