Wednesday, September 12, 2007

Yatak



Onu yapiym, bunu yapiym, müzik yapiym, yazı yaziym, kitap okiyim diyip duruyorum ama sanırım ben en çok yatmayı seviyorum, sürekli yatıyor olmamdan bu sonucu çıkardım. Antibiyotik haftası yüzünden mi, bilemiyorum; ya da bu ev mi beni daraltıyo bilemedim ama şu an görünen: kapalı perdeler, açık müzik ve ben yataktayım. Bilgisayardan kurtuldum en azından ama di mi? Ayrıca şu an yazı yazıyorum yatarak da olsa? Rahat böyle ya. Bu yazı yazmak değil ama zeka yok, özen yok, değinmek istediğim bi nokta yok; kendi kendine konuşmak gibi bişey. Yani yazmıyor olsam yazmadan düşünüyo olcaktım bunları, ya da hayal alemine dalıp gidicektim. Hayal alemim de çok komikleşmeye başladı. Bütün gün yatıp, günün birinde bu güne dek duyduğum en güzel şarkıyı bestelemek falan istiyorum ya da dağ gibi olmuş okunacak kitaplarımı okuyup kafamdaki bazı çelişkileri çözmeyi falan istiyorum. Yattığım yerden, hiç bi şey yapmadan. Günbatımında ormanda dolorian dinlesem en güzeli. Çok güzel yazılar da yazabilirdim şimdi aslında ama bi kurgu oluşturmaya üşeniyorum, kafamı çalıştırmaya üşeniyorum. Rahat böyle ya. Kozmik gerektirirse kurgu, bi gün gelip beni bulacaktır. Kendimi hayatın akışına bıraktım, kendimi yatağın duruşuna bıraktım. Tatlı tatlı yatıyorum işte. Şarkı da var "journey of the lonely rays" falan diye fısıldıyo. Onlar yeterince düşünüp yeterince, güzel yansıtmışlar. Ben hazıra konuyorum.

Dün yaşadığım çağla azıcık barışır gibi oldum sanırım. Ölü ozanlar derneğini izleyip (izlemeyen bi ben kalmışım dünyada) kendi gözyaşlarım ve sümüklerimde boğulunca dedim ki, şimdi bu çağda yaşamasaydım bu filmi izleyemezdim, ne nightmare before christmas olurdu ne mulholland dr ne shawshank redemption ne biliym. Gerçi niye sahnede diiliz de tribündeyiz sorunu var ama sinema güzel bişey sonuçta. Ayrıca Dolorian'a, Anekdoten'a, Shining'e de bu çağda tanık olabilirdim sadece. Hem geçmişteki hem şimdideki herşeye ancak bu çağda ulaşabilirdim. Bi yandan Beethoven'dan bi yandan Devil Doll'dan ilhamı ancak bu çağda alabilirdim. Sanırım memnuniyetsizliğimin nedeni teknolojinin dozunda kullanılmamasıydı. Ya da madalyonun diğer yüzünü sevmiyorum arabalar falan. Metro kalsın, araba gitsin; winamp kalsın, msn gitsin gibi şeyler. Traktörle uçağa da lafım yok, kalsınlar.

Bu arada geçen gün gastede bi yazı okudum, çocukların televizyon bağımlılığıyla ilgili baya hoş bi analiz gibime geldi durun pastle'liyim(durdunuz mu): Bunun çeşitli nedenleri olabileceğini belirten Landhuis, televizyondaki hızlı sahne değişimlerinin, henüz gelişimini tamamlamamış beyin üzerinde, gerçek hayatta olanların çocuğa sıkıcı gelmesi şeklinde etki gösterebileceğini belirtti. Landhuis, "Dolayısıyla, çocuk televizyon seyreden çocuk, okul ödevleri gibi daha sıradan ve yavaş ilerleyen görevlere karşı tahammülsüz olabiliyor.
Gerçek hayat yavaş hakkaten de, televizyon, bilgisayar çok hızlı. Gerçek hayat sessiz aslında, şehir çok gürültülü. Yine yaşadığım çağla çatıştım ya nereye varıcak bu savaşın sonu, çok talihsiz bi savaş hep kaybeden ben oluyorum. (bu arada her film örümcek adam gibi diil david lynch, tarkovsky, lars von trier izlese bu çocuk gerçek hayatla senkronizasyonu yakalar.)
Hiçbi filmde oyuncunun çişini yapıp, ellerini yıkadığını sonra koridorda şöyle bi sağına soluna bakınıp da bulaşık makinesini boşalttığını tüm ayrıntısıyla izlemiyoruz. Kendi gerçekliğimizden uzaklaşmadan onunla barışmanın bi yolunu bulmalıyız. Tuvalette geçirdiğimiz dakikaları seviyoruz bence, orası güzel biyer. Ayna var bi kere. Ayna en iyi icatlarda ilk 3'e girer rahatlıkla. Bi de ben icad edilmesi gereken bişey buldum geçen gün. Hani sıvı sabunların mekanizması varya: üstten bastırıyosun fışkırıyo. Diş macununa da o mekanizmadan istiyorum ben artık. O kapağı çevir aç kapa, sağa sola bulaştır, ortadan sıktım evdeki diğer insanlar bana gıcık olur mu gerginliği falan yaşlandırıyo beni. Ortasından sıkıyorum valla genelde ben, biterken aşşağı dakileri yukarı itiyorum.
İyi olup olmadığımı umursamayacak kadar iyiyim. Bütün hayatım boyunca iyi olup olamayacağımı denetleyemeyeceğime karar verdim. Harekete geçmek için herşeyin mükemmel olmasını beklersen asla harekete geçemezsin ama rahat böyle ya.
Not: Alttaki resmi çok eskiden paintte yapmıştım, üstteki fotoğrafı da az önce çektim.