Thursday, January 10, 2008

12. katta olduğumu unutmuşçasına bir uyku çektim

Faber-Castell Grip 1347... Yeşildi. Tanıdığım insanların %83.7'si bu kalemden kullanıyordu ama herkes kendisininkini tanıyabilecek kadar uzman olmuştu. Kimininkinin silgisi bitmiş, kimininkinin yazısı silinmişti. Benimki ise kusursuzdu. İlk aldığım günkü gibi pırıl pırıl parlıyordu. Daha önce aynı kalemin siyahını ve bordosunu kullanmıştım. Özellikle siyahıyla uzun seneler geçirmiştim. Onu kaybettikten hemen sonra gidip aynı renginden almayı kaybolan kalemime bir hakaret olarak algıladığımdan gidip bordosunu almıştım ve tabi ki 0.7'ydi.

Neyse... Bu kaybettiğim yeşili son görüşüm yine böyle kasvetli bir gece, saat 3 civarlarıydı. Yatağımda uzanmış müzik defterime bütün notaların majör gamlarını yazıyordum, sonra uyudum ve onu bir daha göremedim. Günlerce yatağın altından, kenarından, kalemlikten çıkıp gelmesini bekledim. Bir şeyin kaybolduğunu kabullenmek ne kadar da zor. Bence bir eşyanın değeri onu ararken aynı yere kaç defa baktığımızla ölçülebilir.

Anladım ki o sadece bir kalem değildi benim için; kendimi güvende hissetmemi sağlayan temel unsurlardan biriydi. Aramızdaki bu gizli bağı ancak farkedebildim. Onun olmadığı süreçte her gece kabuslar içinde uyanıyordum. Sonunda böyle yaşayamayacağımı anladım ve gözümü karartıp Mephisto'ya gittim.

Mephisto yolumuzun üstü değildi, bu yüzden arkadaşlarım neden kalem almak konusunda bu kadar ısrarlı olduğumu anlayamadılar. Mephistoda saatlerce oyalanıp yıllarımı birlikte geçirmeyi umduğum kalemimi aradım. Sonunda siyahını aldım. Bu yazıyı onunla yazıyorum. Tıpkı eski günlerdeki gibi. Sanki o ilk siyahı hiç kaybetmemişim gibi.

1 comment:

living maze said...

bu yazıyı yazdıktan yaklaşık 2 gün sonra siyah kalemimi kaybettim. şimdi hayatıma ondan sonra aldığım lacivert faber castell le devam ediyorum. üstelik 0.5. ısınamadım..