Wednesday, September 12, 2007

Yatak


Dün yaşadığım çağla azıcık barışır gibi oldum sanırım. Ölü ozanlar derneğini izleyip (izlemeyen bi ben kalmışım dünyada) kendi gözyaşlarım ve sümüklerimde boğulunca dedim ki, şimdi bu çağda yaşamasaydım bu filmi izleyemezdim, ne nightmare before christmas olurdu ne mulholland dr ne shawshank redemption ne biliym. Ayrıca Dolorian'a, Anekdoten'a, Shining'e de bu çağda tanık olabilirdim sadece. Hem geçmişteki hem şimdideki herşeye ancak bu çağda ulaşabilirdim. Bi yandan Beethoven'dan bi yandan Devil Doll'dan ilhamı ancak bu çağda alabilirdim. Sanırım memnuniyetsizliğimin nedeni teknolojinin dozunda kullanılmamasıydı. Ya da madalyonun diğer yüzünü sevmiyorum arabalar falan. Metro kalsın, araba gitsin; winamp kalsın, msn gitsin gibi şeyler. Traktörle uçağa da lafım yok, kalsınlar.

Bu arada geçen gün gastede bi yazı okudum, çocukların televizyon bağımlılığıyla ilgili baya hoş bi analiz gibime geldi durun pastle'liyim: Bunun çeşitli nedenleri olabileceğini belirten Landhuis, televizyondaki hızlı sahne değişimlerinin, henüz gelişimini tamamlamamış beyin üzerinde, gerçek hayatta olanların çocuğa sıkıcı gelmesi şeklinde etki gösterebileceğini belirtti. Landhuis, "Dolayısıyla, çocuk televizyon seyreden çocuk, okul ödevleri gibi daha sıradan ve yavaş ilerleyen görevlere karşı tahammülsüz olabiliyor.
Gerçek hayat yavaş hakkaten de, televizyon, bilgisayar çok hızlı. Ayrıca gerçek hayat sessiz aslında, şehir çok gürültülü.



Not: Alttaki resmi çok eskiden paintte yapmıştım, üstteki fotoğrafı da az önce çektim.

1 comment:

Nickfallin said...

Fevkaladenin fevkinde olmuş bu post. Ayna süper bir icat evet, bir de baktığımızda başkalarının da gösterse...