Wednesday, August 15, 2007

100

Antibiyotik kafasıyla download izlemek pek güzel bi duygu, geliyo falan. 98 oluyo 99 oluyo.. 99 olunca bazen duruyo. İşte o heycanlı dakikaları yakalamak lazım. Özellikle mi kapatıyolar karşıdan acaba? Farketmez ki benim için yüzde 99 unu dinlesem şarkının yeter bana. Son yüzde 1 lik kısımda çok enteresan bişey olduğunu sanmıyorum.
Dün gece uyumadan önce düşündüm. Freud'un "Düşlerin Yorumu 1" kitabını okuyodum. İnsan uykuya dalmadan önce gözünü kapatır çünkü aktif bi şekilde duyumlarken herşeyi, uyuyamazmış. Birincil duyumuz olan gözümüzü etkileşime kapalı bi hale getirmemiz gerekiyo bu yüzden. Ben de düşündüm, gözümüzü kapatabiliyoruz ama kulağımızı kapamıyoruz, kulak kapağımız yok. Etrafı sessizleştirebiliyoruz aslında o zaman kulak etkileşmemiş oluyo sağla solla. Aslında ışıkları da kapatabiliyoruz ama bu göz için yeterli olmuyo, gözünü kapatmassan görüntü hep var, gözünü seviym. Balıklar gözü açık uyyo. Bi balığın uyuduğunu nasıl anlayabilriiz? Onların o umursamaz tavırları... uyumuyosa bile bize uyyomuş gibi davranabilir. Konuyu nasıl her yazıda dönüp dolaşıp balıklara? "Dün sabah seni gördüm, aklın takılmış yine balıklara" Neyse dün gece uyumadan düşündüm işte şuna karar verdim: hava karanlıkken gördüğümüz rüyalar gecede geçiyo, gündüz gördüğümüz rüyalar gündüzde geçiyo çünkü ben ne zaman gece uyansam uykumdan, hatırladığım rüyaların geçtiği atmosfer gece. Mesela dün gece uyandım. Rüyamda kraliçeydim, geceydi, bi kaç tane yardımcım vardı, kocam sefere gitmişti, çok kafası karışık ve hüzünlü biriydim. Pencereden halkıma bakıp. "Halkım için çok üzülüyorum" diyodum yardımcıma. Yardımcım dediğim herifle de kocamı aldatıyorum bu arada ama saraydakiler durumu bilmesine rağmen benim bu hüzünlü ve kafası karışık halime onlar da üzüldüğünden durumu kötü karşılamıyolardı. O sırada işte camdan bakarken perdesi açık bi evi izliyorum, çok fakir olduğu evinin koltuklarından anlaşılan, yaşlı bi adam delirmiş bi halde karpuzu sallıyodu, karpuzun içinden kumlar akıyodu, sora o karpuzu dışarıya fırlattı, birinin kafaya geldi, biri çığlık attı. Halkım için çok üzülüyorum. Benim sarayım da dandikti zaten fakir bi ülkeydik biz. Daha sonra toplantıda "İsterseniz siz biraz ıstiraat edin ülkenin yönetimiyle biraz ben ilgileniym" dedi vezir. Acaba iyice saçmaladığım için iyilik olsun diye mi dedi; yoksa karanlık planları mı var diye bi kıllandım ama gerçekten kendimi çok kötü hissediyodum, bunalımdaydım tamam sen ilgilen dedim çocuğa, masayı terkettim. Başka bi gece uyanıp da hatırladığım rüyada, melisle konser çıkışı eve dönerken arkamızdan birileri sinsice gelip bize "göztepeye nasıl gidebiliriz?" diyodu". O da geceydi mesela. Ben herşeyin TEPEsindeki bizi izleyen GÖZe gidicekler diye panik yapmıştım.
Çoğu rüyamız havanın aydınlık olduğu bi atmosferde geçiyomuş gibi gelebilir çünkü genellikle sabah uyanıyoruz. Zaten gece derin uykudayken görülen rüyalar hatırlanmaz. Freud bununla ilgili: "Uyku derinleştikçe rüyalar daha da anlamsızlaşır, bi şeyi anlayıp da aktarmak için birbiriyle bağlantılı bi bütün olması gerekir." gibi bişey demiş. Ben burda kitabı tercüme etmeyi bi görev biliyorum çünkü kitabın tercümesi çok kötü. Almanca orjinalinden okusak daha net anlardık.